YORUM | Pochettino'nun elinde olsa şans bulamazdı! Ozan Kabak'ı ekonomik kriz yarattı

Yorum()
Getty
Ekonomik olarak güçlü olan takımlar sadece "seçkin" gençlere şans veriyor. Ozan Kabak henüz o sınıfta değildi ama maddi kriz ona yaradı.

Güner Çalış @oolegunnar

"Eğer 10 üzerinden 7’lik bir oyuncuysanız, dört sene önce takıma girebilme imkanınız vardı. Ama şimdi gençlere şunu söylüyoruz: 8 veya 8 buçuk olmak zorundasınız.”

Mauricio Pochettino, bu sezon sıkça yaptığı üzere bir maç önü toplantısını başka konulardan da bahsetmek üzere bir platform olarak kullanıyor. FA Kupası üçüncü turunda Tranmere ile karşılaşacaklar ve çok yoğun bir fikstürden çıkmış olmalarına rağmen böylesine kolay bir maçta neden altyapıdan çok fazla oyuncuya yer veremeyeceğinden bahsediyor. İki yıl önce Gillingham’I 5-0 mağlup ettikleri maçta akademiden altı oyuncu kullanmış. Tranmere’e karşı ise gençlerden sadece Skipp ve Walker-Peters’a ilk 11’de yer verecek. Tottenham rakibini 7-0 mağlup ediyor. Bu aynı zamanda 136 yıllık kulüp tarihinin en farklı deplasman galibiyeti. Bu kadar ciddiye almaya sahiden gerek var mıydı?

Birkaç gün sonra Burton’ı 9-0 mağlup ettiklerinde, aynı soru Manchester City’e sorulacak. Fakat oradaki hikaye daha ziyade City’nin çok parası olması üzerinden olacak. Bir yanda ligin en zengini, diğer yanda ise stadyum harcamaları sebebiyle transfer dahi yapamayanı var. Neden ikisi de bu yola giriyorlar?

Callum Hudson-Odoi Chelsea Tottenham Carabao Cup 2018

Aynı hafta içinde, Maurizio Sarri’nin Callum Hudson-Odoi hakkında bir açıklama yapması gerekiyor. Callum Hudson-Odoi, kontratının bitmesine bir buçuk sene kalan ve kariyerinde henüz yirmi profesyonel maça dahi çıkmamış 18 yaşında bir oyuncu. Bayern Münih’in 35 milyon pound vermeye hazır olduğu söyleniyor. Bayern gibi bir kulübün böylesine değer verdiği bir oyuncu niçin Chelsea’de şans bulamıyor?

“Daha fazla süre alması o kadar da kolay değil. Bu seviyede rekabet ederken akademiden genç oyuncuları alıp doğrudan oynatmak sadece burada değil, Avrupa’nın her yerinde çok zor. Barcelona’da bir veya iki oyuncu var, Real Madrid’de iki, Juventus’ta ise sıfır. Paris Saint-Germain’de de böyle.”


Ekonomik güç sadece en seçkinlerin şans bulmasına sebep oluyor


Bayern’in işletme stratejisi tipiktir. Oyuncular Bundesliga’nın diğer kulüplerinde pişerler ve gerekli olgunluğa ulaşıp kariyerlerinde yeni bir adım atmaları gerektiğinde Bayern tarafından transfer edilirler. Bu hep böyle oldu. Çünkü birincisi Bayern’in diğer kulüplere kıyasla bariz bir ekonomik gücü vardı, yani Bayern isterse olurdu. İkincisi de Bayern bu denli ekonomik güce sahip olduğu için ancak ‘olgun’ oyuncuyu transfer etmek isterdi, buna gücü vardı ve gençlerin gelip de hata yapabilme lüksünün olduğu bir kulüp değildi orası.

Ama diğer yandan gerek Juventus, gerek Barcelona, gerekse de Bayern; tüm bu köklü kulüpler kadroları içinde güçlü altyapı oyuncuları bulundurmanın, kulüp kültürünün taşıyıcılığını yapacak oyunculara sahip olmanın önemini bilirler. O hâlde hata yapma lüksünün olmadığı bu ortamlarda gençler nasıl olgunlaşıp A takıma girebiliyor? Pochettino’nun dediği şekilde, en az sekizlik olarak. Ancak en seçkinler o geçişi yapabilir.

Dolayısıyla altyapıya değer vermek kavramı, kulüpten kulübe ve koşuldan koşula farklılık gösterebilir. Real Madrid de Ajax da çok güçlü altyapılara sahip olmaya değer verirler. Ama bu Real Madrid için daha ziyade o bir tane oyuncuyu bulmak ve geri kalanları belli paralara satmak içindir. Ajax’ta ise dörtlük oyuncu da sekizlik oyuncu da aynı sezonda A takıma çıkabilir. Çünkü Ajax’ta Real’deki kadar idealize edilmiş bir senaryo yoktur. Her maçın kazanılma baskısı o kadar da yüksek değildir, bundan da öte, ekonomik gerçekler vardır. Bu durumda, iyi ya da kötü, çocukları bir şekilde sahaya atarsınız.

İlk sezonunda orta sahasını Ryan Mason ve Nabil Bentaleb’e emanet eden Pochettino, bu tip zorunluluklar ile hareket etmişti. Beşinci sezonuna girdiği takımıyla grup olarak çok büyük ilerleme kat ettiler ve gelişimin olağan akışı buyurunca artık bu denli toleranslı davranamıyor. Bazıları başka kulüplerde olgunlaşıp büyük oyuncular olacaklar ve Tottenham’ın ne gibi fırsatlar kaçırdığından bahsedilecek. Bu dönüşüm elbette ki Tottenham’ın artık altyapıya değer vermediği anlamına gelmeyecek. Sadece dönüştüler ve orayı farklı bir biçimde kullanmanın doğru olduğu bir periyoda girdiler. Çünkü koşullar değişiyor.

Benjamin Pavard VfB Stuttgart

Koşullar değiştiği için Bayern bir yandan hâlâ Stuttgart’ın parlayan yıldızı Benjamin Pavard’ı transfer ederken, diğer yandan Callum Hudson-Odoi ve Alphonso Davies gibi henüz hiçbir şey başarmamış 2000 doğumlu oyunculara önemli paralar döküyor. Veya meşhur yetenek avcısı Sven Mislintat’ın peşinden koşuyor. Çünkü şöyle bir durum oldu: artık belli pozisyonlar için ‘olgun’ oyuncu alamıyorlar. Leroy Sane, Manchester City’i tercih etti. Büyük ihtimalle, oyuncu onun şu anki seviyesine çıktığında artık eskisi gibi Bayern’i tercih etmeyecek veya Bayern’in ona dökebilecek o denli parası olmayacak. Çünkü yeni güçler belirdiler ve Bayern’in de kendini yeniden konumlandırması gerekiyor.


Transfer hedeflerinin gerçekleşmemesi Ozan Kabak'a yaradı


Buradan Ozan Kabak’a geliyoruz, en sonunda. Lafı neden bu kadar dolandırdım? Şöyle bir tartışma biçimi var: Bir mesele oluyor, bu meseleye dair iki farklı ve sınırları kesin belirlenmiş kutup seçiyoruz, daha sonra da bu kutuplardan hangisinin haklı olduğuna dair bir şeyleri ispatlamaya çalışıyoruz. Ben bunu sevmiyorum ve ana konuya gelmeden önce en azından biraz olsun etrafından dolanabilmek istedim.

Ozan Kabak ne tip bir başarı hikayesi? 2000 jenerasyonunu Galatasaray’a kazandıran ve daha sonra A takıma çıkaran Fatih hoca üzerinden mi okumalıyız, yoksa ekonomik kriz olmasa asla oynamayacaktı diyerek hocayı ikinci plana mı atmalıyız? İkisi de doğru olamaz mı? Böyle dersek bir sürü şey söyleyip hiçbir şey söylememiş mi oluyoruz? Ayrıca bunun neden hocayı ikinci plana atmak olarak değerlendirildiğini de açıkçası bilmiyorum. Belki her zaman için abartılı övmemiz gerekiyor veya olayları olgular değil kişiler üzerinden hikayeleştirmemiz gerekiyor. Bilemiyorum, gerçekten.

Fatih Terim altyapının işler olmasına değer veriyor. Bu her zaman böyle oldu. Bu bize garip veya anormal geliyor olabilir, çünkü pek çok başka sektör gibi futbolu da temelde bir üretim/tüketim dengesizliği üzerine kurmuş durumdayız ve bunu gerçeklik gibi algılıyoruz. Ama kulüplerin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için altyapının o ya da bu şekilde işler durumda olması, yani tükettiğimiz kadar biraz da üretmemiz gerekiyor. Bu oyuncuların isterseniz yalnızca sekizlik olanlarını A takıma çıkarırsınız, isterseniz Eskişehirspor’da olduğu gibi tamamını koyarsınız. Koşullar belirliyor.

Terim farklı zamanlarda pek çok kez altyapıyı tekrar canlandırmak istediklerinden bahsetti. Ozan Kabak, Celil Yüksel, Yunus Akgün gibi oyuncuların A takıma çıkışları da sezon başında bu isteğin somut bir işaretiydi. Ama dışarıdan bir gözle şunu da teorize edebiliriz ki Terim’in o dönemki planları arasında Ozan’ı böyle bir rolde kullanmak yoktu. Galatasaray daha ‘olgun’ oyuncularla, daha rekabetçi bir takım kurmak istiyordu ve Ozan o takıma ancak sekizlik oyuncu olursa girebilecekti. Çok kabaca toparlamak gerekirse, denebilir ki belli transfer hedefleri gerçekleşemedi ve Ozan’ı öyle ya da böyle A takım içinde daha büyük bir rolde değerlendirmek gerekti.

Oliver Skipp Tottenham

Buradan sonrası ise gerçekten oyuncuya bakıyor. Ozan Kabak’ın A takımdaki ilk maçından itibaren gösterdiği olgunluk, yazının ana kahramanlarından Pochettino’ya tekrar bir geri dönüş yapacak olursak, "30 yaşında bir oyuncununki gibiydi". Pochettino, bu tabiri yine 2000 doğumlu bir oyuncu olan Oliver Skipp için kullanıyor ve o çok zor olan genç takımdan A takıma geçiş sürecine dair de şöyle bir değerlendirme yapıyor: oyuncunun önce A takımla beraber yaz kampına katılması, sonra A takımın baskısıyla baş edebileceğini ispatlaması ve daha sonra da şans verildiğinde bunu iyi kullanması gerek. Çoğu oyuncunun geçemediği veya uzunca bir süre talep ettiği aşama tahmin ettiğiniz üzere sonuncusu. "Büyük bir oyuncu olacak oyuncu ile benim gibi normal bir oyuncu olacak oyuncu arasındaki fark bu." diyor Pochettino. İlk maçlarında 30 yaşında oyuncular gibi oynuyorlar.

Jesse Lingard Cardiff vs Manchester United Premier League 2018-19

Yunus Akgün veya Celil Yüksel hâlâ o son aşamadalar. A takıma dahil oldukları söylenemez, ama kıyısındalar. Elbette her oyuncu ilk maçında adapte olamıyor ve bazıları çok daha fazla süre de isteyebiliyor. Örneğin Jesse Lingard. Henüz Sir Alex Ferguson takımın başındayken onun ancak 23'lü yaşlara geldiğinde A takım oyuncusu olabileceğine dair projeksiyonlar yapılmış. Ama oyuncunun özel olduğuna ve süre tanınması gerektiğine dair de inanç tammış.

Galatasaray’ın içinde bulunduğu ekonomik yapılanma ve kendini yeniden konumlandırma sürecinde, Yunus Akgün hatta Gökay Güney gibi oyunculara sezon başında tahayyül edilenden daha fazla imkan verme durumu doğabilir. Pek tabi her biri Ozan kadar başarılı olamayabilir ve Ozan’ın özel biri olduğu zamanla daha da iyi anlaşılabilir. Ama zaten beklenti, yeni Ozan Kabaklar kadar yeni Semih Kayalar üzerinden de gelişmeli. Kulübün şu anki koşullarında sekizlik olduğu kadar altılık oyuncular da olacak, kulüp bunları oynatacak ve mümkünse satış yapıp para kazanacak. Fatih Terim, alt yapı ile üst yapı arasındaki köprüyü tekrar tahsis ettiği için elbette ki en büyük övgüyü hak ediyor. Ancak gençlerin planlanandan farklı şekilde dahil olmasında ekonomik krizin daha önemli payı olduğu söylenebilir.

Kapat