RECEP ÖZERİN
Cristiano Ronaldo'nun oyun tarzının son yıllarda ciddi bir evrim sürecinden geçtiğini gözlemlemeyen yok. Manchester United formasıyla dünya futbol vitrinine çıktığında topu taç çizgisinde alıp estetik çalımlarla rakibini eksilten ve ceza sahasına etkili ortalar yapan ya da uzaktan sert şutlar çeken bir oyuncu olan Portekizli, şu an rakip kale civarında belki de piyasanın en etkili bitiriclerinden biri haline geldi. Peki hangi Ronaldo daha iyiydi?
HER ŞEY ALEX FERGUSON'LA BAŞLADI
Ronaldo'yu Portekiz'den İngiltere'ye getiren Alex Ferguson, onu yıllardır uyguladığı klasik 4-4-2 şablonunun sağ kanadına yerleştirdi. O bölgeden David Beckham'ın yaptığı öldürücü ortaları görmeye alışan Old Trafford tribünleri, bu kez karşısında çok daha fuleli ve uzun bacaklarıyla futbolcudan ziyade bir atlete benzeyen bir oyuncu buldu. Evet, Ronaldo'nun da orta yapma becerisi vasatın üzerindeydi ama onu ön plana çıkaran kesinlikle bu özelliği değildi.
GettyDurdurulması güç bir dripling meziyetine sahip olan Ronaldo, sert savunmaların bulunduğu Premier Lig'de ayakta kalabilmek için fiziksel olarak güçlenmesi gerektiğini biliyordu ve buna yönelik çalışmalar yaptı. Özellikle sıçrama kabiliyeti ciddi biçimde gelişen Portekizli, artık sadece çizgide kalıp topun ayağına gelmesini beklemiyor, rakip ceza sahasına topsuz koşular yaparak arka direkte kafa golleri atıyordu.
United'ın başında bulunduğu yıllar boyunca aynı şablonu kullanan Ferguson'un 2007-08 sezonunda Ronaldo'yu artık kenardan içeriye yaklaştırıp yavaş yavaş üçlü forvete dönmesi, Portekizli oyuncuya kariyerinin en iyi sezonunu yaşattı. Rooney ve Tevez destekli üçlü forvet timi, rakip savunmalar üzerine adeta bir yük treni gibi gidiyordu! Ronaldo o sezon kağıt üstünde sağ ya da sol kanatta gözüküyordu ancak maç başladığında hiç kimse fark etmeden bir anda rakip kale önünde bitip golünü atıyordu.
MANUEL PELLEGRINI'DEN ÖNEMLİ HAMLE
2009-10 sezonunda Real Madrid'e transfer olan Ronaldo, teknik direktör Manuel Pellegrini yönetiminde 102 gole ulaşan takımın genelde uyguladığı çift forvetli formasyonda ileri uçta görev aldı ancak merkezde oynamak yerine kendine boş alan bulabilmek için sürekli kanatlara açıldı. Ferguson'un başlattığı forvetleştirme süreci Pellegrini ile devam ederken; United'da kenardan içeri giren Ronaldo, bu kez içeriden dışarı çıkmaya eğimli bir hale geldi.
GettyJose Mourinho'nun göreve gelişi sonrası United'dakine benzer bir role geri dönen Portekizli, sol kanatta maça başlıyor ancak Mourinho'nun meşhur geçiş hücumlarında sürekli forvet koşuları yapıyordu. Real'in, topu kaptığında rakip kaleye gitmesi birkaç saniye sürerken, Ronaldo birçok hücumda rakip kaleye en yakın isim olarak atağı tamamlıyordu. Yine de ne Pellegrini, ne Mourinho ona bir santrfor olarak güvenebilmişti. Ronaldo her zaman olduğu gibi bir orta saha oyuncusuydu ve pas trafiğine katılıp, atakların gelişiminde rol oynaması bekleniyordu. Ta ki Carlo Ancelotti gelene kadar...
İtalyan teknik adam, ilk sezonunda Mourinho'nun 4-2-3-1'lik şablonuna dokunmadan ilerlemeyi tercih ederken, zaman içinde yavaş yavaş üçlü orta sahaya döndü ve Ronaldo'yu daha ileri ve içeri attı. Bu sayede Portekizli hem rakip beki savunmada kovalayarak zaman kaybetmiyor, hem de hücumda bitiriciliğini sergileyecek enerjiyi boşa harcamamış oluyordu. Ancelotti'nin biçtiği bu rol sonrası Ronaldo, o sezon La Liga ve Şampiyonlar Ligi'nde çıktığı 47 maçta rakip fileleri 58 kez sarsarken, takım arkadaşlarına 20 asist yaptı. Takip eden sezonlarda Portekizli yıldızın evriminin tamamlandığını ve karşımızda artık dünyanın en iyi 9 numaralarından biri olduğunu söyleyebiliriz.
ZINEDINE ZIDANE'IN TOPLADIĞI MEYVELER
Ancelotti sonrası göreve gelen Zinedine Zidane da Ronaldo'yu santrfor olarak kullanıyor ve Fransız teknik adam, bu tercihinin meyvelerini topluyor. Eskiden topu ayağına her aldığında önceliği çalım atmak olan Ronaldo, son dönemde sadece gol atmaya odaklanmış durumda. Marca'ya verdiği röportajda bu değişikliğin doğal bir süreç olduğunu söyleyen Portekizli yıldız, "Artık daha farklı bir oyuncuyum. Kanatlarda durmak yerine, altıpas civarında oynuyorum çünkü oradan daha çok gol atıyorum!" diyerek kendisini "Altıpas golcüsü" olarak tanımladı.
Getty ImagesRonaldo'nun top tekniğinin eskisi kadar üst düzey olmadığını söylemek yanlış olmaz. Bunun en büyük nedeni, yaşı ilerledikçe fiziğini zirvede tutabilmek için sürekli fitness çalışması. Bacaklarındaki kas kütlesi yoğunlaştıkça toplu koordinasyonu zayıflayan Ronaldo, bir santrfor olarak topsuz koşu yapmak için gerekli fiziksel dayanıklılığa sahip olmak zorundaydı ve bu doğrultuda bir şeylerden vazgeçmeliydi. Maç içinde top ayağına geldiğinde eskisi kadar etkili olamayan Portekizli, buna karşılık ceza sahası içinde kendisini marke eden savunmacıdan çok kolay sıyrılıp boş alan bulabiliyor.
Ronaldo'yla uzun yıllar United'da birlikte oynayan Gary Neville, Sky Sports'ta yazdığı yazıda Ronaldo'nun geçirdiği evrimi desteklerken şu sözleri kullandı: "Ronaldo, tarihin en iyi santrforlarından biri olabilir, hatta Pele'nın gol rekorunu kırabilir. Artık savunmada daha az efor harcıyor. Eskiden maçlarda ortalama 11-12 kilometre koşardı, bu rakam son dönemde 8-9 kilometre civarına düştü ama bu kötü bir şey değil çünkü sürekli gol atıyor ve takımına maç kazandırıyor."
ARTIK DÜNYANIN EN İYİSİ DEĞİL...
Cristiano Ronaldo'nun geçirdiği evrim herkesin malumu. Bunda birlikte çalıştığı teknik direktörler, ilerleyen yaşı, modern futbolun evrildiği nokta gibi birçok etkenin rolü var. Ancak gözde kaçırmamamız gereken bir nokta olduğunu da söyleyebiliriz. Ronaldo bir dönem dünyanın en iyi futbolcusu olarak gösterilirken, birçokları adını Messi'nin önüne yazıyordu. Ne var ki son dönemde, özellikle santrfor kıyafetine iyice alıştıktan sonra, dünyanın en iyi 9 numaralarından biri olduğu söylense de Messi'yle yapılan kıyaslamalar geride kalmış durumda.
GettyRonaldo belki de şu an izlediğimiz en etkili ceza sahası içi bitiricilerinden biri olabilir ama biz oyunun her yanına etki eden, topu ayağına aldığında rakip savunmacılara korku salan, attığı estetik çalımlarla bizi koltuğumuzdan fırlatan Ronaldo'yu özledik...


