Romanya Ligi’nde teknik direktör olarak ikinci şampiyonluğunu elde eden efsane futbol adamı Gheorghe Hagi, Four Four Two’ya çarpıcı açıklamalarda bulundu. Futbolculuk yıllarına ve teknik direktörlük felsefesine değinen Hagi, Galatasaray’da forma giydiği dönemi de değerlendirdi ve sarı-kırmızılı takıma imza atmadan önce Avrupa’da kupa kazanma hedefi taşıdığını söyledi.
Kolombiya'ya attığı gol
“Ben sadece var olmak için değil kazanmak için doğmuşum. 1994’te ABD’ye Dünya Kupası’nı kazanmak için gittim. Aklımdaki tek şey buydu ve takımı da buna inandırmaya çalıştım. Kolombiya’ya attığım gol kariyerimdeki en zor gollerden biriydi. Yetenek, kişilik, ilham, güç, kararlılık ve risk gerektiriyordu.
Kolombiya kalecisinin önde oynayacağını biliyorduk ve o golü maçtan iki gün önce kalecimiz Bogdan Stelea ile çalışmıştık. Hem Real Madrid hem de Barcelona için oynamak onur vericiydi ve her iki kulüp de bana çok şey kattı"
Barcelona dönemi
"Johan Cruyff Barcelona’ya transferimden önce beni aradı ve benim dünyanın en iyi 10 numarası olduğumu söyledi.
Cruyff’a çocukluğumdan bu yana hayrandım ve yaptığı her şeyi seviyordum. O benim idolümdü. O dönem Tottenham’a da transfer olabilirdim ama telefonun Cruyff varsa ve Barcelona gibi büyük bir kulüpte total futbolu öğretme şansı sunuyorsa bunu reddedemezsiniz.
Barcelona’daki iki yılda nasıl baskı kurulacağını, sahada nasıl pozisyon alacağımı, hücumu ve savunmayı nasıl dengeleyeceğimi öğrendim. Cruyff’tan öğrendiklerim şu anda da felsefemin bir parçası ve bunları elimden geldiğince kullanmaya çalışıyorum"
Galatasaray macerası ve oyuncu yetiştiriciliği
"1996’da çok sayıda Premier Lig kulübüyle adım geçmişti ama Romanya’ya yakın olduğu için Galatasaray’ı seçtim.
Büyük bir projeyle Avrupa şampiyonluğu hedefliyorlardı. Türkiye ülke olarak inanılmaz bir potansiyele sahipti ve orada Avrupa kupası kazanabileceğimi biliyordum. Buna o kadar inanıyordum ki sözleşmeme Avrupa kupası kazanmamız halinde ek bir prim maddesi ekletmiştim. Galatasaray’daki son yıllarımda okumaya, öğrenmeye ve her şeyi not almaya başlamıştım.
Futbolculuk sonrası planlarım o günlerde şekillenmişti.
Bence dünyada altyapısı olan her takım A takım kadrosuna her yıl en az bir altyapısı oyuncusu dahil etmeli. Altyapıda bu şansı hak etmeyen bir oyuncu bile olmaması mümkün değil. Eğer yoksa o zaman bir şeyler yanlış yapılıyor demektir”


