Haberler Canlı Skorlar
Huddersfield Town

YORUM | Pardon, siz Jan Siewert misiniz?

17:25 GMT+3 22.01.2019
Jan Siewert Borussia Dortmund II Coach
Huddersfield, David Wagner'in halefini yine Borussia Dortmund'un rezerv takımından buldu. Peki Dortmund'un antrenörlerini özel kılan detaylar neler?

 YORUM | Onur Özgen @ozgenonur

Huddersfield'ın eski futbol direktörü Stuart Webber, Norwich'in başına geçtiğinde, önceki kulübünde işe yarayan bir yöntemi izledi. Huddersfield'ı tarihinde ilk defa Premier Lig'e taşıyan David Wagner'i Borussia Dortmund'un rezerv takımının başından getiren Webber; Wagner'in Dortmund'daki halefi Daniel Farke'yi de Norwich'in başına getirdi. Bu sezon Huddersfield’da işler yolunda gitmeyince Wagner ile yolların ayrılmasının ardından ise bu defa Farke’nin Dortmund’daki halefi Jan Siewert ile anlaşıldı. Ve tüm bunlar, dört yıl içinde oldu.

Peki Almanya’da Bölgesel Lig’de antrenörlük yapan, adı sanı duyulmamış bu üç genç antrenörü, dört yıl içinde peş peşe Premier Lig ve Championship’e getiren şey ne olabilir? Bunun için elbette Dortmund’a bakmak gerekiyor.

Farke, ESPN’ e verdiği röportajda bu durumu şöyle açıklıyor: "İster oyuncu, ister antrenör olsun, Dortmund her zaman en iyilere yatırım yapmaya çalışıyor. Son birkaç yılda, özellikle antrenörler konusunda çok iyi kararlar aldılar."

Dortmund'un son yıllarda yetiştirdiği bir diğer antrenör ise Hannes Wolf. 2016’da Dortmund U19 takımının başından gittiği Stuttgart'ı yeniden Bundesliga'ya taşıyan, şu sıralarda da aynısını Hamburg ile başarmak üzere olan Wolf'un yerine U19 takımının başına geçen Benjamin Hoffmann ise 22 yaşındayken kulüpten yarı zamanlı yardımcı antrenörlük teklifi aldığında bir bankada memur olarak çalışıyordu.

Ardından tam zamanlı çalışmaya başladı ve U19 takımı ona emanet edildi. 2016-17 sezonunda Bayern Münih karşısında şampiyonluklarını ilan ettikleri maçı ise Signal Iduna Park'ta 34 bin seyirci izlemişti.

Hoffmann ise, Dortmund'un antrenör yetiştirme konusundaki başarısını, genç takım antrenörleriyle A takım antrenörü arasındaki güçlü iletişime bağlıyor: "Aramızda iyi bir bağlantı var. Diğer antrenörlerle deneyimlerimizi paylaşarak, sürekli birbirimize yardımcı oluyoruz.”

Wolf da bu konuda halefi Hoffmann ile aynı fikirde: "Klopp ile altı yıl birlikte çalıştık. Antrenmanlarını görebildim, hatta bir süre sonra bunun bir parçası oldum. Bütün detayları gözlemledim ve her antrenörle bu detaylar üzerine karşılıklı fikir paylaşımında bulunduk. İnanılmaz bir deneyimdi. Ardından Thomas Tuchel geldi ve o da bana bir kapı açtı."

ESPN yazarı Nick Miller, Dortmund'un antrenörlerinin gelişimlerine bütünsel bir yaklaşımla yardımcı olduğunu ve her antrenörünün kendi tarzında gelişmelerine izin verdiğini söylüyor. Wagner ve Farke'nin oyuna yaklaşımları da bunu doğruluyor.

Örneğin, "Klopp ile aynı felsefeyi paylaşıyoruz. Birbirimizi 25 yıldır tanıyoruz. Bu süre zarfında belki 20 bin saat futbol hakkında konuşmuşuzdur. Hoşlandığımız oyun tarzı tamamen aynı. Hızı ve tutkuyu seviyoruz. Her ikimizin oyununda da karşı pres ve geçişler önemli bir yer tutuyor,” diyen Wagner'in yerine Dortmund rezerv takımının başına geçen Farke, başka bir oyunun peşinden gittiğini söylüyor:

“Amacımız sahada baskın olan taraf olmak. Oyuncularımın sahada kahraman olmalarını istiyorum. Takımlarımın sadece kompakt ve reaktif olmalarını sevmiyorum, proaktif olmaktan hoşlanıyorum. Topa sahip olmalıyım, elimde olsaydı 90 dakika boyunca topa sahip olmayı dilerdim. Sürekli pozisyonlar yaratmayı ve maçları domine etmeyi istiyorum. Başarılı olmak için hücum ve savunma arasında iyi bir denge bulmak zorundasınız. Topsuz oyuna çalışmak önemli; ama asıl taktiğimiz topla çalışmak, topa sahip olmak. Elbette başarılı ve çekici başka felsefeler de var, ancak bence nasıl oynayacağınıza karar vermelisiniz. 'Biraz ondan, biraz bundan' olmaz. Somut bir tarza sahip olmak önemli. Maçlarımızı izlediğinizde, oyun tarzımızın ne olduğunu bilmelisiniz.”

Hoffmann da Dortmund'un bu konuda kendilerine kattıklarını şöyle açıklıyor: "Size antrenör olarak serbestlik tanıyorlar. 'Bu şekilde antrenman yapmalıyız, şöyle oynamalıyız ya da bu sistemi kullanmalıyız,' gibi dayatmalarda bulunmuyorlar. Tıpkı oyuncular gibi, antrenörlerin de gelişmelerine izin veriliyor. Bize yaratıcı olup, bir şeyler denememiz için alan veriyorlar. Bu şekilde antrenörlüğümüzü giderek daha çok geliştirebiliyoruz.”

Farke de Dortmund'da antrenörlerin uyması gereken tek bir kulüp felsefesinin bulunmadığına vurgu yapıyor: "Farklı felsefeler hakkında gerçekten açık fikirliler. Dortmund, tüm antrenörlerine kendi fikirlerini getirme şansı veriyor. Klopp ve Tuchel, başarılı olmak konusunda çok farklı fikirlere sahiplerdi. Ama kulüp, her ikisine de verebileceği tüm desteği verdi."

Peki neden Huddersfield ve Norwich, Britanyalı genç antrenörleri değil de Wagner, Farke ve Siewert’i tercih ediyor? Neden Alman antrenörler, Britanyalı antrenörlerin önünde? Daha önce Crystal Palace ve West Bromwich Albion’da antrenörlük yapan 38 yaşındaki Ben Garner, geçtiğimiz günlerde The Times’ a verdiği röportajda tam da bu konuda dert yanmıştı:

"Bundesliga'da antrenörler için uygun bir patika var. O patikadan giden, geçmişte akademilerde ve elit yaş gruplarında çalışıp, şu an kulüplerin birinci takımlarında çalışan altı antrenör bulunuyor: Julian Nagelsmann (31), Domenico Tedesco (33), Florian Kohfeldt (36), Hannes Wolf (37), Manuel Baum (39), Sandro Schwarz (40).

"Aynı patikadan İngiltere yerine Almanya'da geçmiş olsaydım, şu an ben de Bundesliga'da çalışıyor olurdum. İngiltere'deki kültürümüzü ve geçtiğimiz patikaları mutlaka değiştirmemiz gerekiyor. Britanyalı genç antrenörlerin daha fazla fırsata ihtiyacı var. Aksi halde dünyanın gerisinde kalırız.

"Eski oyuncuların menajerlik için daha fazla fırsatları oluyor: Frank Lampard, Joey Barton, Sol Campbell, Ryan Lowe... Bu bir yandan harika, çünkü genç antrenörlerin sayısı artıyor. Ama oyunculuk kariyerinde fazla iz bırakamamış olanlara ise çok şans verilmiyor.

"Antrenörlerin ve menajerlerin seçiminde, daha çeşitliliğe ihtiyaç var. Unutulmamalı ki, oyunun üzerinde büyük bir etkisi olan Arrigo Sacchi'nin de oyunculuk kariyeri yoktu."

Huddersfield’ın yeni menajeri Siewert’in de önemli bir oyunculuk kariyeri yoktu. Bu yüzden henüz kimse tarafından doğru dürüst tanınmıyor. Hatta o kadar tanınmıyor ki, Huddersfield’ın Manchester City ile yaptığı son maçta, tribünde Siewert’e benzeyen bir City taraftarı, Sky Sports muhabirinin şu sorusuyla karşılaştı: “Pardon, siz yeni menajer Jan Siewert misiniz?”

Bugün Wagner ya da Farke, İngiltere’nin herhangi bir stadında maç izleseler, muhtemelen etrafındakiler tarafından tanınırlar. Artık Siewert’in de kendisini tanıtmak için fırsatı olacak. Kim bilir? Belki bu üç genç Alman antrenörün Ada’da bırakacağı izler, ülkenin kendi genç antrenörlerine bakışını da değiştirir.