YORUM | Rezzan Yetiş @rezzan_yetis
1988 yılında vizyona girmiş, "The Naked Gun" yani "Çıplak Silah" adlı filme aşina olan kişi sayısı oldukça azdır. Ancak o filme ait bir sahne var ki özellikle sosyal medya hayatımızın büyük bir parçası olduğundan beri sıkça karşılarız. Sahnenin hangi filme ait olduğunu dahi bilmeyiz belki ama o görseli görünce, paylaşılan gönderinin ifade etmek istediği şeyi anlarız:

Lafı fazla uzatmadan neden bu filmden bahsettiğime gelelim: Evet, Fenerbahçe’de işler yolunda değil. Evet, hiç alışık olmadığı bir durumda. Evet, çok gol yiyor ve inanılmaz bir taraftar baskısı var. Ancak mesele derbi olunca Fenerbahçe, işte aynen böyle hazırlanıyor maça: Sanki hiçbir şey kötü gitmiyormuş gibi.
Ev sahibine iki koldan baskı
Fenerbahçe, Galatasaray karşısında kendi sahasında adeta bir egemenlik kurdu. Hem de 19 yıldır. Dışarıda herhangi birini çevirip derbiyi kimin kazanacağını sorsanız, saha avantajı yüzünden hiç düşünmeden Fenerbahçe’yi söyleyecektir. Gerçi, son zamanlarda Galatasaray’ın nihayet şeytanın bacağını kıracağını belirterek “o sene, bu sene” diyen de var. Peki Fenerbahçe, o senenin bu sene olmasına gerçekten izin verecek mi?
Öncelikle saha dışını ele alalım. Fenerbahçe yönetimi Ali Koç ile birlikte baştan aşağı değişime uğradı. Yepyeni bir vizyonla göreve gelen Ali Koç, bu süreçte taraftarın da desteğini arkasına aldı. Başlarda büyük beklentiler içine girmeyen taraftara hiç kimse, başlangıçta her şeyin güllük gülistanlık olacağını söylemedi. Birçok istekleri de yerine getirildi üstelik. Yeni hoca, yeni futbolcular, daha çok hücum yapan bir takım, Avrupa standartlarında uzmanlar, genç ve potansiyelli isimleri görmek istediler ve neredeyse bu isteklerin tamamı bir şekilde yerine getirildi.
Ancak bu isteklerin neredeyse hiçbiri, işlerin yoluna konması adına yeterli olmadı. Gelinen noktada taraftarın sevgilisi Ersun Yanal dahi takımı yeterince toparlamayı başaramadı. En azından skora yansıyan bir yükseliş göremedik.
Tanıklar anlatıyor: Kadıköy'de son galibiyet (YouTube)
Tüm bunları anlatmamızın sebebi, Fenerbahçe bu derbiye 2 yönden gelen bir baskıyla çıkacak: Birincisi bulundukları konum ve sahip oldukları performans sebebiyle oluşan taraftar baskısı. İkincisi ise şampiyonluğa oynayan ve bu derbiyi her zamankinden çok daha fazla isteyen Galatasaray’a karşı yenilerek 19 yıllık serinin son bulması.
Saha içine baktığımız zaman yaşanan tüm bu stresli dönemin oyunculara da geçtiğini görüyoruz. Bireysel hatalardan daha fazla takım olarak yaşanan bu psikoloji, ne yazık ki Fenerbahçe’nin tam olarak bir “takım” haline gelmesine engel oluyor. Bu sezon neredeyse tüm maçlarda gol yiyen Fenerbahçe, 27 maçın yalnızca 6’sında kalesinde gol görmedi.
Oyuncuların birbirinden kopuk olması, saha içi iletişimin zayıf olmasına sebep oluyor. Bu da birbirinin hamlesinden haberdar olmayan futbolcuların görev dağılımında sıkıntı yaşamasına neden oluyor. Bu durumu en fazla 1. bölgede görüyoruz. Fakat Fenerbahçe, savunmada olduğu kadar 3. bölgede de oldukça verimsiz. Hem üretken değiller hem de bitiricilikleri, hücumda görev yapan isimlerin seviyelerine göre oldukça düşük.
Bu kadar olumsuzluğun arasında, “Bu takım hiç mi iyi bir şey yapmıyor?” diyebilirsiniz. Derbi özelinde konuşacak olursak, başta da belirttiğimiz gibi derbilere çok çok iyi hazırlanıyor ve kaosun içinde kendine bir çıkış olarak gördüğü derbilerde bir şekilde öne çıkmayı başarıyor. Bir diğeri ise büyük maçlarda gösterdiği reaksiyon. Hezimete uğrayacakmış gibi durduğu Beşiktaş maçında skoru 3-3’e getirmesi, bu argümanı destekleyebilecek en iyi örnek olabilir.
Galatasaray savunması geçit vermiyor
Fenerbahçe’de birinci ve üçüncü bölge arasındaki mesafe daraldıkça kontralarda daha fazla açık veriyor. Geçiş oyununda topu kaptırdığı anda savunmaya geçmekte oldukça yavaş kalan savunma oyuncuları, pozisyon almada çok geç kalıyor. Bu konuda oldukça dikkatli olmaları gerekiyor zira Galatasaray, savunma-hücum ve hücum-savunma geçişlerini çok hızlı yapabilen ve fırsatları çok iyi değerlendiren bir ekip.
Galatasaray, bu sezon kafa golü yemeyen tek takım ve savunma anlamında adeta geçit vermiyor. Bu bağlamda Fenerbahçe’nin bu sezon sıkça yaptığı uzun topları bir kenara bırakıp Galatasaray blokları arasına giren oyuncuların ayağına hızlı ve isabetli paslar deneyerek savunmayı açmayı denemeli. Ayrıca doğru zamanda doğru alan kapamaları yapmak, Galatasaray gibi oyunu rahatlıkla genişletebilen bir takıma karşı oldukça önemli. Rakip alanda yapılan yavaş ve enine paslar, Galatasaray savunmasını birbirinden uzaklaştırarak hücum oyuncuları için alan yaratacaktır ancak bu pozisyonların iyi ve hızlı değerlendirilmesi gerek. Burada yapılacak tek bir pas hatasının sonucu Fenerbahçe kalesinde bitebilir. Fenerbahçe'nin burada şöyle bir avantajı daha var: İkinci devre boyunca muazzam bir uyum yakalayan savunma ikilisi Marcao ve Luyindama, bu maçta yer alamayacak.
AAFenerbahçe, nasıl bir çözüm üretebilir?
Fenerbahçe’nin bu sezonki en büyük sıkıntısı çok fazla gol yiyip çok zor gol atıyor olması. Bunda üçüncü bölgeye yeterince yardımın gitmemesi, orta sahada Mehmet Topal ve Tolgay Arslan ikilisinin hareketsiz kalması ve rakibe uzak kalması. Orta sahada bu ikili kullanılırsa Tolgay’ın hücuma daha fazla katkı sağlaması ve Mehmet Topal’ın orta alanda daha hareketli olması gerekiyor. Orta sahaya hareket katmak ve üstünlük sağlamak amacıyla - Mehmet Ekici’nin de cezalı olmasıyla- Jailson ismi düşünülebilir.
Daha çok kanat oyuncuları üzerinden hücum geliştiren Fenerbahçe, Moses ve Dirar’ı sağ koridorda birlikte kullanırsa daha efektif olabilir. Moses, sağ uçta kendine alan yaratıp ilerde topla buluşursa oyun bilgisi ve atikliğiyle takımını pozisyona sokabilir. Bu maçta Fenerbahçe’nin en güçlü silahları olarak Soldado’nun yanına Moses ve Dirar’ı yazabiliriz. Dirar’ın ceza sahasına açacağı tehlikeli ortaları girdiği pozisyonları iyi değerlendiren Soldado bitirebilir.
Kulağa klişe gelebilir ancak orta saha mücadelesini kazanan tarafın bu oyunun kontrolünü elinde bulundurabileceğini söylemekte fayda var. Ve Fenerbahçe kazanmak istiyorsa, bir gün öncesinde oynanacak Beşiktaş-Başakşehir maçının sonucuna göre çok daha hırslı ve motive oynayacak olan Galatasaray'a karşı hem orta sahayı hem de savunmayı sağlam kurmalı. Her iki takımın da son dakikaya kadar mücadeleyi bırakmayacağını düşünürsek en son ayakta kalan mutlu sonu hazırlar.




