YORUM | Onur Özgen @ozgenonur
Geçtiğimiz Mart ayında yaptığımız söyleşide Beşiktaş’ın eski yöneticisi İbrahim Altınsay, kulübün transfer politikasıyla ilgili şunları söylemişti:
“Beşiktaş’ın ana sorunu devamlı transfer yapılması ve kadro sirkülasyonunun çok yoğun olması. Bu düzeyde futbol oynamak isteyen bir takımın artık kadro istikrarına kavuşması lazım. En azından üç-dört yıllık bir süreçte, ikinci onbirin de dahil olmak üzere kadron belli olmalı. Tabii ikinci onbir derken, ilk onbirin kopyasından, geleceğin onbirinden bahsediyorum. Her sezon ancak bir-iki transfer yapılmalı, onlar da kaliteyi ciddi anlamda artıracaksa yapılmalı.”Beşiktaş için mevcut transfer döneminde de Altınsay’ın altını çizdiği ana problem devam ediyor: Yoğun kadro sirkülasyonu.
Geçtiğimiz sezonlarda yönetimin bu problem için mazereti, oyuncu satmadan kimseyi almamayı şart koşan Finansal Fair Play’di (FFP). Ama aslında bu da bir mazeret olamazdı. Zira altyapı ve scouting organizasyonunu oturtmuş bir kulüp için FFP bir ceza değil, bilakis fırsat. Borussia Dortmund başta olmak üzere, birçok Bundesliga kulübü, Alman futbolunun hem sportif hem de ekonomik açıdan iflas etmesinin ardından bu fırsatın nasıl kullanılacağını çok iyi göstermişti.

Beşiktaş da 2012 yazında bu fırsatı kullanabilirdi. O yola da girilmişti, ama çok fazla devam edilemedi. Kısa süre içerisinde Türk futbolundaki hâkim kültüre dahil olundu.
Fikret Orman yönetimi, özellikle yeni stadyumun bitmesinin ve üst üste iki lig şampiyonluğunun ardından Şampiyonlar Ligi gelirlerinin kazanılmasıyla, bir diğer deyişle para akışının yeniden başlamasıyla, 2012’de eleştirdiği yönetim tarzını kendisi uygulamaya başladı.
Oyun kalitesi anlamında zirvesini 2015-16’da gören takımın orta sahada omurgasını oluşturan Atiba Hutchinson, Oğuzhan Özyakup ve Jose Sosa üçlüsü için kasadan toplam 3.9 milyon euro bonservis bedeli çıkmıştı. Üst üste iki şampiyonluk, yeni stadyum ve Şampiyonlar Ligi’yle birlikte gelirlerin yükselmesinin ardından ise bu para sadece Alvaro Negredo’ya bir yıllık maaş olarak ödendi.

Bir süre sonra aynı Yıldırım Demirören döneminde olduğu gibi transfer faaliyetleri yeniden belli network’lere teslim edildi. O dönemden farklı olarak ya bonservisi elinde ya da düşük bonservis bedelli oyuncular tercih edildi belki, ama bu defa da veteran oyunculara çok yüksek maaşlar ödendi. Bu oyuncular içerisinden faydalı olanlar da oldu, ama bunun uzun vadede sürdürülebilir bir politika olmadığı geçen sezon elde edilen lig dördüncülüğüyle görüldü.
Ve gelinen noktada mevcut transfer politikası tam anlamıyla duvara tosladı. Artık geçtiğimiz iki sezonda yüksek maaşlarla alınan veteranlarla yollar ayrılmaya çalışılıyor, ama bu elbette çok zor. Çünkü hiçbir kulüp bu maaşları ödemek istemiyor. Bu oyuncuların maaş yükünden kurtulmadan yeni anlaşmalara imza atmak da mümkün olmuyor.
Diğer yandan elde Şampiyonlar Ligi geliri de olmayınca, FFP’nin “satmadan alamazsın” kuralının kalkmasının da bir anlamı kalmadı. Daha önceki sezonlarda fayda alınan ya da kadroda önemli bir role sahip olan birçok oyuncu, bu sezon da satılmak zorunda. Yani aslında FFP, fiilen devam ediyor.
Şu sıralarda transfer yapabilmek için satılabileceği konuşulan üç oyuncu var: Domagoj Vida, Fabricio Ramirez ve Ryan Babel. As kadrodan bir başka üç oyuncu ise takımdan kesin olarak ayrıldı: Dusko Tosic, Anderson Talisca ve Atiba Hutchinson.

Bu şu demek oluyor: Beşiktaş’ın minimum altı transfer yapması gerekli. Ama takımı güçlendirmek için değil, ayrılan oyuncuların yerlerini doldurmak için. Üstelik bunun da bir garantisi yok.
Öte yandan yıllardır çeşitli nedenlerle kullanılamayan Veli Kavlak, Aras Özbiliz, Mustafa Pektemek gibi oyuncular da sözleşmeleri sürdüğü için kadroda durmaya devam ediyor.
Bu tablo neticesinde şunu açıkça söylemek lâzım: Beşiktaş’ın transfer politikası iflas etmiş durumda.
Geçtiğimiz birkaç sezonda oyuncu satışından kulüp tarihinde hiç olmadığı kadar yüksek gelir elde edilmesi, kuşkusuz olumlu bir durum gibi görünse de, Beşiktaş yönetimi bu sirkülasyonu geleceğe dönük ve sürdürülebilir bir transfer politikasıyla yönlendiremediği için, bugün elde yaşlı ve acilen yenilenmesi gereken bir kadro ve bunca oyuncu satışına rağmen, kulübü hâlâ oyuncu satmak zorunda bırakan bir mâli yapı var.
Bu durumdan ise ancak ikinci bir Feda’yla çıkılabilir. Ama bu defa hakiki bir Feda’yla...


