YORUM | Onur Özgen @ozgenonur
Sezona 9 numara kriziyle başlayan iki büyük takım Beşiktaş ve Galatasaray, mevcut kadroları içinden santrfor arayışlarına durmaksızın devam ediyor. Avrupa’da uzun zamandır hayli revaçta olan "sahte 9" modeli de iki takımın gündemine bir süredir zorunlu olarak girmiş durumda.
Üstelik iki takımın teknik direktörü de kariyerlerinin en başarılı dönemlerini sırtı dönük oynamayı bilen, ceza sahası içinde etkili, klasik 9 numaralarla yaşamıştı: Hakan Şükür, Şota Arveladze, Fatih Tekke, Semih Şentürk, Fernandao, Mario Gomez... Belki bir tek Güneş tarafından kanat forvetten santrfora devşirilen Burak Yılmaz bu konuda bir istisna olabilir.
Ama bu sezonun şartları, hem Şenol Güneş’i hem de Fatih Terim’i yeni denemeler yapmaya itti.
Getty ImagesGalatasaray’ın Akhisarspor maçında Henry Onyekuru’yu sahte 9 rolünde kullanmasından bir gün sonra, Kadıköy’de Beşiktaş aynı rolde Ryan Babel’i oynattı. Dün gece Estadio do Dragao’daysa Galatasaray’ın en ileri ucunda Sinan Gümüş vardı.
Onyekuru hayli başarısız bir deneyiş olmuştu. Babel muhteşem bir gol atsa ve kendi üzerine düşenleri oldukça iyi yerine getirse de etrafının ona desteği yetersiz kalmıştı. Sinan’ın dün geceki performansıysa şu ana kadar gördüğümüz sahte 9 performanslarının en iyisiydi.
Hatta Şampiyonlar Ligi’nin ikinci hafta maçlarındaki en iyi iki sahte 9 performansından biriydi. Bir diğeriyse yine kanat orijinli bir oyuncu olmasına rağmen Bayern Münih deplasmanında merkez forvette izlediğimiz Ajax’tan Dusan Tadic’ti.
Getty ImagesSırp oyuncu, kariyerinde ilk defa sahte 9 rolünde kullanılmasına rağmen hiç sırıtmadı. Allianz Arena’da çok görkemli bir hücum futbolu oynayan Ajax’ın ileri uçtaki pas istasyonu oldu. Net bir gol pozisyonundan yararlanamasa da Noussair Mazraoui’nin golünün asistini yaptı, üç de şut pası verdi. Ve Dries Mertens’in ardından “29 yaşından sonra sahte 9’a dönüşenler kulübü”nün yeni üyesi olabileceğini gösterdi.
Galatasaray ise dün gece Porto deplasmanında tam 4 net pozisyona girdi. Bir başka deyişle, Süper Lig’deki 7 maçının 6’sından, hatta 3-0 kazandığı Lokomotiv Moskova maçından bile daha fazla net pozisyon yakaladı. Bunda ise Sinan Gümüş’ün rolü büyüktü. Zira bu dört net pozisyonun ikisine kendisi girdi, birini de hazırladı.
Evet, hiçbirinden gol çıkmadı. Ve bunda pozisyonlara giren diğer oyuncuların olduğu kadar, Sinan’ın da payı var (Elbette eski günlerini hatırlatan Iker Casillas’ın da). Ama en uçta Sinan yerine klasik bir 9 numara olsaydı, o pozisyonlara büyük ihtimalle girilemeyecekti bile. Sinan'ın sık sık derine gelmesi, Henry Onyekuru ve Garry Rodrigues'in iç koridorları çok daha rahat kullanabilmelerini sağladı.

Tabii ki bu pozisyonlarda Porto’nun oyun tarzının da doğrudan etkisi vardı. Galatasaray, Süper Lig ve Şampiyonlar Ligi’nde birbirinden apayrı maçlar oynuyor. Süper Lig’de derin savunmalara karşı topa daha fazla sahip olmak zorunda kalan ve üretkenlikte zorluk yaşayan takım, Şampiyonlar Ligi’ndeyse topu daha çok rakibe bırakıp, önde kurulan savunmalara karşı geniş alanlar yakalayarak etkili oluyor. Tıpkı geçen sezonki Beşiktaş gibi. Fakat o Beşiktaş'ın hücum üçlüsünde Anderson Talisca, Cenk Tosun ve Ryan Babel gibi daha iyi bitiriciler olduğu için, siyah-beyazlılar bu stattan üç gollü galibiyetle ayrılmıştı.
Galatasaray ise dün gece hak ettiği puan ya da puanları alamasa da, yakın gelecek için umutlanmasını sağlayabilecek iki başka türden pozisyona daha girdi: Birinde Younes Belhanda ve Rodrigues’in tek pasları neticesinde Yuto Nagatomo, diğerinde de Sinan’ın pasıyla ceza sahasına topsuz koşu yapan Rodrigues, Casillas ile karşı karşıya kaldı.
Bu da demek oluyor ki, net bir santrforu olmayan bu hareketli hücum üçlüsünde ısrar edilirse, Süper Lig’de geriye yaslanan rakiplere karşı dar alanda da etkili olunabilir. Elbette bu üçlünün de rakip kale önünde daha soğukkanlı ve kararlı olmaları şartıyla...


