YORUM | Ali Umut Değirmen |Twitter: @alumutt
Cristiano Ronaldo, 13 kupa kazandığı 9 yıllık rüya gibi Real Madrid kariyerinden sonra, yeni bir macera için Juventus’un yolunu tuttu. Macera diyorum; çünkü aslında ilk defa, gittiği bir takıma liderlik etmesi ve defalarca denenip geçilemeyen bir eşiği atlatması için sahada yer alması istenecek ve bu süreçte, pek tabii, kendi özelinde de en büyük sınavından geçer not almaya çalışacak.
O sınav ne mi? 3 farklı takımla Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazanan 2. oyuncu olmak.
Lider
Cristiano Ronaldo, sorumluluk almaktan hiçbir zaman çekinmedi. Manchester United ve Real Madrid’de elit kategoride yer alan yıldızlarla birlikte forma giydi. Kimi zaman bir şeyler öğrendi, kimi zaman bir şeyler öğretti. Fakat bu iki takımda da doğrudan lider olma şansı hiçbir zaman olmadı.
Manchester United’a gittiğinde Scholes ve Giggs, Real Madrid’de ise Casillas ve Raul gibi takıma soyunma odasında ve sahada liderlik eden yerli isimler mevcuttu.
GettyJuventus’ta ise birkaç sezon önce Pirlo’nun, bu sezon da Buffon’un ayrılmasıyla birlikte Chiellini takımın en tecrübeli ve en eski ismi oldu. Fakat Chiellini, saydığımız bu isimler gibi Ronaldo’ya liderlik edebilecek bir duruşta olmadığını düşünüyor ve bunu transferin gerçekleştiği günlerde ESPN'e verdiği bir röportajda dile getirdi.
İtalyan savunmacı, ''Ronaldo'nun bize transfer olabileceğiyle alakalı haberler gördükten sonra gece yarısı Başkan Agnelli ve Teknik Direktör Allegri'yi gecenin bir yarısında aradım. Dedikoduların doğru olup olmadığını sordum. Seslerinden iddianın gerçek olduğunu anladım ve o gece heyecandan uyuyamadım.'' diyerek Ronaldo ile birlikte oynayacağı için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Parçaların hepsini birleştirdiğimizde Ronaldo ilk kez, bir takıma ismiyle değil tecrübesiyle de liderlik etmeye başlayacaktı. Soyunma odası ve saha dışında daha fazla rol almak zorunda kalacaktı.
Bu onu yıpratır ve oyununa konsantre olmasını engeller mi, bilinmez. Fakat çok büyük ihtimalle bu durum; tecrübe kazandıkça saklanmayı değil de ön planda olmayı seven karakter yapısıyla paralellik gösterip, performansına daha da fazla katkı sağlayacaktır.
22 yıllık hasret
En son 22 yıl önce Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götüren Juventus, son 4 senede iki defa final oynamasına rağmen kupanın sahibi olamadı.
Geçtiğimiz haftasonu Villar Perosa’da, Ronaldo’nun da forma giydiği hazırlık maçından sonra mikrofonlara konuşan Allegri, ‘’Bu sezon Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak istiyoruz. Son 4 sezonda iki final kaybettikten sonra bu yıl kupayı müzemize koymaya çalışacağız.’’ dedi.
Ronaldo’nun, Torino temsilcisine Şampiyonlar Ligi’nde nasıl yardım edeceğini kestirmek zor değil. Kupa tarihinin en golcü ve en çok kazanan oyuncularından birini kadrolarına kattıklarını hesap edersek, bu sezon ve gelecek sezonlarda Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun en önemli adayı olarak bu sezona başlıyor olacaklar.
Savunmada Chiellini ve Bonucci, orta sahada Emre Can ve Pjanic ve hücumda Ronaldo, Dybala ve Costa ortaklığıyla 22 yıllık hasreti dindirmek için tüm güçlerini sarf edecekler.
Meydan okuma
2002-03 sezonunda futbol tarihinde bir ilk gerçekleşmişti. Seedorf, Milan formasıyla Şampiyonlar Ligi’nde zafere ulaşmıştı. Bu Milan ve taraftarları için tarihi bir andı; fakat Hollandalı futbolcu için çok daha büyük bir öneme sahipti.
Getty ImagesSeedorf kazandığı o şampiyonlukla, 3 farklı takımla Şampiyonlar Ligi/Kupa Galipleri şampiyonu olan ilk oyuncu olmuştu. Aradan geçen yılların ardından üç farklı takımla şampiyon olmaya en yakın isim, Manchester United ve Real Madrid''le şampiyonluklar yaşayan Cristiano Ronaldo gibi görünüyor.
Ronaldo, bu başarıyı egale edebilmek için Juventus formasıyla bir meydan okumaya yelken açtı.
3 farklı takımla Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan ikinci oyuncu olabilmek için...
Dünya Kupası haricinde elde etmediği bir başarı kalmamasına rağmen, belki de çok büyük bir risk alarak İtalyan ekibinin yolunu tuttu. Çocukluk ve gençlik anılarını yazdığı bir metinde Sporting Lizbon akademisine gittiği kısımda bahsettiği gibi, tanımadığı, dilini bilmediği topraklara bir transfer gerçekleştirdi.
Bu onun, ‘’Etrafımdaki insanlar benim konuşmamı, ben de onların konuşmasını anlamıyorsam sahada maharetlerimi göstererek kendimi anlatmaya çalışırım.’’ dediği bir durumdu.
Tıpkı geçtiğimiz sene, Avrupa Kupaları tarihinin en mükemmel gollerinden birine imza attıktan sonra, Juventus taraftarları tarafından dakikalarca ayakta alkışlanması ve onun da siyah beyazlı taraftarlara başını önüne eğip elini kalbine götürerek teşekkür etmesi gibi…

Kısacası Ronaldo’nun Juventus tercihi, kariyerinde kazanmadık kupa, kırılmadık rekor bırakmayan, başarıya her daim aç ve her gece başını yastığa koyduğunda sabah gözlerini kupa seremonilerinde açma hayaliyle uykuya dalan tutkulu bir futbolcunun meydan okuma günleri olarak tarihe geçecek.
Tıpkı Pink Floyd’un, High Hopes şarkısında dediği gibi;
Sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü,
Bir açlık daha var doyurulmamış



