Herhalde
hayatının en büyük hatasıydı Türkiye’ye uğramak, cebini doldursa da.
Memleket topraklarında adı Yeniköy Kasabı’na çıkan Vicente Del Bosque,
kendi topraklarında ilah olabilmiş, sınırın öteki tarafına geçememiş
bir futbol bilgesi.
1950’de üniversitenin şehri Salamanca’da doğan Vicente Del Bosque’nin hayatı Real Madrid’e adanmıştı adeta. Tüyü bitmemiş çocuk olarak adımını attığı camiada, yıllarını geçirmişti. Real Madrid’in bebek takımında başladığı serüveninde sağda solda piştikten sonra ‘Beyaz Şimşekler’e adımını atmıştı.
441 defa ligde sahne aldı, 30 defa fileleri sarstı. Beş defa şampiyonluk tattıktan sonra 4 Kral Kupası’nı kaldırmıştı. Savunma ve orta sahada görev yapabilen Del Bosque, 1984’te topa vurmayı bırakıp lacileri çekmişti.
Real Madrid’in pilot takımındaydı önce. Adeta kendi serüvenini takip ediyordu. Oyunculuğunda ağır ağır çıktığı basamakları, bu sefer hocalığında da tırmanmaya kararlıydı. 1994’te ucundan azıcık, 1996’da ise tek maçlık emanetçiliği yaşamıştı. Yine buram buram Beşiktaş kokan bir isim olan John Benjamin Toshack’ın yerine 1999’da oturduğu koltuğu pek sevmişti doğrusu.
İki şampiyonluğu, iki Devler Ligi Kupası kovalamıştı. 2003’te kulübe 29. şampiyonluğunu kazandırdıktan sonra kapının önüne konmuştu. O zamanki başkan Florentino Perez, yorgunluk emareleri gösterdiğini iddia ettiği Del Bosque ile çalışmak istememişti.
Sakinliğini her durumda koruyabilmesi ve Real Madrid’in kadrosunda bulunan sayısız yıldız futbolcudan aldığı yüksek verimle taraftarın gönlünde taht kurmuştu. Derken Beşiktaş’a imza atınca, bir anda futbol kamuoyu ufak bir depremle sallanmıştı. Dile kolay, Real Madrid’in pos bıyıklı efsanesi İstanbul topraklarına kalıcı olarak ayak basacaktı…
Büyük ümitlerle getirildiği Beşiktaş’ta ise İspanyol teknik direktör tam bir hayal kırıklığı yaratmış, hattâ bizzat eski Beşiktaş yöneticisi Nevzat Demir tarafından ‘Yeniköy Kasabı’ olarak nitelendirilmişti. Kasap, manav gibi hakaretlerin hedefi olan Del Bosque tatsız bir şekilde ayrıldığı Beşiktaş ile sonradan mahkemelik olmuş, Beşiktaş’ın kasasından hatırı sayılır bir miktarın tazminat olarak çıkmasına neden olmuştu.
Uzunca bir süre tatil yaptıktan sonra, İspanya’ya 44 yıl sonra bir şey kazandıran Aragones Dede’nin Kadıköy’e inmesini müteakip Başmatador sıfatıyla ‘Boğalar’ın başına geçen Del Bosque, şimdilik performansıyla selefini de aratmadı.
İspanya sınırlarının ötesine geçse, ‘futbol peygamberi’ olarak bakılabilecek Del Bosque için terfi etmenin de yolu basit. Kim bilir 2010 Dünya Kupası’nı kazanırsa, Yeniköy Kasaplığından ‘dünyayı fetheden adam’a çıkacak adı. Bekleyip görmeli…
Ali Murat Hamarat
1950’de üniversitenin şehri Salamanca’da doğan Vicente Del Bosque’nin hayatı Real Madrid’e adanmıştı adeta. Tüyü bitmemiş çocuk olarak adımını attığı camiada, yıllarını geçirmişti. Real Madrid’in bebek takımında başladığı serüveninde sağda solda piştikten sonra ‘Beyaz Şimşekler’e adımını atmıştı.
441 defa ligde sahne aldı, 30 defa fileleri sarstı. Beş defa şampiyonluk tattıktan sonra 4 Kral Kupası’nı kaldırmıştı. Savunma ve orta sahada görev yapabilen Del Bosque, 1984’te topa vurmayı bırakıp lacileri çekmişti.
Real Madrid’in pilot takımındaydı önce. Adeta kendi serüvenini takip ediyordu. Oyunculuğunda ağır ağır çıktığı basamakları, bu sefer hocalığında da tırmanmaya kararlıydı. 1994’te ucundan azıcık, 1996’da ise tek maçlık emanetçiliği yaşamıştı. Yine buram buram Beşiktaş kokan bir isim olan John Benjamin Toshack’ın yerine 1999’da oturduğu koltuğu pek sevmişti doğrusu.
İki şampiyonluğu, iki Devler Ligi Kupası kovalamıştı. 2003’te kulübe 29. şampiyonluğunu kazandırdıktan sonra kapının önüne konmuştu. O zamanki başkan Florentino Perez, yorgunluk emareleri gösterdiğini iddia ettiği Del Bosque ile çalışmak istememişti.
Sakinliğini her durumda koruyabilmesi ve Real Madrid’in kadrosunda bulunan sayısız yıldız futbolcudan aldığı yüksek verimle taraftarın gönlünde taht kurmuştu. Derken Beşiktaş’a imza atınca, bir anda futbol kamuoyu ufak bir depremle sallanmıştı. Dile kolay, Real Madrid’in pos bıyıklı efsanesi İstanbul topraklarına kalıcı olarak ayak basacaktı…
Büyük ümitlerle getirildiği Beşiktaş’ta ise İspanyol teknik direktör tam bir hayal kırıklığı yaratmış, hattâ bizzat eski Beşiktaş yöneticisi Nevzat Demir tarafından ‘Yeniköy Kasabı’ olarak nitelendirilmişti. Kasap, manav gibi hakaretlerin hedefi olan Del Bosque tatsız bir şekilde ayrıldığı Beşiktaş ile sonradan mahkemelik olmuş, Beşiktaş’ın kasasından hatırı sayılır bir miktarın tazminat olarak çıkmasına neden olmuştu.
Uzunca bir süre tatil yaptıktan sonra, İspanya’ya 44 yıl sonra bir şey kazandıran Aragones Dede’nin Kadıköy’e inmesini müteakip Başmatador sıfatıyla ‘Boğalar’ın başına geçen Del Bosque, şimdilik performansıyla selefini de aratmadı.
İspanya sınırlarının ötesine geçse, ‘futbol peygamberi’ olarak bakılabilecek Del Bosque için terfi etmenin de yolu basit. Kim bilir 2010 Dünya Kupası’nı kazanırsa, Yeniköy Kasaplığından ‘dünyayı fetheden adam’a çıkacak adı. Bekleyip görmeli…
Ali Murat Hamarat
