Galatasaray Besiktas STSL 10272019AA

YORUM | Plan ve motivasyon her şeydir


 YORUM | Rezzan Yetiş @rezzan_yetis

Derbi öncesi hem Beşiktaş hem de Galatasaray Avrupa’dan yenilgi almış biçimde sahaya çıktı. Sahaya yansıttıkları oyunda bu mağlubiyetlerin ne derece etkili olduğu tartışılır; ancak bir gerçek var ki kazanan tarafın isteği ve motivasyonu rakibine göre çok çok daha fazlaydı.

Beşiktaş, derbiye nasıl başladıysa sonuna kadar aynı şekilde devam etti. Baskı, baskı, baskı.  İlk isabetli şutunu maçın birinci dakikasında bulan Beşiktaş, ne planladığını ve sonuca nasıl gideceğinin sinyalini verdi.  Galatasaray, Beşiktaş’ın oyunun ilk bölümünde uyguladığı bu yoğun presi bir süre  boyunca göğüsledi ve yumuşatmaya çalıştı. İleriye çıkmaya çalıştığında ise çizgi halinde savunma yapan Beşiktaş’ı derin paslar ile çözmenin yolunu aradı; fakat bunda ısrar etmedi. İlk yarıda iki takım da oyun hakimiyetini eline geçiremedi.  Ancak Beşiktaş, devreye en azından 1-0 öne girebilecek fırsatları yaratmak için topu olabildiğince kendi yarı alanından uzak tutmaya ve rakibi önde karşılayarak uzun toplarla hücum oyuncularını pozisyona sokmaya çalıştı. Orta saha mücadelesinin yoğun bir biçimde hissedildiği ilk yarıda sık sık da top kayıpları yaşandı. Galatasaray plansız ve dağınık; Beşiktaş ise baskılı ve iştahlıydı.

Beşiktaş ikinci yarıya da tıpkı ilk yarıda olduğu gibi hızlı başladı ve bu adrenalin ile bir an önce gol bulmak istedi. Savunma ile hücum arasındaki geçişleri de daha kontrollü yapan taraf olan Beşiktaş, organize şekilde hareket edemeyen ve ne kanatlardan ne de orta alandan yaratıcılık sağlayamayan Galatasaray’ı, maçın en fazla isabetli şut bulan ismi Umut Nayir’in golüyle geçti. Maça imzasını atan Umut olsa da Beşiktaş'ın hem hem pas oyununda hem de adam eksiltmedeki gizli kahramanı Pedro Rebocho oldu. Galatasaray adına en fazla sorumluluk alan isimler ise belki de uzun zamandır yapmadığı kadar üretken olmaya çalışan Feghouli  ve topu sol kanattan içe taşıyarak ceza sahası dışından fırsat arayan Babel’di. Sonrasında Emre Mor’un oyuna dahil olmasıyla biraz daha canlansa da Galatasaray’ın ne oynadığını çözmek pek de mümkün olmadı. Birbirinden kopuk oynayan ve net bir biçimde iletişim problemi yaşayan futbolcular vardı. Bu Beşiktaş’ın da işine geldi ve top rakipte olsa dahi zihinlerde yer alan plana sadık bir şekilde hareket edildi. Galatasaray’ın organize hamlelerde bulunan Beşiktaş savunmasını ne paslarla açması mümkün oldu ne de ortalarla. Hele ki Mariano’nun aşırı etkisiz ortalarıyla...

Bir derbi, bir takım için yıkımın başladığı yer de olabilir; kalkışın anahtarı da. Bu, kazanan veya kaybeden takımın motivasyon ve konsantrasyonu ile doğru orantıda. Beşiktaş’a bu gece maçı kazandıran hem plan dışına çıkmamak oldu; hem de kazanma isteğini 90 dakika boyunca koruması.  Belki de Beşiktaş için eldeki kadronun farklı bir oyun anlayışında da verimli olarak kullanılabileceğinin işareti olmuştur bu maç. Zaman gösterecek.

Reklam