Mehmet Demirkol (Fanatik)
Fenerbahçe’nin tartışmasız oyun temeli Ozan-Gustavo ikilisi... Gustavo’yu çıkarıp yerine Tolgay’ı koymak olmuyor. Tolgay’ın bu haliyle Fenerbahçe’de merkez/çapa olarak oynayabileceğini - hele de Gustavo’nun yerine - düşünmek sadece onun kalitesine, geçmişine güvenmekle olabilir. Çünkü form ve mental olarak asla bu seviyede değil. Eğer Fenerbahçe altyapısında şu anda Tolgay’ın orta sahalığı kadar stoperlik yapabilecek birisi yoksa kapatın gitsin orayı. Denizlispor eksik. Olcay sol bek oynuyor. Fenerbahçe buna rağmen Mevlüt-Muriç arkasına Kruse’yle çıkamıyor maça? Ferdi’yi sahaya sürmek tamam. Ama Ekici ve Tolgay’ın tempoyu doğru paslarla artırmaya faydaları yokken o da eriyor. Rakip savunmayı çıkarmayacak bir 2. top oyunu mümkün halbuki. 2 santrfor arkası Kruse’yle bir 4-3-1-2. 11’e 11’ken dahi Denizli’ye evinde mahkum olmak kabul edilebilir bir şey değil. Ancak eksikken son 5 dakikadaki baskıyı baştan koymak için ne yapılabilir diye düşünmek lazım.
Uğur Meleke (Hürriyet)
Şu anda Augsburg’u çalıştıran Martin Schmidt, Tuchel’in yardımcısıydı. Tuchel’den 6 yaş büyüktü. Ve Tuchel’den “O benim rol modelim” diye bahsediyor. Klopp’un eski yardımcısı Buvac da ondan 5 yaş büyüktü. Şu anda Dinamo Moskova’nın sportif direktörü. Klopp’un şimdiki yardımcılarından Lijnders, iki sezon önce NEC takımını çalıştırdı. Halen de sayısız kulüpten birinci adamlık teklifi alıyor. Zidane Ancelotti’nin, Arteta Guardiola’nın yardımcılığını yaptılar.
Sezon başında konu aynı ciddiyetle ele alınmadığı için şu anda Fenerbahçe, hem Avrupa kupaları bileti, hem de Türkiye Kupası hedefi varken önemli bir açmazda. Bu teknik kadronun söz konusu hedeflere varıp varamayacağı, gelecek sezonun planlarını da doğrudan etkileyeceği kesin. Dün teknik ekip tarafından Tolgay’a orta ikilideki kesicilik rolü verilmesi, zaten geliyorum diyen felaket gibiydi. 40 dakikada 3 faul yaptı. Ardından da top keseyim derken atıldı. Kruse sakatlandığında girmesi gereken adam Mevlüt’tü. Planlar kenar ortaları üzerine kuruluyken, hava topunda 13-4 galipken o dakikada olması gereken oydu. Dün yanlış tercihler, ev sahibine puan kaybını getirdi doğal olarak.
Erman Toroğlu (Fotomaç)
Fenerbahçe erimeye devam ediyor. "Federasyondu, hakemdi, rakipti" derken puanlar gidiyor. Yönetim o kadar çok bahane buldu ki aklınca kendisini dışarı çıkarttı. Yani dedi ki "Ben her şeyi iyi yaptım ama benim haricimdeki her şey yanlış. Ben doğruyum" Dün gece yine gördü, yine cevabı aldı. Al sana doğru. Mağlup olmaktan son anda kurtuldu Fenerbahçe. Yazık oluyor bu kulübe. Yazık oluyor bu taraftara. Fenerbahçe taraftarı bunu hak etmiyor.
Aslında Denizlispor, Fenerbahçe adından korkmaza, ürkmese dün 3-4 farkla galip gelirdi. Ama hala o ürkeklik var. Tek kelimeyle şunu söylemek lazım: Yazık oluyor Fenerbahçe kulübüne. Hem de yıllardır..
Gürcan Bilgiç (Sabah)
Bir çok faturası olacaktır bu maçın. Herkes kendini göre bir hedef ortaya koyacak. Oyunun içinde kalacaksak, Tolgay Arslan benim ilk başrolüm olur. Kırmızıya dönebilecek bir pozisyonu sarı kartla atlattıktan sonra yaptırdığı penaltı ile maçın kararını verdi aslında. Penaltı, kırmızı ve beraberlik. O ana kadar öne geçmeyi başarmış ama bir duran top golü dışında neredeyse pozisyon bulamamış bir Fenerbahçe vardı. Öne geçmek piyangoydu, böyle de devam ettirebilirlerdi. Ama gol yeme konusunda üstün beceri nişanı sahibi olan bir takım, bu ekstrayı hesaplamalıydı.
İkinci rolde Eme Belözoğlu'nun son Trabzon orta sahasını sahaya sürmesi, bunlara bir de Ferdi'yi eklemesi var. Üflesen kendini yere bırakan yumuşaklıkta baskı üretip, gol atmak istedi. Kendisinden bilmesi gereken, kimin- neyi nasıl yaptığıdır. Bülent Uygun, "Ben yemiyorum, sen ye" davetini kabul etmemezlik yapmadı. Aslında berabere devam eden oyunu "kazanç" hanelerine de koymuş gibilerdi. Oyunun çığırından çıkması, hakem itirazlarıyla gelen sarı kartlar, sakatların üstüne Konyaspor maçı öncesi cezalıların eklenmesi, takım halinde kontrolü kaybetmeleriydi. Maç için planları olmayınca, mazeret için sözleri bolca buluyorlar.
Serdar Ali Çelikler (Habertürk)
Fenerbahçe'nin kadro planlaması, yapılanması ve nihayet hocası ile ilgili problemleri vardı. Nitekim hocası gitti. Bu maça da Emre destekli Zeki Göle katkısıyla çıktılar. Tribün gazından mı yoksa "Bakın ben de bir şey yaptım" deme isteğinden mi bilemiyorum Ferdi 11'deydi. Fenerliler'in hep bir genç ve yakışıklı beyaz atlı prens beklediklerini biliyorum. Ama Ferdi o oyuncu değil. Ferdi-Ekici-Kruse gibi savunmaları hiç olmayan isimlerin arkasında savunması olmayan, aslında hücumu da olmayan kesinlikle büyük takım oyuncusu olmayan Tolgay da sahadayken defansif olarak iyice zaafa düştüler. Denizlispor gayet iyi oynadı yüzde yüz 2 pozisyonu da harcadı.
Fenerbahçe bu saatten sonra 2 ileri bir geri gider. Bu takımın 2 maçı kaldı. Eğer evlerinde Trabzonspor'u 1-0 yenip finale çıkabilirlerse bir de kupa finali var. İş ki o zamana kadar takım sakatlık ve cezalı olarak eksilmesin. Yönetim, teknik adam konusunda acele etmemeli. Acele karar vermemeli.


