Rincon, Valderrama ve Kolombiya'nın 'altın jenerasyonunun' trajik hikayesi

Colombia 1990s golden generation GFXGetty/GOAL

Rincon, Valderrama ve Kolombiya'nın 'altın jenerasyonunun' trajedik hikayesi

Geçtiğimiz hafta hayata gözlerini yuman orta saha oyuncusu, Kolombiya futbolunu dünyaya tanıtan takımın sembol isimlerindendi.

1993'te Arjantin ile Kolombiya arasında oynanan Dünya Kupası eleme maçının unutulmazlar arasına gireceği daha ilk düdük çalmadan belli olmuştu.

Maç başlamadan kısa süre önce stadın üzerinde alçak uçuş yapan, Aerolineas Argentinas'a ait uçak; River Plate'in evi Estadio Monumental'i temellerinden sarsmıştı.

Uçak San Martin tribününe çarpmaktan son anda kurtulurken felaket metrelerle önlenmişti. Yaşananların tek sebebi, pilotun yolculara 70 bin kişinin doldurduğu tribünleri daha yakından göstermek istemesiydi.

Kolombiya futbol tarihinin en unutulmaz günü bu ilginç olayla başladı ve Kolombiya'nın 5-0'lık galibiyetle 1994 Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanmasıyla sonuçlandı. Dört yıl öncesinin finalisti Arjantin ise Avustralya'yla playoff oynamak zorunda kaldı.

O gün Arjantin hücumunda Gabriel Batistuta'ya eşlil eden Ramon Medina Bello yıllar sonra maçı şöyle anlatmıştı:

"Olay çok konuşuldu. Pilot ceza bile aldı. Uçağı görüp görmediğimi mi soruyorsunuz? Kolombiyalı oyuncuları zor görüyordum, uçağı nasıl görmemi bekliyorsunuz..."

Şok sonucun kahramanı, ya da daha doğru bir tabirle kahramanlarından biri 'Colossus' lakaplı orta saha virtüözü Freddy Rincon'du.

Santa Fe, Palmeiras, Corinthians, Napoli ve Real Madrid formaları giyen Rincon, Perşembe günü geçirdiği trafik kazasının ardından 55 yaşında hayata veda etti. Rincon, Carlos Valderrama'dan aldığı pasla Sergio Goycochea'yı mağlup ederek 41. dakikada gol perdesini açmıştı. İkinci yarıda ise Faustino Asprilla'nın skoru 2-0'a getiren golünde asisti yapan isimdi.

Yine Rincon'un ayağından gelen üçüncü golle Arjantin'in direnci paramparça oldu. Ardından Asprilla ve Adolfo Valencia'nın golleriyle tarihi skor ortaya çıktı.

Bu maç, üst üste üç Dünya Kupası'na katılan, tempolu ve keyifli futboluyla akıllarda yer eden altın jenerasyon için taç giyme töreniydi.

Takımın kalbindeki Rincon'a; 'El Pibe' lakaplı Valderrama, fizik kurallarını zorlayan patlayıcılığıyla Asprilla ve akrep vuruşunun mucidi, modern libero kalecilerin öncüsü Rene Higuita eşlik ediyordu. Higuita duran toplardaki ustalığı ve riskli öne çıkışlarıyla futbol dünyasının kült haline gelmiş oyuncularından biriydi.

Rincon, Kolombiya'nın 1962'den bu yana katıldığı ilk Dünya Kupası için İtalya'nın yolunu tuttuğunda daha 23 yaşındaydı. Daha sonra ABD ve Fransa'daki kupalarda da kadroda yer alacak ve Valderrama ile birlikte futbolun en büyük sahnesinde üç kez boy gösteren iki Kolombiyalıdan biri olacaktı.

Kolombiya'nın gerideki Higuita'dan başlayarak Rincon'a ve öndeki Asprilla ve Valencia'ya kadar uzanan, Valderrama'nın yön verdiği hızlı ve akışkan oyunu, futbola korkak taktiklere mahkum kalınan bir dönemde taze kan getirmişti.

1994 ve 1998'de takımın başında olan Francisco 'Pacho' Maturana sadece takımın değil, bütün ülkenin imajını değiştirmeyi kendine görev edinmişti.

Pacho da Rincon gibi sık sık büyücülerin tavsiyelerine kula verirdi. Bir rivayete göre; turnuvada Kolombiyalı bir yıldızın sakatlık yaşayacağını duyan Rincon, bu yüzden ABD'de eskisi kadar istekli oynamamıştı.

Maturana, Coaches' Voice'ta şöyle anlatıyor:

"1988'de, hatta İtalya 90'da Avrupa'daki basın toplantılarımızın konusu hep Pablo Escobar, suikastler ve uyuşturucu ticaretiydi. Kimse futbol hakkında soru sormuyordu."

"O dönemde yeni bir tarz denemeye karar verdim. Geçmişte milli takımın planı hep rakipleri durdurmak üzerineydi. Maçları koşmaktan tükenmiş halde, yaşlı gözlerle bitirir, kendimizi hiç futbol oynamamış gibi hissederdik."

"Birbirimize, 'Çıkalım ve futbol oynayalım. Topu kaptığımızda serbestçe oynamanın bir yolunu buluruz' dedik."

Bu yaklaşım Kolombiya'nın ilk altın jenerasyonuna dikkat çekici bir sonuç daha getirdi.

Rincon'un 93. dakikada attığı harika golle grupta 1990 Dünya Kupası şampiyonu Batı Almanya'yla 1-1 berabere kalarak son 16'ya yükseldiler.

2020'de, o golün 20. yıldönümünde Blu Radio'ya konuşan Rincon, Maturana'nın atak futbol felsefesine atıfta bulunmuştu.

"Guardiola, Kolombiya milli takımının İtalya 1990'da yaptığı şeyi tekrarladı."

"Topu eğlence olsun diye çevirmiyorduk. Tek amacımız gol atmaktı ve birçok teknik direktör bu felsefeyi benimsedi."

Maturana ve ekibinin elde ettiği başarılara rağmen o Kolombiya takımının hikayesi daima bir trajedi olarak kalacak.

1990'da Higuita'nın korkunç hatasıyla Kamerun'a elenen Kolombiya, dört yıl sonraki turnuvaya devlere kafa tutma, hatta kupayı kaldırma umuduyla gelmişti. Üstelik, bir adam kaçırma olayına karıştığı için dokuz ay hapis yatan ve formsuzluğu nedeniyle ABD'ye giden kafilede yer almayan Higuita'nın yokluğuna rağmen.

Fakat turnuva onlar için tam bir felaket oldu. Bunun nedenlerinden biri, Maturana'nın da itiraf ettiği gibi takım içindeki disiplinsiz tavırlardı.

"Dünya Kupası'na hazırlanmamız gerekirken parti veriyorduk."

Freddy Rincon Carlos Valderrama Colombia GFX
Getty Images

Romanya ve ev sahibi ABD'ye karşı alınan yenilgilerle ilk iki maçta iş bitmişti. Son maçta İsviçre'yi 2-0 yenmeleri teselliden öteye gidemedi.

Beş gün sonra, savunma oyuncusu Andres Escobar bir gece kulübünün otoparkında, uyuşturucu karteline mensup bir bodyguard tarafından vurularak öldürüldü. Kolombiya toplumunu ayağa kaldıran bu cinayet, Escobar ve arkadaşlarının büyük emeklerle değiştirdiği Kolombiya imajını da yerle bir etti.

Rincon, 2007'de uyuşturucu ticaretine karıştığı için Brezilya'da hapse girdi. 1994 kadrosunda yer alan isimlerden Anthony de Avila ise uyuşturucu suçundan hala İtalya'da cezaevinde.

Kolombiya'yı 1990 Dünya Kupası'na götüren golü atan Albero Usuriaga, 2004'te Cali'de bir otomobilden açılan ateş sonucunda yedi yerinden vurularak öldürüldü. ABD'deki kadronun üyelerinden Hernan Gaviria ise 2002'de Deportivo Cali antrenmanında yıldırım çarpması nedeniyle hayatını kaybettiğinde sadece 32 yaşındaydı.

Yas dolu olaylara, faciayla sonuçlanan 1994 Dünya Kupası'na ve 1998'de grup aşamasının ötesine gitmeyen maceraya rağmen, ilk altın jenerasyon hala Kolombiya halkının gönlünde ayrı bir yere sahip. James Rodriguez, Juan Cuadrado ve David Ospina'lı kadronun o takımın başarılarını geride bırakıp bırakamadığı ise hala büyük bir tartışma konusu.

Valderrama, Rincon, Asprilla ve arkadaşları belki potansiyellerine asla ulaşamadılar, ama bu efsane isimler bir ülkenin futbolunu ayağa kaldırmayı başardılar.

Kolombiya daha önce en iyilerle hiç boy ölçüşememişti. Topa her dokunuşundan katıksız bir keyif ve neşe fışkıran bu takım, geçici süreliğine de olsa, çetelerle ve şiddetle sarmalanmış koca bir ülkeye ümit aşıladı.