YORUM
Maç esnasında Maçkolik forumuna şöyle bir yorum düştü: "Bu futbolu antrenmansız halimle ben de oynarım. Bahis yapmayı bırakıp futbola mı başlasam!" Fenerbahçe'nin ilk yarıda oynadığı "şey"i (tanımlayamayınca bu kelimeyi uygun gördük!) anlatabilmek için fazla kafa yormadan, sarı-lacivertli taraftar olduğu anlaşılan arkadaşın yorumunu yazmak yeterli olacaktır!
PARÇALAR İLE BÜTÜNÜN UYUMSUZLUĞU
Yedek kulübesini kendi milli takımlarının formasını giyen oyuncuların oluşturduğu ve sahada üst düzey kabul edilebilecek birçok ismin yer aldığı bir takımdan bu kadar anlamsız bir "şey" izlediğimiz için kendimizi şanslı sayabiliriz! Gerçi Fenerbahçe maçlarını takip edenler uzun süredir bu "şey"e maruz kaldığından, onlar için bunun haber değeri taşımadığı da söylenebilir...

Fenerbahçe, bu sezon sıklıkla olduğu gibi, bu akşam da parçaların bütüne ulaşma konusunda yetersiz kaldığı bir yapboz görüntüsü sergiledi. Evet, sarı-lacivertli kadroda yer alan oyuncular tek tek bakıldığında sadece bu akşamki rakipleri Karabükspor'un değil, Süper Lig'deki birçok takımın üzerinde bir kaliteye sahip ancak bir araya geldiklerinde (ya da gelmeye çalıştıklarında) ortaya karman çorman bir "şey" çıkıyor.
ADVOCAAT'IN TAVŞANLARI
Bu karmaşaya anlam kazandıracak golün fazlasıyla tesadüf eseri gelmesi, klişe tabirle kaderin cilvesi oldu. Ciddi biçimde organizasyon sıkıntısı çeken Fenerbahçe, sağlıklı bir organizasyondan milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bir hücumda gol bularak 3 puanı alıp üst sıralara tutunmayı başardı.
Fenerbahçe'deki sorunun teknik, fiziksel ya da psikolojik olup olmadığını tespit etmek bizim görevimiz değil ancak ortada bir sorun olduğunu görememek imkansız; görüp de çözüm üretememek ise mucize! Zaten kaç taraftar, as kalecisinin sakatlığı sebebiyle oynayamadığı ve kazanılan bir maçın yıldızının yedek kalecisi olduğunu görmek ister ki?



