YORUM | Ali Umut Değirmen @alumutt
Bir kaleciden ne beklersiniz?
Kalesine gelen şutu ikinci bir pozisyona mahal vermeyecek şekilde sektirmeden kurtarmasını, rakip takımın kullanacağı bir duran topta kalesinden hatalı çıkış yapmamasını ve pek tabi rakibin ‘’beşlik’’ saymak isteyebileceği bacak arası goller yememesini.
Günümüz teknoloji çağında kalecilerin yaptıkları kurtarışların ve yedikleri hatalı gollerin dakikalar geçmeden Twitter, Youtube, Instagram gibi sosyal mecralara düştüğünü ve yüksek izlenme oranlarına ulaştığını görüyoruz.
Fakat günlük yaşantımızın tam merkezini kaplayan sosyal mecralarda; özellikle şu son 10 yıllık süreçte, kalecilerin biz sporseverlere izletemedikleri eksik bir şeylerin de olduğunu içten içe biliyoruz. Kalesinde değil de, rakip kaleye attıkları gollerle devleştikleri sahneler…
Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde, kalbur saman içinde gol atan kaleciler varmış…
Latin Amerika topraklarından dünya futboluna serpilen golcü kaleciler, ‘’yalnızca sahadaki 10 futbolcu gol atar.’’ hatta ve hatta ‘’gol forvetlerin işidir.’’ gibi kalıpları yıkmasıyla, edebiyatta Gabriel Garcia Marquez ile karşımıza çıkan ‘’Realismo Magical’’ nam-ı Türkçe ‘’Büyülü Gerçeklik’’ akımının yeşil sahalara yansıması adeta. Beklenmedik, alışılmışın dışında bir durum kalecilerin gol atması.
Getty ImagesGünümüz futbolunda gol atması beklenen mevki sahipleri pek tabii forvetler ve orta sahalardır. Hadi defansların da -çok sık olmasa da- gol attığı anlar yaşanabiliyor fakat bir kalecinin gol atması öyle çok sık rastlanılan bir şey olmuyor. Oyun içindeki 10 oyuncudan onlara sıra gelmiyor mu, yoksa kaleciye sen evinde otur senin işin golleri kurtarmak mı denilmeye başlandı, bilinmez. Belki inovatif futbolun nadir olumsuz noktalarından birisi olarak göze çarpan bu durum, sahada görev alan 10 futbolcunun oyuna maksimum katkıyı verip, kalecinin kalesini koruması ve oyunu kurması temeline hizmet eden bir yapı oluşturdu. Nazım Hikmet’in Rubailer şiirinin, 6.bölüm 4.dizesinde ki; ‘’Körler onları görmese de, yıldızlar vardır.’’ dediği gibi, biz şimdilerde gol atan kaleci performanslarını canlı şekilde izleyemesek de bir zamanlar yeşil sahalarda varlardı.
Dün akşam da Brezilya Serie A Ligi'nde oynanan Ceara - Corinthians maçında, Ceara'nın kalecisi Everson rakip filelere harika bir frikik golü attı. Tabi bu ne ilk, ne de son olacak. Everson ise daha yolun başında ve kariyerinde ki ilk golünü atmış oldu.
Bundan seneler önce bu işi biraz abartan ve çoğu 10 numaradan daha fazla serbest vuruş golünü hanesine yazdıran kaleciler vardı.
Rekortmen: Rogerio Ceni
Photo by Alexandre Schneider/Getty ImagesYeşil sahalarda çoğu sözde 10 numaradan daha yetenekli olarak sayabileceğimiz oyuncuların başında, pek tabi Rogerio Ceni geliyor. Sao Paulo formasıyla 3 Brezilya Lig Kupası, 2 Libertadores Kupası, birer Sudamericana Kupası ve FIFA Kulüpler Dünya Kupası şampiyonlukları yaşayan Ceni, 16 kez sahaya çıktığı Brezilya Milli Takımı ile de 1997 FIFA Konfederasyonlar Kupası ve 2002 FIFA Dünya Kupası kazanan kadrolarda kendisine yer buldu. Brezilya’da 2006 ve 2007’de yılın futbolcusu seçilen efsane kaleci, rakip filelere gönderdiği 131 golle futbol dünyasının en golcü kalecisi konumunda bulunuyor.
1237 defa sahaya çıkmış bir kaleciyi tek bir maça indirgemek her ne kadar zor olsa da, Brezilyalı file bekçisinin kariyerini bu satırlarda anlatmak için nadide bir an bulmak zorundaydım. Brezilya basınını biraz kurcalayınca, Rogerio Ceni’nin ‘’unutulmaz gecem’’ adını verdiği güne flashback yapmanın doğru olacağını düşündüm.
Tarihler 20 Ağustos 2006'yı göstermekteydi. Rakip Brezilya’nın altyapı makinası, Cruzeiro. Maça baskın başlayan ekip Cruzeiro oluyor ve dakikalar 7'yi gösterirken ilk golü buluyorlar. 35'te farkı ikiye çıkarıyorlar. 41.dakika da hakemin hatalı kararı sonucu Cruzeiro penaltı kazanıyor ve farkı üçe çıkarma şansına sahip oluyorlar. Lakin kalesinde devleşen Ceni, penaltıyı kurtarıyor. Bu kurtarıştan bir dakika sonra ise takımının kazandığı serbest vuruşun başına geçen golcü eldiven, rakip kaleye 25 metre mesafeden kullandığı serbest vuruşta ağları sarsarak skoru 2–1'e getiriyor. Dakikalar 61'i gösterirken bu kez Sao Paulo bir penaltı kazanıyor. Penaltının başına her zaman olduğu gibi Rogerio Ceni geçiyor ve skoru 2–2 yapıyor. Taraftarlar tribünde, oyuncular sahanın içinde müthiş bir sevinç yaşıyorlar. Şaşırtıcı olsa da, sebebi iki farktan gelip beraberliğin yakalanmış olması değil. Rogerio Ceni’nin, 2004'te futbol hayatını noktalayan Jose Luis Chilavert’in en çok gol atan kaleci unvanını tabiri caizse ‘’ayaklarından’’ almış olması.
2015 yılında kariyerini sonlandıran Ceni, 1237 maç ile bir takımın formasını en çok giyen ve kaptanlığını üstlenen futbolcular listesinde de Ryan Giggs, Paul Scholes gibi oyuncuların hemen üstünde ilk sırada yer alıyor.
10 numara gibi kaleci: Jose Luis Chilavert
Brezilyalının hemen ardından Paraguaylı mevkidaşı Jose Luis Chilavertgeliyor. ‘’Tamam bu kaleciler gol atmış da, hat-trick yapanı var mı birader?’’ sorusuna yanıt arayanların cevabı olan kişi. Kariyerinde toplam 62 golü olan Chilavert, Paraguay milli takımının kalesini koruduğu yıllarda 9 gol bulmuş, bu alandaki rekoru da eline geçirmiştir. River Plate ağlarını sarstığı, sahalarda nadir görülebilecek güzellikte bir gol sonrası Eduardo Galeano’nınGölgede ve Güneşte Futbol kitabının ‘’Kaleciler’’ bölümünde yazdığı ‘’Kalecinin varoluş nedeni yalnızca gol atılmasını engellemektir’’ fikrinin de yıllar sonra değişmesinde pay sahibi olan kişiden başkası da değildir.

Arkadaşının faul sonrası yerde kaldığını gören Chilavert, bir anda kalesinden fırlayarak kendi yarı saha çizgisine yakın bir noktada yapılan faul noktasında hiç beklenmedik bir anda bitmiş ve ‘’Napıyorsun Jose?’’ demelerine bile fırsat vermeden inanılmaz bir vuruşa imza atarak fileleri havalandırmıştı. Şimdi müsaadenizle Chilavert’in o golünü biz anlatmayı bırakalım, Eduardo Galeano’nun satırları anlatsın.
“1996 yazının sonunda Jose Luis Chilavert Buenos Aires’te tarihi bir gol attı. Chilavert 60 metreden vurdu: Top bulutları geçiyor, birden aşağı doğru süzülerek kaleye giriyordu.
Gazeteciler bu vuruşun sırrını öğrenmek istediler: Top bu inanılmaz rotayı nasıl çizmişti? Nasıl o yükseklikten kaleye inmişti?
‘Çünkü bir meleğe çarptı’ diye açıkladı, Chilavert.
Kimse topta kan lekesi var mı diye bakmadı. Biz de böylece meleklerin bize benzeyip benzemediğini öğrenme şansını kaçırdık.”
Tehlikeli sularda bir manyak: Rene Higuita
Üçüncü sırada yalnız üç direk arasının değil futbolun simge ve renkli isimlerinden birisi var. Jose Rene Higuita Zapata. Kolombiyalılar tarafından “El Loco” nam-ı türkçe ‘’Manyak’’. İngiltere ile karşılaştıkları hazırlık maçında yaptığı akrep kurtarışı, rakip futbolcuları çalımlayarak orta sahaya kadar gelmesi ve pek tabi attığı 44 gol.
Social mediaSokaklarda insanların kurşunlandığı, siyaset ve ekonominin ivmesini uyuşturucu baronlarının belirlediği bir dönemde; kendi kalesine gol attığı ve ülkesinin elenmesine sebep oldu diye öldürülen takım arkadaşı Andres Escobar gibi çokça karanlık örneklerin bulunduğu bir toplumda, akıl almaz hatalara sebebiyet verecek akrobatik hareketleri yapma cesaretinde bulunabilen Higuita - kim bilir Pablo Escobar’la olan yakın dostluğu ve korunduğu iç güdüsü sebebiyle - 90'lı yıllarda ‘’manyak’’ lakabının kendisine takılmasına fazla aldırış etmemişti. Atletico Nacional-River Plate maçında attığı gol ise hala otoriteler tarafından gelmiş geçmiş en iyi frikik golü olarak üst sıralarda yer alıyor. Sanki aut atışı atacakmışcasına, akıl almaz bir falso vererek kullandığı vuruşu üst direğe çarparak gol olan ve benim diyen 10 numaralar atamayabileceği cinsten.
Velhasıl futbolun diri kalması ve topun peşinden koşan 22 adamın hala izlenmesinin sebeplerinden birisi de belki, sürprizlere açık şeylerin hala olduğudur ve bu sürprizlerden birisi de kalecilerin gol atmasıdır. O kaleciler sosyal medya çağında yaşasalar, ekim aylarında açıklanan altın top ödülüne (Ballon D’Or) bile aday gösterilebilirlerdi, belki.
Şimdi bir kere daha düşünün. Golcü kalecilerin, büyülü gerçeklik akımının fenomenlerinden olan Gabriel Garcia Marquez’in topraklarından dünyaya yayılması tesadüf mü?





