Julen Lopetegui Florentino PerezGetty Images

YORUM | Real Madrid'de çöküşün perde arkası


 YORUM | Gökhan Şahin @KingMadridista

26 Mayıs 2018 akşamı oynanan Real Madrid ve Liverpool arasındaki Şampiyonlar Ligi finali, dünya üzerindeki çoğu futbolsever için kritik olaylara ev sahipliği yapmıştı. Bulunduğu sezonun flaş oyuncusu Mohamed Salah'ın, Şampiyonlar Ligi finalinde sakatlanmasıyla beraber gözyaşları içerisinde sahayı terk etmesi, bu olaylardan belki de en trajik olanıydı. Ancak maçın sonucuyla beraber takip eden günler, hatta aylar içinde gelişecek olaylar da futbola yeni bir soluk getirecekti. O geceyi 3-1'lik zaferle kapatan ve Şampiyonlar Ligi'ni üst üste 3 kere kazanma başarısı gösteren Real Madrid, bu kupayı da toplamda 13. kez evine götürüyordu. Zidane'ın göreve geldiği olaylı 2016 kışında, bugünlerin geleceğini kimse bilemezdi. Ancak, yeni bir hanedanlık kurulmuştu ve sarsılmayacak gibi duruyordu. Florentino Perez'in uzun yıllardır arzuladığı, kulübü tanıyan ve kulübe aidiyet besleyen bir hoca, Cristiano Ronaldo gibi bir süperstar, mevkiisinde dünyanın en iyilerini oluşturan oyuncular ve umut vaat eden genç bir çekirdek Real Madrid'teydi. Sahiden sarsılmayacak gibi miydi?

Sessiz bir final performansı geçiren ve geceyi golsüz kapatan Ronaldo, maçın bitiş düdüğünün ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlarken geleceğiyle ilgili taraftarı ikilemde bırakacak açıklamalarda bulunuyordu. 2012 ve 2014 yıllarında yeni bir sözleşme istediğinde, yönetime üstü kapalı ültimatom veren Ronaldo; bu sefer açıkça geleceğini oturup düşüneceğini ve taraftarlara ilerleyen günlerde açıklama yapacağını söylemişti. Real Madrid, daha kupayı kazanmadan yeni bir krizle karşı karşıya almıştı. Florentino Perez ve Emiliano Butragueno ise bu konuda kendilerine yöneltilen soruların, “Cevaplamak için erken.” olduğunu söylemişlerdi. Kupa töreniyle beraber İspanyol medyası başta olmak üzere birçok ülkenin medyası, Ronaldo'nun mutsuzluğunun gerekçelerini arıyordu. Senaristleri kıskandıracak şeyler yazılmaya başlanmıştı bile! Bazıları Ronaldo'nun, finalin yıldızı olan Bale'i kıskandığını yazarken bazıları ise Ronaldo'nun daha fazla maaş istediğini söylüyordu. Ama sorunun, ikisinden biri olmadığı neredeyse aşikardı. Bunu da ilerleyen günler gösterecekti.

2018-06-01 Zinedine Zidane Cristiano RonaldoGetty Images

Finalden yaklaşık 5 gün sonra Zinedine Zidane, Real Madrid'den istifa ettiğini açıklamıştı. Toplantıda Florentino Perez'in gözlerinin dolduğu rahat bir şekilde görülebilirken birden bire Real Madrid, dağılmaya başlamıştı. Peki Zidane, neden istifa etmişti? Real Madrid'e yakınlığıyla bilinen Marca gazetesinin haberi, bu konuda netti. Zidane, yaz dönemi için Bale ile yolların ayrılmasını istediğini söylüyor; Hazard'a olan ilgisini de gizlemiyordu. Aynı şekilde kalede de Keylor Navas ile devam etmek isteyen Fransız hoca, bu isteklerinde başkan engeline takılıyordu. Florentino Perez ile Cristiano Ronaldo arasında yarım sezondur süregelen gerilim hali, Perez'in onu gözden çıkaracağı boyuta kadar ulaşmıştı. Dolayısıyla Perez, Zidane'ın “Bale gitsin, Ronaldo kalsın” isteğini reddetmişti. İsteğinin kabul görmemesi karşılığında ise Zidane, çareyi istifada bulmuştu. Real Madrid'de böylelikle bir devir daha kapanmıştı. 

Lopetegui ve Barcelona ekolü

Yeni hocanın kim olacağı konusunda çeşitli iddialar mevcuttu. Massimiliano Allegri, Jürgen Klopp ve Mauricio Pochettino gibi isimlerin Real Madrid'ten gelen teklifleri reddettikleri yazıldı. Neredeyse hiçbir elit teknik adam, bu ağır yükün altına girmek istemiyordu. Dünya Kupası'nın başlamasına kısa bir süre kala Real Madrid için gündemde olan isimler Guti, Raul ve Julen Lopetegui'den oluşuyordu. Guti'nin Beşiktaş'a gitmesi, Raul'un ise akademide görev almasıyla beraber Lopetegui, gelecek sezon için Real Madrid'in teklifini kabul etmişti. Ancak Perez, bunu İspanya Futbol Federasyonu'na bildirmemeyi seçmişti. Federasyon başkanı Luis Rubiales ise bunu “saygısızca bir hareket” olarak yorumlayıp Lopetegui'nin görevine, Dünya Kupası'nın başlamasına 24 saat kala son vermişti. Julen Lopetegui, 2 yıllık milli takım kariyerini namağlup bir şekilde kapatıp dünyada yönetilmesi en zor kulüplerden birinin başına geliyordu. Ama imajı eskisi gibi değildi. Real Madrid'e yakın gazeteler hariç herkes, Lopetegui için ilk günden olumsuz şeyler yazmaya başlamıştı. Bu haberlerden en dikkat çekeni ise Lopetegui'nin Real Madrid'e Barcelona gibi futbol oynatmakla hiçbir başarı elde edemeyeceği yazısıydı. Pozisyon futbolu ve total oyunla ilgilenen Lopetegui ise bu konudaki arzusunu ilk günden beri gizlemedi ve bu yönde futbol oynatacağını söyledi. Onun bıraktığı İspanya Milli Takımı, felaket bir kupa geçirip 2. turda elenirken asıl şok, Cristiano Ronaldo'nun Juventus'a transferiyle yaşanmıştı. Subjektif bir şekilde Real Madrid tarihinin en iyi teknik direktörü ve futbolcusu, aynı yaz döneminde kulüpten ayrılmıştı. Perez ve Lopetegui, çok büyük bir sorumluluğun altına girmeye hazırlanıyorlardı. Transferi de şaşırtıcı bir şekilde sönük geçirip Courtois hariç lüks bir harcama yapmayan Real Madrid, Ronaldo'nun yerine de herhangi bir oyuncu almamıştı. Ronaldo'nun forma numarasını alan oyuncu ise eski akademi oyuncusu Mariano Diaz olmuştu. 

Julen Lopetegui Florentino PerezGetty

Yeni bir dönem, Avrupa Süper Kupa finali ile başladı ve Real Madrid, tanıdık bir rakipten çok sert bir tokat yedi. Finallerde Real Madrid'e psikolojik üstünlüğü verdiğiyle ilgili yıllardır medyaya yakınan Diego Simeone ve ekibi Atletico Madrid, ezeli rakiplerini 4 golle hezimete uğratmışlardı. Ertesi gün hâlihazırda ilk sorgulanan durum ise Real Madrid'in final kazanma alışkanlığını kaybetmesiyle ilgiliydi. Bu “kazanan takım” olma durumunu Ronaldo ve Zidane mı sağlıyordu? Bu ikisi yoksa, Real Madrid final kazanamayacak mıydı? Bu sorular, o gün için gündemi işgal eden başlıklardı. Daha sonra Real Madrid lige 3 maç üst üste galibiyetle başladı. Ancak Marca ve AS başta olmak üzere birçok gazete, Real Madrid'in pasa dayalı futbola geçiş yapmasından rahatsızlardı ve bu durumu eleştiriyorlardı. Milli ara dönüşü Şampiyonlar Ligi grupları ilk maçında Roma ile oynanan ilk maçta gösterilen şahane performans, bu futbola karşı olan tüm ön yargıları kırarak bir anda rüzgarın yönünü Lopetegui lehine çevirse de daha sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Önce Lopetegui'nin prensi Isco'nun sakatlığı, daha sonra yaz kampında bulunamayan Modric ve Varane'ın keskin düşüşü, Bale'in istikrarsız performansı gibi birçok etkenlerden ötürü Real Madrid, bir anda düşüşe başlamıştı. Ligde sırasıyla Sevilla, Alaves ve Levante; Şampiyonlar Ligi'nde ise CSKA Moskova'ya kaybeden Real Madrid'de bardağı taşıran son damla, Nou Camp'ta 5 gol yemek olmuştu. Bu kayıp, ertesi gün Lopetegui'nin teknik direktörlüğünün sonunu getirdi.  

Kurtar bizi Solari!

Lopetegui’nin görevine son verilirken yerine getirilen isim Santiago Solari olmuştu. Daha önce Real Madrid Castilla takımını çalıştıran ve tıpkı Zidane gibi bu takımda pek başarılı olamayıp hatta neredeyse de küme düşüren Solari'nin kulübe dokunuşu, ilk etapta hızlı olmuştu. Vinicius'u takıma oturtan ve biraz daha akademi oyuncularına yönelen Arjantinli, sırasıyla Real Valladolid ve Celta Vigo zaferlerinin ardından kulüpten 3 yıllık sözleşmeyi kapıyordu. Kimilerine göre bir hataydı, kimilerine göre ise gerekliydi. Bunu ise zaman gösterecekti. 

Santiago Solari'nin dönemi ile Julen Lopetegui'nin dönemini karşılaştırmak istersek, keskin ayrımlar yapmamız gerekir. Lopetegui, daha çok oynattığı oyun üzerinden eleştirilebilecek bir hoca konumundaydı. Oynatmaya çalıştığı futbol Barcelona'nın kültürüydü ve İspanyol hoca bunu, Real Madrid'e aşılamaya çalışıyordu. Tarihinin neredeyse hiçbir döneminde salt topa sahip olma amaçlı bir futbol oynamayan Real Madrid'in bunu alışmakta zorlanacağı aşikardı ve Lopetegui de bu noktada haddinden fazla ısrar etmişti. Sonunu hazırlayan etmenlerden birisi de buydu.

Santiago Solari Isco Real Madrid Valencia La Liga 01122018Getty Images

Solari'nin döneminde ise sahada kısmen kaos düzeni vardı. Isı haritalarında dahi Real Madrid'in makro veya mikro planının ne olduğunu anlayamazken takım gitgide tamamen bireysel yeteneklerin fark yaratmaya çalıştığı bir düzen haline gelmeye başlamıştı. Ve yine belirtmeli ki Vinicius Junior hariç bireysel olarak fark yaratabilecek bir oyuncu, 2019’un ilk günlerine kadar yoktu. Lopetegui'den farklı olarak Solari'nin oyuncularla arası problemliydi. İlk günden beri Isco'ya şans vermemeyi seçen ve zamanla Marcelo'nun da forma süresini tamamen azaltan Solari, sonraları Bale ve Kroos'u da yedeğe çekmeye başlamıştı. Kendisinin döneminde Reguilon, Vinicius, Llorente gibi oyuncular fazlaca şans bulup kariyerleri adına önemli adımlar atmışlardı ama istenilen sonuçlar bir türlü gelmediği için Solari'nin güvenilirliği sorgulanmaya başlanmıştı. Atletico Madrid ve Ajax deplasmanlarında gelen galibiyetler Solari için özel bir kredi oldu ve medyayla arası biraz daha yumuşadı. Ancak Barcelona maçlarıyla başlayan süreç, felaketle sonuçlandı. Kral Kupası yarı final rövanş maçında Barcelona'ya Bernabeu'da 3-0 yenilip elenen Madrid, bundan sadece 3 gün sonra ligde de Barcelona'ya 1-0 yenilerek havlu atıyordu. Ancak asıl felaket Şampiyonlar Ligi'nde yaşanacaktı. Son 3 senenin şampiyonu, Ajax karşısına sahasında 2-1'lik avantajla çıkmasına rağmen 4-1 yenilerek paramparça olmuştu. Real Madrid için tarihi bir skandaldı. Kulüp tamamen karışmıştı. Hafta sonu oynanan Valladolid maçından sonra Solari'ye kapı gösterildi. Yerine ise yine yeniden o isim getirilmişti... Zinedine Zidane.

Zidane ile yine, yeni, yeniden

Peki Zidane'ın 2.döneminden ne beklemeliyiz? Duruma iş yönetimi olarak bakarsak Zidane'ın kariyerini şahane yönettiğini söyleyebiliriz. Real Madrid'e ilk geldiği sırada en ufak başarıyı bile ayakta alkışlayacak bir Florentino Perez vardı. Ancak, Real Madrid'e 3 Şampiyonlar Ligi, 1 La Liga, 1 İspanya Süper Kupası, 2 Avrupa Süper Kupası ve 2 Kıtalararası Kupa ile veda ederken ise Zidane ne yapsa yapsın, burun kıvıracak bir Perez ile karşı karşıyaydı. Tekrar dönüşünde ise yine ilk gelişindeki bir atmosfer var ve sezon sonuna kadar da kredisi mevcut. Real Madrid'in çekirdek kadrosunun yaşlanmakta olduğunu bilinen bir gerçek. Kulübü taşıyacak bir yıldız ihtiyacı olduğu da biliniyor. Bunlar için en doğru hamleleri yapacak adam ise bir önceki seferde de bunların altından başarıyla kalkan adam Zidane. 2003 veya 2009 yazı gibi hareketli bir transfer dönemi futbolseverleri bekliyor olabilir. Barcelona kültürünü getirme fikri tutmadı, kulübün idaresini perde altından futbolculara bırakma fikri de tutmadı ve Şampiyonlar Ligi'nin son sahibi, felaket bir sezon geçirdi. Şimdi görev sırası tamamen kendi kültürüne sahip ve bütün oyuncuları rahatlıkla idare edebilme becerisine sahip olan Zidane'da. Çöküşten kalkmak mı? Zinedine Zidane bunu 3 yıl önce başarmıştı ve bir daha yapmak için çalışmalarını sürdürüyor olacak.

Reklam