YORUM | Onur Özgen@ozgenonur
Beşiktaş geçtiğimiz hafta geriye yaslanan iki rakibi Akhisarspor ve Yeni Malatyaspor’a karşı golsüz berabere kalarak dört puan kaybetmişti. Bir başka deyişle, siyah-beyazlılar Şenol Güneş döneminde ilk defa üst üste iki maçta gol bulamamıştı.
Igor Tudor, hâlâ Karabükspor’u çalıştırsaydı ve Beşiktaş’la Karabükspor karşılaşsaydı, muhtemelen Beşiktaş’ın son iki maçına bakıp “Biz de derin savunma yapalım” der ve takımını hafta boyunca ona göre hazırlardı.
Ama Galatasaray’ı böyle oynatamazdı. Büyük kulüp olduğu için değil. Zaman zaman büyük kulüpler de böyle oynayabilir. Nitekim dün gece Juventus da Napoli karşısında maç boyunca derin savunma yapıp kazanmasını bildi. Fakat Galatasaray’ın geriye yaslanıp sonuç almasını sağlayacak ne bir kadrosu ne de bir oyunu var. O yüzden Tudor’un sonuç alabildiği tek oyunu olan baskılı ve direkt oyunu ilk defa bir büyük maçta da takımına oynatabilmesi gerekiyordu.
AABeşiktaş ise son iki maçta 81 orta yapmış, ama tek gol bulamamıştı. Haklı olarak da bu oyun tarzı eleştiriler toplamıştı. Fakat Ricardo Quaresma’nın ortalarına dayalı bu hücum planı, Galatasaray’a karşı işe yarayabilirdi.
Zira Galatasaray ligin yan topları en kötü savunan takımlarından. Sarı-kırmızılıların bu sezon yediği 14 golün 5’i ortalarla, 8’i de duran toplar neticesinde geldi. Tudor da bu handikaplarına bir çözüm bulmak için olsa gerek, Quaresma’nın karşısına Martin Linnes’in yerine Jason Denayer’ı koydu. Ama bu hamlesiyle bir büyük maçta daha kendi düzenlerinde oynayamayacaklarını da kabul etmiş oldu.
Beşiktaş’ta ise Galatasaray’ın yan ve duran toplardaki zaafını en iyi değerlendirecek oyuncu Anderson Talisca’ydı. Ama orta sahada yarattığı zafiyet son maçlarda o kadar büyüktü ki; Güneş, Talisca’nın ceza sahası içerisindeki etkinliğinden vazgeçmek zorunda kaldı ve içerideki Monaco maçında olduğu gibi Atiba Hutchinson – Tolgay Arslan – Oğuzhan Özyakup üçlüsüne döndü.
AAOnbirlere bakınca Güneş’in topa daha fazla sahip olan ve oyunu kontrol eden taraf olmayı istediği belli oluyordu. Ama gol atamadıkları son iki maçta da öyleydi. O yüzden bu maçta farklı şeyler yapılması gerekiyordu. O farkı da ancak Oğuzhan yaratabilirdi. Üçlü orta alana dönülmesi hücumu çeşitlendirebilir, takım merkezden de gelmeye başlayabilirdi. Öyle de oldu.
Daha maçın 30. saniyesinde Beşiktaş, Ryan Babel’in dikine pasıyla Galatasaray’ı merkezden deldi ama Cenk Tosun bitiremedi. Bu pozisyon nasıl bir maç izleyeceğimizin ilk işaretiydi. Ardından 7. dakikada Atiba’nın dikine pasında, Quaresma doğru pozisyon alabilseydi, Fernando Muslera’yla karşı karşıya kalabilirdi.
İlk 15 dakikada top %70 Beşiktaş’ın kontrolündeydi. İlk yarı bittiğindeyse ortalama pozisyonlarda Beşiktaş sekiz oyuncuyla rakip sahada, Galatasaray ise 10 oyuncusuyla kendi sahasında görünüyordu.


Fakat zaman ilerledikçe siyah-beyazlılar yine sadece orta yaparak bu baskısını heba etmeye başladı. İlk yarıyı 21 ortayla tamamladılar ve bu sezon en çok orta yapılan ilk yarı oldu. Galatasaray da dönen toplarla tehlikeler yaratmaya başladı. 21’de Bafetimbi Gomis – Sofiane Feghouli ortaklığıyla geliştirilen hızlı hücumda Gökhan Gönül’ün müdahalesi olmasaydı ilk yarıya Galatasaray önde de girebilirdi.
Beşiktaş ise kanat ortalarıyla tehlike üretmeye çalışsa da bütün tehlikeli pozisyonları merkezden geliştirdiği hücumlarla buldu. 44’te Oğuzhan tek pasıyla Quaresma’yı savunma arkasına kaçırdı. Yine Oğuzhan’ın penaltı pozisyonunda da Galatasaray merkezden delinmişti.
Galatasaray’ın bu baskı sonucunda gol yememesi imkansızdı. Mutlaka hata yapacaklardı. Hata ise ikinci yarının başında en umulmadık oyuncudan geldi: Muslera.
Golden sonra ise Beşiktaş, Porto maçının ikinci yarısındaki efsanevi 15 dakikayı yeniden oynamaya başladı. Üstelik Porto maçında pozisyonlara dönüşmeyen baskı, Galatasaray’ı delik deşik etti. Beşiktaş topu o kadar hızlı hareket ettirdi ki, Galatasaraylı oyuncuları da hareket ettirmeye ve pozisyonlarını kaybettirmeye başladı.
Altı dakika içerisinde tam beş defa net gol pozisyonu yakaladı Beşiktaş. 61’de Oğuzhan, 63’te Gökhan Gönül, 67’de Quaresma, Oğuzhan ve yeniden Quaresma kaçırması atmasından daha zor olan pozisyonlardan yararlanamadı.

Normalde böyle kaçan gollerin ardından, “Atamayana atarlar” klişesinin devreye girmesi gerekiyordu ama Galatasaray başını dahi kaldıramadığı için olmadı. Ve beş net pozisyonu kaçıran Beşiktaş, iki dakika sonra savunmadan seken topu önünde bulan Dusko Tosic’in golüyle maçı kopardı.
Beşiktaş için bu derbinin amacı sadece kazanmak değil, en iyinin hâlâ kendisi olduğunu göstermekti. Daha da fazlasını gösterdi. Galatasaray bugün Başakşehir maçından daha büyük bir hezimetle karşılaşmadıysa, başta Quaresma olmak üzere Beşiktaşlı oyunculara teşekkür etmeli. Igor Tudor ise büyük maç senaryoları üzerine uzun uzun düşünmeli. Zira Beşiktaş bu maçı daha başlamadan kazanmıştı.




