RÖPORTAJ| İlker Yılmaz @ilkeryilmazz
Bu sezon Süper Lig'in en kuvvetli adaylarından biri olan 1. Lig ekibi Akhisarspor'da teknik direktör Mehmet Altıparmak, eski oyuncusu ve yeni yardımcısı Mert Nobre’nin hala futbol oynayacak yeterlilikte olduğunu açıklarken futbolcuları yaşıyla değil sahada ortaya koyduklarıyla değerlendirdiğini belirtti. Deneyimli teknik adam Goal Türkiye ve Mackolik editörü İlker Yılmaz'ın sorularını yanıtladı;
Kaç tane şampiyonluğunuz oldu, biz artık karıştırmaya başladık.
Dört tane bir üst lige çıkardığımız takım oldu. Bu şampiyonluklar tabii çok zor kazanılıyor. Bir de benim futbolculuk dönemimden 7 tane şampiyonluğum var; yani toplamda 11 kez bu sevinci yaşadım. Türkiye'de bu başarı hocalık ve futbolculuk dahil çok kişiye nasip olmuyor. Bu anlamda ben kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü yaptığımız işte son nokta şampiyonluk.
Sizin bir sırrınızın olması lazım. Eminim herkes çok çalışıyor, siz de çok çalışıyorsunuz ama sizin mutlaka yaptığınız farklı şeyler vardır.
Tabii ki herkesin yoğurt yiyişi farklıdır. Ben de futbolculuk dönemimde çok deneyim yaşadım. Yaşadığım her deneyimden iyisiyle kötüsüyle bir şeyler çıkardım. Ve ben futbol oynarken ileride teknik direktör olmayı kafama koymuştum zaten. Eskiden futbol oynarken teknik direktörlük belgesini alabiliyordunuz. Ben 30 yaşında futbol oynarken A diplomamı almıştım. Her anlamda bana çok faydası oldu. Çünkü şu anda futbolcular her şeyi çok iyi bildiklerini zannediyorlar. Ama futbolu bırakıp teknik direktörlük kurslarına gittiklerinde hiçbir şey bilmediklerini görüyorlar.
Bana göre en iyi yaptığım şey futbolcuyla arkadaş gibi olmam. Futbolcunun ne istediğini bilmem ve onlara insanca yaklaşmam. Çünkü biz eskiden çok büyük sıkıntı yaşardık. Futbolcular dünyanın en akıllı insanlarıdır. Futbolcular senin benim düşündüğümü çok çok önceden düşünürler. Denerler, hocayı yoklarlar, yönetimleri yoklarlar. O yüzden zeki insanlardır, futbolculara aptal muamelesi yapmamak gerekir. Ve ben mümkün oldukça onlarla arkadaş olarak ve yapmak istediklerini bilerek davranıyorum.
"Futbol oynarken antrenör diplomamı aldım"
Hem futbolculuğunuzda hem de antrenörlüğünüzde beraber çalıştığınız hocalardan sizi en etkileyen kişiler kimlerdi?
Birincisi Ümit Kayıhan'dır. Hem benim antrenör olmamın en büyük kaynaklarındandır, hem de çalışması ve futbolcuyla olan diyaloglarıyla en fazla örnek aldıklarımdan biridir. Rahmetli Gündüz Tekin Onay'ın bende çok önemli bir yeri vardır, onunla futbolcu olarak çalıştım. Metin Türel'in aynı şekilde, bende çok emeği vardır. Futbolculuk dönemimde inanılmaz hocalarla çalıştım. Mesela, Türkiye'de kesintisiz üst üste 3 yıl şampiyon olan Gordon Milne ile Bursaspor'da çalıştım. İlk hocalığında Ersun Yanal ile çalıştım. Erol Tok'la çalıştım, şampiyonluk yaşadık. Hüseyin Hamamcı'yla çalıştık.
Ve bu çalışmalar bana inanılmaz katkı sağladı. O zamanlar onların yaptıkları, hem iyi yönde hem kötü yönde bize yansıyan tarafları... Bunların hepsini bir tecrübe olarak yazdık. Şimdi yavaş yavaş kullanmaya başlıyoruz. Bu da hem hocalığımda hem futbolculuğumda benim için büyük bir artı oldu. Belgeyi aldıktan sonra 7 sene daha futbol oynadım. Benim için hem iyi geçti hem kötü geçti. Kötü geçmesinin sebebi bildiğim şeylerin uygulamada yanlış yapılmasıydı. Ve bize kursta, "Sakın teknik direktör olana kadar bunları kullanmayın" dediler. Ve biz tabii ki kullanamadık, hocalarımıza da bir şey demedik. Çünkü saygısızlık olurdu. Ama onun bazılarının yanlış olduğunu bilerek çalıştık. Veya mümkün olduğunca kendimizi koruyarak çalıştık. Teknik direktör olduktan sonra da gördüğümüz yanlışları mümkün olduğunca doğru yapmaya çalışıyoruz. Çünkü oyunculara sadece antrenman yaptırmakla olmuyor. Bu işin de psikolojisi var. Biz oyuncuları makine zannediyoruz. Futbol böyle bir şey değil, insanlık da hayat da öyle bir şey değil.
Peki futbolcularınız sizinle konuşuyor mu?
Konuşuyor. En azından konuşmasalar da ben onlarla konuşuyorum. Oyuncularımızda antrenman düzeni nasıldır, herhangi bir sıkıntı var mı, onlara ters gelen bir şeyler var mı veya bir önerisi olan var mı gibi konuşmalar yapıyoruz. Tabii ki bizler futbolcunun özelliklerini iyi tanıyoruz; ama iç hallerini ve bünyesini çok bilmiyorsunuz. Benim devamlı çalıştığım oyuncular var. Ben onların her şeyini biliyorum. Ama bu sene Akhisar'a yeni geldim ve geçen seneden sadece isim ve teknik olarak bildiğimiz oyuncular var. Onların antrenman kalitesini bilmiyorsunuz. Benim çalışma düzenim biraz farklıdır ve tabii onlarla bu paylaşımları yapıyoruz. Bizim amacımız oyunculardan olabildiğince fazla faydalanmak. Bunu yaparken de kendi doğrularımın yanında onların da düşüncelerini katmam gerekiyor.
Bazen oyuncular çok küçük şeyler söyler bana; ben oradan yakaladığım şeyle belki de oyuncuyu çok büyük yerlere getirebilirim. Benim çalıştıktan sonra üzerine çok şey kattığım ve şu anda da gururla seyrettiğim Süper Lig'de çok oyuncum var. Ömer Ali Şahiner, Emre Akbaba ve Taylan Antalyalı bunlardan bazıları.
"Nobre'yi Fenerbahçe de istedi"
Bu sezon transfer ettiğiniz bütün oyuncular 30 yaş ve üzerinde. Bilerek mi böyle bir kadro kurdunuz?
Her şey tecrübeyle alakalı. Yani aldığım oyuncuların çoğu daha önce çalıştığım oyuncular. Bu oyuncular daha önce şampiyonluk yaşadığımız, karakterini, kişiliğini bildiğim isimler. Ben istatistiğe çok inanırım. Hem bilimselliği hem sahayı bildiğimiz için ikisini birleştirmeyi de çok iyi biliyoruz. Türkiye'de şampiyon olan takımların yaş ortalaması 30-31. Genç olup da şampiyon olan bir takım yok. Bizim de burada bir tek amacımız var: Şampiyon olmak. Ve bu şampiyonluğa giderken de tecrübeli oyuncularımın hepsine çok ihtiyacımız var. Bazen bir oyuncu 36 yaşında olur ama takımın en çok koşan oyuncusu olur. Bana göre yaşa çok takılmamak gerekiyor.
Mesela Mert Nobre benim şu an yardımcım. Şimdi hepimiz ona futbolu bıraktığı için kızıyoruz. Çünkü hala aynı şekilde kendine bakıyor. Yaş önemli değil, yaşı 38 oldu. Selçuk Şahin oynamıyor mu? Çok da iyi oynuyor yani.
Devre arasında Nobre'yi fubolcu olarak görmek ister misiniz?
Tabii ki isterim. Belli de olmaz belki futbola geri döndürürüz. Çünkü gücü ve kuvveti var, bunu yapabilecek isteği de var. O zaman hangi oyuncu olursa olsun, yaşı ne olursa olsun yanımızda yeri var. Yeter ki bizim istediğimiz şeyleri sahada yapsın. Ben yaşına çok bakmam.
Mert Nobre ile ilişkiniz nasıl? Daha önce Büyükşehir Belediye Erzumspor'da çalıştınız.
Nobre'ye bir şey söylememize gerek yok zaten. O çok zeki bir insan. Futbolcu olarak zaten inanılmaz bir futbolcu. Ben onunla çalıştıktan sonra o ayrıldı Erzurum'dan. Kötü bir şekilde ayrıldı. Erzurum'da ona çok büyük haksızlık yapıldı. Ama biz Nobre'yle çalışırken de çalıştıktan sonra da hiç ilişkimizi bozmadık. Ve ben Nobre'ye sadece şunu söyledim: "Futbolu ne zaman bırakırsan yanımda yerin hazır. Sadece bir telefon etmene bağlı. Hocam ben geliyorum dersen yerin hazır."
Geçen sene futbolu bıraktıktan sonra Nobre'yi isteyen çok kulüp vardı. Bütün hocalar da yanına gelmesini istiyor. Ve o beni aradı, "Ben geliyorum" dedi. "Bir daha düşün, sonra pişman olma. Çünkü biz 1. Lig'deyiz" dedim. Süper Lig'den isteyen takımlar vardı, Fenerbahçe de geri gelmesini istiyordu. Ama o "Kendimi geliştirebileceğim bir hocanın yanında atrenörlüğe başlamak istiyorum" demişti ve beni seçti. Bu benim için de büyük bir mutluluk. Çünkü Nobre belki 14-15 senedir ülkemizde, inanılmaz hocalarla çalışmış biri. Ve şu anda hocalık kariyerine benimle başlamak istiyor.
"Klopp dünyanın en iyisi"
Sizinle röportaja başlamadan önce aşağıda maç izliyorduk. Siz çok fazla maç izlediğinizi söylemiştiniz. Zaten kendi liginizdeki 9 maçı izliyorsunuz. Peki haftada toplam kaç maç izliyorsunuz?
Haftalık maç sayım 30'dan aşağı değildir. Cumartesi ve pazar günleri 3-4 maçtan aşağı seyretmiyoruz. Zaten hemen hemen her gün maç var. Bazen ikinci lig maçlarını veren yerel kanallar oluyor, onları da izliyorum. Yani mümkün olduğunca ve zaman buldukça bütün vaktimi maç seyrederek geçiriyorum, çünkü bizim işimiz bu. Yeni oyuncular, yeni sistemler bulmamız gerekiyor. Şampiyonlar Ligi'nde inanılmaz maçlar oynanıyor, orada neler yapıldığını ve yeni uygulamaları görmemiz gerekir.
Peki yabancı teknik adamlardan size ilham verenler hangileri?
Guardiola bizim hem oyun sistemimize hem de futbol yapımıza yakın oynatan bir hoca. Klopp zaten şu anda bana göre dünyadaki en iyi hoca. Bizim için onları seyretmek, onlardan bir şey almak tabii ki güzel bir şey ama ben Türkiye'de çok değerli hocaların olduğunu biliyorum, inanıyorum da. Özelllikle bizim gibi alt liglerden gelen hocalar Türkiye'ye damga vuracak. Bizim sadece sıkıntımız onların şartlarını bulamamamız. Bence aynı şartlarda çalıştığımız zaman göreceksiniz ki bizim hocalarımız da onlar kadar büyük yerlere gelecek.
Türk teknik direktörlerin en çok zorlandığı şey ne?
Bizim en çok zorlandığımız konu yönetimler. Çünkü futbolun içinden gelmeyen çok fazla sayıda insan var. Futboldan fazla anlamıyorlar ama kendilerine göre müthiş anlıyorlar. Bir de menajerler tarafından yönetiliyorlar. Tüm başkanların bağlı olduğu ve inandığı bazı menajerler var. Yönetime transfer listesi veriyoruz, başkan diyor ki "Ben bir sordurayım". Gidiyor menajere soruyor. Biz böyle bir sistemin içindeyiz. İnanıp, takımın başına getirdiği hocasının yerine transfer listesini dışarıdaki menajere soruyor. Bana göre bizim ülkemizdeki en büyük sıkıntımız bu.
Bunun yanında basın var. Biliyorsunuz Twitter ve instagram'da devamlı eleştiriler oluyor. Eskiden başkanlar bunlara çok fazla bakmazlardı. Çünkü eskiden başkanlar cebinden para harcarlardı. Şimdi inanılmaz gelirler var, müthiş paralar geliyor ama borç batağındayız.
Sanıyorum Akhisar'da biraz farklı bir durum var. Sizi de isteyen birçok kulüp vardı ama siz Akhisar'ı seçtiniz. Akhisar'da nasıl bir ortam buldunuz?
Birkaç kulüple görüştükten sonra Hüseyin Eryüksel ile de görüştüm. Hüseyin Başkan inanılmaz etkiledi beni. Kulübün içine geldikten sonra çok doğru bir şey yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Burada çok rahat çalışıyorum. Biraz önce söylediğim şeylerin tam tersi bir şekilde çalışıyoruz. Başkan kendi işini yapıyor, bizler kendi işimizi yapıyoruz. Bir teknik direktörün bulunmak isteyeceği ender kulüplerden biri. Çok ideal bir kulüpte çalışıyorum. Çok da güzel bir ortamımız var. İnşallah bu güzel ortamı sezon sonunda taçlandırıp şampiyon oluruz.
"Süper Lig'de yabancı sınırı 8 olmalı"
Yabancı sınırı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ben aslında mevcut yabancı sınırını destekleyenlerdenim. Ama gelecek yabancının da bir filtresi olması lazım. Yani her yabancı oyuncuyu buraya almamalıyız. Her yabancı oyuncunun da buraya gelmemesi lazım. İngiltere'ye herkes girebiliyor mu? Giremiyor. Orada bir kriter var. Türk hocalara inanın diyoruz; Türk oyuculara da inanmamız gerekiyor. Ne yazık ki kulüpteki menajer - yönetici ilişkilerinden dolayı çoğu kulübün batağa gitme sebebi de yabancı oyuncu sayısının çok fazla olması. Bana göre Süper Lig'de 8 taneyi geçmemesi gerekiyor. Bizim ligimizde de 3-4 tane yabancı yeterli. Eğer sayı böyle olursa siz de ister istemez kaliteye yönelmek zorunda kalıyorsunuz.
Süper Lig'de de çalıştınız, 1. Lig'de de. Aralarındaki farklar neler?
Süper Lig oyuncuları daha kaliteli. Nerede ne yapacağını daha iyi biliyorlar. Bizim ligimiz daha çok mücadele ligi. Daha çok koşan, mücadele eden bir ligdeyiz. Yani 1. Lig'de taktikler de bir yere kadar... Süper Lig'de herkes kazanmaya oynuyor. Sen deplasmana da gitsen kafanın bir yerinde kazanma planın var. Ama bizim ligimizde, mesela Akhisar'a gelen herkes "1 puan alayım yeter" zihniyetiyle oynuyor.
