YORUM | Rezzan Yetiş @rezzan_yetis
Tüm zamanların en iyi filmleri arasında gösterilen Esaretin Bedeli’nde şöyle bir replik geçer: “Korku seni tutsak eder, umut ise özgür kılar.”
Ligi yarıladığımız şu günlerde, Şampiyonlar Ligi’nde havlu atmış ve Avrupa Ligi ihtimalleri son maça kalmış Galatasaray’ın Alanyaspor karşısında aldığı galibiyet, filmde geçen bu güzel replikle örtüşüyor aslında. Beklentileri karşılayamama ve takım içi yaşanan kaoslar, Galatasaray’ı geri dönülemeyecek noktalara doğru sürüklüyordu ve camiada korkuya sebep olmuştu. Dolayısıyla bu da sahaya ve sonuçlara yansımıştı. Alınan sonuçlardan bağımsız olarak oynanan oyun kimseyi tatmin etmiyor, bireysel olarak oyuncuların performansları yetmiyordu. Bu maçta da radikal bir oyun anlayışı değişikliğine gidildiği söylenemez elbette. Ama 70. Dakikanın sonuna doğru Alanyaspor’un üst üste yarattığı tehlikeler, 1 dakika 13 saniye içerisinde yaşananlar ve Muslera’nın kalesinde devleştiği anlar, umutların henüz yitirilmediğinin göstergesiydi. Özetle Galatasaray’da beklentiler hafifledikçe korkular da azaldı, böylece tünelin ucundaki ışık yeniden canlandı.
En zorlu viraj
Alanyaspor, Erol Bulut yönetiminde lige çok iyi başlamıştı ve ilk mağlubiyetini 7. haftada almıştı. Galatasaray’ın 2 puan önünde çıktığı karşılaşmanın ikinci yarısında kâbus gibi rakip sahaya yığıldılar ve açıkçası Muslera’sı olmayan bir Süper Lig takımının o baskıdan kurtulma ihtimali oldukça düşüktü. Steven Caulker’ın şutuyla başlayan o 1 dakika 13 saniyelik periyotta Alanyaspor 5 net gol fırsatı yakaladı. Ama Galatasaray’ın kalesini sanki doğaüstü güçler koruyor gibiydi. Gerçekçi olduğumuzda ise bu güçlerin tamamı, Uruguay topraklarından çıkan bir kalecide vücut bulmuştu. Zira ligin en az gol yiyen takımının Galatasaray olmasında da en büyük pay sahibi yine o Uruguaylı...
Sonuç olarak devre arasına 3 maç kala Galatasaray, öyle ya da böyle, en kritik sınavlardan birinden 3 puan çıkarmayı başardı.
Hırs ve zekanın birleşimi
Uzun süredir plansız bir görüntü çizen ve elle tutulur bir hücum-savunma organizasyonu sergilemeyen Galatasaray, ufak da olsa bir şeylerin değişmeye yüz tuttuğunu bu maç içinde gösterdi. Bu organizasyonsuzluğun bugüne kadar birçok sebebi vardı. Radamel Falcao’ya tek kişilik dev kadro muamelesi yapılması, yeni gelen oyuncuların uyum problemi, önceden takımda var olan futbolcular ile taraftarlar arasında yaşanan gerginlikler derken bir türlü dikiş tutturulamamıştı.
Bir şekilde çözüm arayan, kadroda radikal değişikliklere giden ve belli ki mental tedavi de uygulayan Fatih Terim hamlelerinin meyvelerini almaya başlamış gibi duruyor. Bu karşılaşmada Galatasaray’ın takım olarak ortaya koyduğu kazanma hırsının yanına Mario Lemina – Steven N’Zonzi ikilisinin uyum yakalaması, Jean Michael Seri’nin oyun zekasını her forma giydiği maçta olduğu gibi bu maçta da göstermesi ve üstüne Falcao’nun da sahalara dönmüş olması galibiyete yol açtı. 3 puan haneye yazılırken gösterilen atılan tek golü Belhanda’nın atması tribünler ile arasında yeniden bir bağ oluşturmasını sağladı. Gol dışındaki performansı ve isteği de taraftarların gözünden kaçmadı.
Şimdi geriye 3 maç kaldı. Sivasspor, Beşiktaş, Fenerbahçe, Malatya ve Alanya engellerini geride bırakan Galatasaray’ın görece bir nebze daha rahat geçebileceği Ankaragücü, Göztepe ve Antalyaspor virajlarından mutlaka galibiyetle çıkması gerek…
