YORUM | Onur Özgen @ozgenonur
Anderson Talisca’nın cezalı olmasının ardından Beşiktaş’ın uzun süre sonra Atiba Hutchinson, Tolgay Arslan ve Oğuzhan Özyakup ile merkezi üçlemesi bekleniyordu. Açıkçası, Beşiktaş’ın bu sezon açık ara en iyi oynadığı iki maç olan Galatasaray ve içerdeki Monaco maçlarında da Talisca yedekti ve merkezde bu üçlü vardı. Beşiktaş iki maçta da topa hem sahip olmuş hem de tempolu bir şekilde dolaştırıp, sezonun en akıcı oyunlarını oynamıştı.
Süper Lig’in ön alan presini en iyi yapan takımı Fenerbahçe’nin karşısında da zorunlu olarak da olsa böyle bir üçlüyle çıkmak, Beşiktaş için olumlu olabilirdi. Ama olmadı. Oğuzhan’ın maç öncesinde rahatsızlanıp kadrodan çıkarılması, Beşiktaş’ın Slaven Bilic döneminden beri ilk defa Fenerbahçe’nin karşısına bu kadar reaktif bir merkezle çıkmasına neden oldu.
Maçtan önce Gary Medel’in stoper oynaması halinde, 21 santim daha kısa olduğu Fernandao’yla eşleşme problemi yaşayabileceği görüşü hakimdi. Oysa önemli olan Fernandao ile Medel arasındaki boy farkı değil, Medel’in stoperde oynamasının Beşiktaş savunmasını birkaç metre daha ileriye taşımasıydı. Fernandao’nun yüksek top hakimiyetini bertaraf etmenin tek yolu da savunma çizgisini önde kurmaktı.
AAÖte yandan Medel’in yokluğunda Domagoj Vida ve Dusko Tosic’den kurulan Beşiktaş savunması, bir de oyun kurmada sıkıntı yaşayacaktı. Nitekim öyle de oldu. Fenerbahçe, ön alan baskısını Başakşehir maçındaki kadar ileride kurmadı. Vida ve Tosic’in oyun kurmasına bilinçli olarak izin verdi ve Atiba-Medel’i sırtı dönük top almaya zorladı. Bu sayede de Beşiktaş, hiçbir şekilde geriden pasla çıkamadı.
Tolgay Arslan oyun kurabilmek için geriye geldi, ama bu sefer de ileride sayısal eksiklik yaşandı. İleride pivot özelliklerine sahip Alvaro Negredo ve Talisca olmayınca, uzun pasla çıkmak da mümkün olmadı. Dolayısıyla 30’uncu dakikaya kadar maçın mutlak hakimi Fenerbahçe’ydi. Kendi istedikleri her şeyi yaptılar, Beşiktaş’a da istediği hiçbir şeyi yaptırmadılar (Tabii erken gelen golün de bunda etkisi büyük, ancak onun da açık bir ofsayt olduğunu söylememiz lazım).
30’uncu dakikadaysa Şenol Güneş oyuna müdahale etti. Medel’i stopere, Tosic’i sol beke, Adriano’yu sol iç/açık arası bir pozisyona, Tolgay’ı merkeze, Ryan Babel’i de Vagner Love’ın yanına çekti. Bu değişikliklerin ardından ise oyunun hakimi Beşiktaş olmaya başladı. Medel sayesinde top geriden düzgün çıkmaya başladı, Tolgay ve Adriano da oyun kurulumuna destek verdi ve Fenerbahçe’nin ikinci bölgedeki presi boşa çıkarılmaya başlandı.
OptaAçıkçası ikinci yarıda Aykut Kocaman’ın bu hamleye bir cevap vererek başlaması gerekiyordu. Ama öyle yapmadı ve 49’da beraberlik golü geldi. Ardından Güneş bir hamle daha yaptı. Golü atan Vida’nın yerine Alvaro Negredo’yu aldı ve Medel haricinde bütün oyuncular maç başındaki pozisyonlarına geri döndü.
46 – 60 arasında Beşiktaş’ın topla oynama oranı %73’tü ve oyun neredeyse tamamen Fenerbahçe’nin yarı alanında oynanıyordu. Bu baskı anında Negredo’nun ceza sahası içi pratiğine ve oyun aklına çok ihtiyaç vardı. Kocaman, Güneş’in bu hamlesine de cevap veremedi. Yaptığı Aatıf Chahechouhe – Alper Potuk değişikliğiyse, mevcut durumu değiştirecek bir hamle değildi. Kulübede oyunu değiştirebilecek tek oyuncu Mathieu Valbuena’ydı ama Kocaman’ın onu düşünmesi için geriye düşmesi gerekiyordu.
twitter.com/BesiktasGüneş maç boyunca o kadar doğru hamleler yaptı ki, açıkçası kariyeri boyunca Fenerbahçe’ye şansı tutmamış bir teknik direktör olarak, bu geçmişinin hesabını görür gibiydi. Kendisi açısından böyle bir tarihi geceye de, maç boyunca kendisinden beklenmeyecek kadar doğru tercihlerde bulunan Ricardo Quaresma’nın yıllardır atmaya çalıştığı, hatta birçok gol pozisyonu da bu yüzden hiç ettiği trivela golünün gelmesi yakışırdı.
Kocaman, bu harika golden iki dakika sonra Valbuena’yı oyuna aldı, ama iş işten geçmişti. Beşiktaş, önce oyunu, ardından skoru aldı. En sonunda yine bir Negredo – Quaresma ortaklığıyla bulduğu üçüncü golle ikili averaj üstünlüğünü de aldı. Maç boyunca bir satranç ustası gibi olan Şenol Güneş, yaptığı hamlelerle Fenerbahçe'nin kalelerini fethetti ve sonunda rakibini mat etti.
