Max Kruse Ankaragucu Fenerbahce 02152020AA

Spor yazarları Ankaragücü - Fenerbahçe maçını değerlendirdi

Süper Lig'in 22. haftasında MKE Ankaragücü ile Fenerbahçe karşılaştı. Eryaman Stadı'nda oynanan mücadeleyi ev sahibi ekip 2-1 kazandı.

Spor yazarları bu önemli karşılaşmayı değerlendirdi.

Mehmet Demirkol | Fanatik

Fenerbahçe’nin geçtiğimiz haftalardaki son vuruş kalitesizliği önce son vuruş tedirginliğine dönüşmüştü. Dün ise bunun da ötesine geçerek vurmaktan imtina eden bir takıma dönüştü. Tedirginliğin de ötesinde titreyen ayaklar vardı. Ligin ilk yarısında ‘çiğ et’ yediği için gelişine kaleyi kıran adam dün itibarıyla büyük tedirginlikle ‘acabalarla’ boğuşuyor gibiydi. Yani dün Fenerbahçe rakibini köşeye sıkıştırmış topa sahip gibi görünüyordu. Ancak Fenerbahçe nerdeyse hiç yumruk vuramadı. Mustafa Reşit Akçay için rüya gibi bir maçtı bu. Mustafa Hoca’nın futbol hayali bu. Risk almadan açık kovalayıp skor almak. Buna hakkı var mı? Kuşkusuz. Bunu çok iyi yaptığı kesin. Ersun Yanal’ın yavaş top çeviren takımı son vuruşlarda bu kadar güçsüz ve çözümsüz olunca kazanması da çok normal. Asıl soru bu kadar basit planlar karşı çözüm üretemeyen büyük teknik direktörler.

Uğur Meleke | Hürriyet

Türk futbolunda hiç değişmeyen ve gelişmeyen departmanlardan en önde geleni hangisidir diye sorarsanız cevabım net olur: Yerli teknik adamlar... Birkaç istisna dışında hiç değişmiyor ve gelişmiyorlar. Basit gerekçem de şu: Karşılarına hangi takım çıkarsa çıksın, o ekibi hayatlarında ilk kez görüyor gibiler. Bırakın rakibin son 5 maçını, geçtiğimiz haftaki müsabakasını bile izlediklerinden şüpheliyim.

Ankaragücü, geçen hafta Malatya deplasmanındaydı. Topa sadece yüzde 34 sahip oldular. Üstelik Malatya 41 dakika 10 kişi oynamasına rağmen. Mustafa Akçay’ın talebeleri geçen hafta da topu rakiplerine bırakmışlar, kendi alanlarında fırsat beklemişler ve savunma arkasına yaptıkları koşularla net pozisyonlar bulmuşlardı. Zaten ancak açık alan bulduklarında etkili olacak süratli Lobjanidze-Michalak-Gerson üçlüsüyle de oynanabilecek oyun bu. Fenerbahçe’ye karşı da bire bir bunu yaptılar.

Fenerbahçe savunmasının orta çizgide kamp kurarak adeta koşuculara davetiye çıkardığı ilk yarının özeti net: Ankaragücü yüzde 23 topla oynamasına ve yalnızca 70 pas yapmasına rağmen, gol beklentisinde Fenerbahçe’yi ezdi (1,60’a 0,46)... Lobjanidze ve Michalak’ın bu şaşkın savunma karşısında adeta Robben-Ribery gibi gözüktüğü ilk devrenin 1-0 bitmesi, Fenerbahçe’nin şansıydı aslında. Bu tarz bir ilk yarıdan sonra ikinci devrede oyun ve oyuncu değiştirmeniz gerekir normalde. Ancak Fenerbahçe kulübesi hep tek tip oyunculardan oluştuğu için, son iki maçta olduğu gibi dün de kenardan büyük katkı alamadı Yanal. Şampiyonluk yarışçısı bir takımın ileri üçlüsü için sadece 5 alternatifi olması akıl almaz (Muriç, Mevlüt, Rodrigues, Deniz ve Ferdi). Maaş kesintileriyle pekala kulübe alternatifi olarak takımda tutulabilecek Soldado ve Valbuena’nın bu kadar kolay kaybedilmesini çok eleştirmiştik. İki iyi profesyonelin yeni takımlarındaki katkıları ortada. Yanal bugün bu ikili hakkında ne düşünür, çok merak ediyorum doğrusu.

Erman Toroğlu | Fotomaç

Bir tarafta 2 yılda kurulan bir takım, teknik direktörü 1.5 senedir başında. Diğer tarafta 2 saatte kurulan bir takım. Tamamen toplama bir takım. 15 günlük teknik direktör. Peki iki takım arasındaki fark ne? Birinin ruhu var, diğerinin yok. Ankaragüçlülük ruhu farklıdır. O takımın formasını giydin mi o müthiş seyirci ile beraber, havayı yakalarsın. Eğer takım düşerse bu Ankaragücü seyircisine yazık olacak. Reşit Akçay'ı oldum olası beğenirim. Tek maç için konuşmuyorum. Yetkili olsam Trabzon'daki bütün alt yapıyı ona bağlarım. Kendisi de bunu defalarca söyledi ama demek ki daha iyi bilenler var orada.. Malatya ve Fenerbahçe galibiyeti. Ankaragücü 2 haftada büyük iş başardı. Ama başlangıç olmalı. Aynen devam etmeliler. Tebrikler Ankaragücü..

Şansal Büyüka | Milliyet

İstatistiklerle maç kazanılsa, ligin istatistik kralı Fenerbahçe her maçı kazanırdı… İstatistiklere göre ligin en fazla şut atan takımı Fenerbahçe ama, gördük ki ilk yarının son dakikasında Tolga‘nın yaptığı vuruşu, kimse kusura bakmasın “mahalle maçında“ oynayan herhangi biri bile yapmaz… Şutların kalitesi buysa istediğin kadar vur, nafile…

Fenerbahçe hızlı hücum etmezse gol atamaz… Lig neredeyse bitiyor, daha bunu anlayamadı... Kenar adamı dediğinizin bir hızı, bir dripling yeteneği olur… Deniz‘in kenardan bir depar atıp, orta yaptığını gördünüz mü ? Soldan Tolga bir depar atıp, bir orta yapabildi mi ? Sonra “Vedat durdu“ diyorlar… Adam tek pas almıyor, ayrıca alsa ne olacak? Vedat bu kadar... Neyi var, neyi yok veriyor… Daha fazlası kolay değil… Transfer dönemi “Bir Vedat yetmez“ diye az yazmadık… Kenarlar bu kadar kötüyken, sağda Mevlüt, solda Ferdi oynayamaz mı ? Bu alışılmış ve işe yaramayan ezber bozulamaz mı?

Gürcan Bilgiç | Sabah

Kaybedilen puanların altında hep aynı görüntü vardı; "panik..." Geriye düşüp, kazanmak için baskı kurduğu tüm maçlarda, "topun-pasın" acelesi varmış gibi oynadılar. Bu peşinden yanlış kararları ve kaosu taşıdı sahaya. Sadece şut sayısı veya top kapma üstünlüğünü getirdi Fenerbahçe'ye, kapanan rakibe karşı üstünlüğü sağlayacak golün nedeni olamadı. Aslında çok "sığ" bir gerçek, oyun aklının, "bir an önce" duygusuna yenilmesi. Doğrusunu bulmak için tecrübeli ayakların devreye girmesi, teknik adamın da doğru yerleşimlerin ve senaryoların peşine düşmesi gerekirdi. Bu sezon Emre ve Gustavo'nun birlikte oynadığı maçlar da dahil, kriz anlarını akılla değil, "panikle" yönetti Fenerbahçe takımı.

Reklam
0