OĞUZHAN OĞUZ
U17 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi son eleme süreci işlevi taşıyan Elit Tur organizasyonu, 8 gruba ayrılmış 32 takımın mücadelesi şeklinde geçer. Her grup için geçerli olan bir şey var ki o da gruptaki 4 takımdan bir tanesinin ev sahibi olması ve gruba ait tüm maçları organize etmesi. Türkiye en son Muhammet Demir’in kaptanlığını yaptığı 1992 jenerasyonu için bu ev sahipliği talebinde bulunmuştu, bir de günümüzün U17 grubu olan 2000 jenerasyonu için. Bunu aslında gösterilen önemin kanıtı olarak görebiliriz. Tıpkı 1992 jenerasyonunda olduğu gibi bu grup da şampiyonaya kaldı, yine 92 grubunda olduğu gibi orada gerekli dereceyi yaparak Dünya Kupası biletini aldı. Fakat bu kez daha da başarılı bir derece elde edildi, yarı final (o da şimdilik). Peki ya nasıl?
Bunun için aslında jenerasyonun oluşumuna dönmek lazım. Galatasaray’ın başında olduğu sürede bir altyapı atılımı hedefleyen Fatih Terim’in o dönem üstünde titrediği jenerasyonlardan birisiydi 2000 grubu. Milli takımın kadrosunda bu sebeple Galatasaray egemenliği olması çok şaşırtıcı değil esasında, ki ‘’bu kadroda yeri yok’’ denecek oyuncu da yok aralarında aslında. Atalay Babacan ve Ozan Kabak bu turnuvada kendilerini iyiden iyiye ön plana çıkaran, Galatasaray altyapısı çıkışlı isimler. Takım kaptanı ise yine başka bir Galatasaraylı Recep Gül. Bu oyunculara çiçeği burnunda Karlsruhe’li (eski Frankfurt oyuncusu) Malik Karaahmet ve Altınordu kalecisi Berke Özer gibi kritik önemdeki oyuncular eklenince gayet sağlam bir iskeletten bahsediyoruz esasında.

Elit Tur grubunda Finlandiya ve Ermenistan’ı çok rahat geçerek son maçta Almanya’ya kaybetmesine rağmen grubunda ilk ikiyi garantileyip Hırvatistan’da düzenlenen finallere katılım hakkını elde etmişti. Kuradan ‘’İspanya, Hırvatistan, İtalya’’ çıkınca ‘’yine mi ölüm grubu?’’ soruları yöneldi doğal olarak. Ancak göz ardı edilen şey bu kez bu grubu ölüm grubu yapanlardan birinin de Türkiye’nin kendisi oluşuydu. Ortalama üstü yeteneklerden bezenmiş, gayet de iyi bir atletik seviyeye sahip milli takım için ‘’ben de varım’’ mesajını verme vaktiydi. Bu takım daha önce bu üç ülkeyi de yakın geçmişte yenmeyi başarmıştı, üç aşağı beş yukarı aynı kadrolarla. Yine yaptılar, bu kez İspanya hariç ki o maça takım hem eksik çıktı, hem de hakem katliamına uğradı en hafif tabiriyle.
KİMLER PARLADI?
Çeyrek finalde rakip Macaristan oldu. Benfica’nın umutlarla transfer ettiği Kevin Csoboth ve Ajax’ın genç yeteneği Szabolcs Schön önderliğinde grubunu lider bitiren (Fransa’nın önünde) Macar ekibini de tek golle geçerek yarı finale yükseldi milliler. Belki fiziken bir tık üsttelerdi bizden, fakat doğru alan yerleşimi, rakibi kaleden uzak tutma ve etkili çıkışlarla sonuca giden bir milli takım vardı sahada. Şimdi ise en büyük imtihan İngiltere önünde olacak. Daha önce fiziki üstünlük kurmayı başaran takımlara karşı hep zorlanan U17 Milli Takımı’nın önünde turnuvanın fiziken en baskın takımı olan İngilizler var. Teknik direktör Mehmet Hacıoğlu taktiksel esnekliğe önem veren, sahanın değişik bölgelerinde baskı uygulatabilen bir teknik adam. O ve takımı performanslarını daha da üste çıkardı fakat bu maç için bir tık ekstra gerekiyor. Ama yetenek olarak gayet kafa kafaya oynanabilecek bir karşılaşma. İngilizlerin ön plana çıkan isimleri Rhian Brewster ve Jaden Sancho’ya ayrı bir dikiz aynası tutmakta fayda var.
AAMilli Takımın bu jenerasyonda en önemli ismi bana göre Atalay Babacan. Üst düzey bir yeteneğe sahip olmakla beraber topla çok sakin oluşu, top kayıplarını az tutması, tempoyu iyi ayarlaması, aniden etkili sprint atabilmesi ve çok çok iyi bir pasör olması anahtar özellikleri. Onun orta alanda sıkça topla buluşması ve fiziki temastan olabildiğince uzak kalması milli takım adına belirleyici olacak. Bir başka kilit isim ise Malik Karaahmet.
Olağanüstü fiziki özelliklerinin yanına iyi de pozisyon almayı ekleyen Malik çok sık pozisyona giren ve takımın birinci skor umudu olan isim konumunda. Kaptan Recep Gül’ün dripling üstü üretkenliği yüksek, fakat randıman yükseltmesi gelecekteki kariyeri açısından kritik olacak. Kaleci Berke Özer’in refleksleri çok hızlı, ayakları da kötü değil. Kendi adıma kaleci tahlillerimin çok çok iyi olmadığını söyleyebilirim fakat Berke her anlamda iyi bir temel eğitim ve iyi fiziksel özelliklere sahip. Güvenilir bir kaleci olmaya aday. Galatasaray stoperi Ozan Kabak ise turnuvada kendisini ön plana çıkaran bir diğer isim. Fiziki özellikleri iyi olan, hamle zamanlaması ve rakibin karşısında kalabildiği süre olumlu olan, aceleci olmayan soğukkanlı bir stoper. Ayrıca kadroda Hasan Ali Adıgüzel gibi genç yaşına rağmen Süper Lig’de dakika almış olan bir oyuncunun bulunduğunu da söylemek lazım.
AATeknik adam eleştirildi, rakiplerin hocaları hep genç diye akıl mantık sınırını aşan eleştiriler dahi yapıldı. İşin kulüpçülük boyutuna hiç girmeyelim, ‘’benim takımımdan neden adam yok’’ şeklinde eleştiriler hala devam ediyor. Mehmet hoca ve ekibi hedefine ulaşarak kayda değer bir başarı elde etti şimdiden. Fakat asıl iş bundan sonra başlıyor.
Bu jenerasyonun ve dışarıda kalan oyuncuların profesyonelliğe geçişi nasıl sağlanacak, yıl yıl dakikaları nasıl arttırılacak, altyapıdan yeni çıkmış bir oyuncu olmaktan A Takımın taşıyıcısı olmaya nasıl gidecek, bunlar da değerlendirilmeli. Elde saf yetenek var, uyum içinde çalışan bir takım var, şimdi sıra saf yeteneklere son dokunuşları yapıp profesyonelleştirmeye geldi. Bu ülke bunu yapabileceğini henüz yeterli sıklıkta gösteremedi, fakat bu çocuklar bu yönlendirmeyi ve bu gelişimi hak ediyor. Keza başarıyı da.
