Basaksehir Goztepe 04262019Seskim

OPTA ANALİZ | Başakşehir'de neler oluyor?


 ANALİZ  | Barış Gerçeker @barisgrckr

Şubat başında farkı sekize çıkardığında Galatasaraylılar hariç hemen herkes “Bitti bu iş” diyordu. Bitmedi, bitemedi.

Galatasaray’dan liderliği 10. haftada teslim aldıktan sonra geride kalan 31. haftaya kadar bırakmayan Başakşehir’de yolunda gitmeyen ne?

Emre Belözoğlu el freni mi?

Konuya neredeyse “totem” sayılabilecek bir yerden girelim, hatta “ters totem”. Başakşehir bu sezon Emre Belözoğlu’nun 90 dakika sahada kaldığı 13 maçta 5 galibiyet, 4 beraberlik, 4 de yenilgi aldı. Türk futbolunun belki de en üst düzey kariyerine sahip oyuncusu olan Emre’nin 90 dakika sahada kalmadığı maçlarda ise Başakşehir’in galibiyet yüzdesi %100 (9 maç, 9 galibiyet). Başakşehir’in galibiyet yüzü göremediği son 4 maçın tamamında Emre maça onbirde başladı ve maçı bitirdi. Buna “totem” dememizin nedeni ise bunun tabii ki bilimsel bir açıklama olmaması, ancak ortada da böyle bir sayısal gerçeklik var. Bunun anlamlı olup olmadığına bakmak için ise olaya 1980 doğumlu ortasahanın maça başlayıp maçı bitirmek zorunda kaldığı durumlarda saha içinde Başakşehir’in giderek eksik kalması açısından yaklaşmak mümkün.

Tamamı sezonun ilk yarısında olmak üzere dört maça onbirde başlamayıp sonradan oyuna giren Başakşehir kaptanı, bunlardan birinde oyundan çıkmak zorunda kaldı. Oyuna sonradan girdiği 4 maçın tamamında takımı skor olarak öndeyken oyuna giriyor ve 10 Kasım’daki Rizespor maçında oyuna girişinden sonra Rize gol buluyor. Bu sezon oyuna sonradan girdiği son maçta ise 26 Kasım’da Göztepe karşısında gol buluyorlar. Oyundan çıktığı 6 maçta ise sadece sezon başında Akhisarspor karşısında oyundna çıktıklarında skor Başakşehir lehine değil (berabere), ancak yukarıda da dediğim gibi, maçların tamamında takımı galibiyet elde ediyor.

Geçen sezon Süper Lig'de Edin Visca'nın (15) ardından en fazla asist yapan Başakşehirli olan Emre Belözoğlu (9), bu sezon henüz gol pası veremedi. Ayrıca ligde asisti olmayan oyuncular arasında en fazla şut pası atan isim konumunda (34).

Daha geniş açıdan, Emre varken / yokken’e bakınca ise şöyle bir tabloyla karşılaşıyoruz:

Emre varken

Emre yokken

22

Maç

9

14

G

4

4

B

5

4

M

0

35

Gol

10

1.6

Gol / maç

1.1

15

Yediği gol

3

0.7

Yediği gol / maç

0.3

% 63.6

Galibiyet %

% 44.4

2.1

Puan / maç

1.9

% 72.9

Hücum bölgesinde pas %

% 71.8

% 77.6

Rakip yarı sahada pas %

% 76.9

Emre’nin oynadığı maçlarda Başakşehir’in galibiyet yüzdesi ve attığı gol yüzdesi daha yüksek, ancak varlığında daha çok gol atan Başakşehir aynı zamanda o varken daha çok gol de yiyor. Emre’nin alamet-i farikası olan oyun kurulumu ve hücum katkısına bakacak olursak da, hücum bölgesinde ve rakip yarı sahada pas isabeti onun varlığı veya yokluğundan pek etkilenmiyor gözüküyor.

Epureanu etkisi

2019 takvim yılında sadece 6 maça çıkabilen, Mart ayı başından beri sakatlığı nedeniyle forma şansı bulamayan ancak varlığında galibiyet – beraberlik – mağlubiyet sayısı 15-5-2 olan Epureanu için durum daha çarpıcı:

Epureanu varken

Epureanu yokken

22

Maç

9

15

G

3

5

B

4

2

M

2

36

Gol

9

1.6

Gol / maç

1

10

Yediği gol

8

0.5

Yediği gol / maç

0.9

68.2%

Galibiyet %

33.3%

2.3

Puan / maç

1.4

Romen stoperin varlığındaki galibiyet oranının, yokluğunda yarısının bile altına düşmesi, puan ortalamasının ise 31 maçın tamamında olmasa sadece 43 puan toplamaya yetecek olması dikkat çekici. Epureanu varken iki maçta bir gol yiyen takımın yediği gol ortalaması da yokluğunda yaklaşık maçta bire denk geliyor.

Yazının bu kısmına göre Epureanu’nun bir an önce takıma girmesi, Emre’nin ise maçları sahada başlayıp bitirmemesi gerekiyor. Emre genelde oyuna girme / oyundan çıkma işlerini Soner Aydoğdu ve Gökhan İnler’le yapmış durumda. Sahaya koyduğu, enerji, akıl, hırs ve zeka bir yana, 90 dakika sahada kalmasının takıma en azından bir fayda sağlamadığını söyleyebiliriz.

Robinho geldi, dertler bitmedi

Demir Grup Sivasspor’da ilk devre performansıyla Ocak ayı yaklaşırken adı İstanbul’un neredeyse bütün büyükleriyle anılan Robinho, o sıralar İstanbul’a puan tablosunda hükmeden takımına gitmeyi tercih etti. Kadrosunda Adebayor ve Bajic’i barındıran, Robinho’yu aldığı kış transfer döneminde Demba Ba’yı da kadrosuna katan Başakşehir’in, halihazırda gol yükünü çeken Vişça da varken 32 haftayı sadece 45 golle geçebilmiş olmasını izah etmek ise zor.

İlk yarı bittiğinde, gelişmiş Opta ölçümlerinden gol beklentisi (xG) modeline göre 21.38’lik gol beklentisinden 22 golü olan Başakşehir’de gol yollarında bir şampiyonluk performansı olduğunu söylemek mümkün değildi. Orada farkı yaratan 15.55 kalesinde gol beklentisinden (xGA) 8 gol yiyen kaleci ve savunma performansıydı. Ligin ilk yarısında oynadığı 17 maçın 10’unda maçın skoru, maçın xG farkının üzerinde gerçekleşti (attığı gol – yediği gol farkı, xG – xGA farkının üstündeydi, yani her iki yönde de beklentiyi aşan bir skor farkı tabelaya yansımıştı).

Başakşehir’in ligin başından itibaren xG toplamıyla gol toplamı birbirinden hiç çok uzaklaşamadı. 22. haftada ilk kez xG toplamı gol toplamının altında kaldı (33.99 xG’den 33 gol). Bir hafta sonra Bursaspor’u 3-0 yenince yeniden artıya geçen Başakşehir, kazandığı Fenerbahçe maçıyla birlikte yeniden eksiye düştü ve ondan bu yana da xG performansını artıya çevirebilmiş değil:

Başakşehir şutlar

Karşılaştırma açısından lider Galatasaray’ın aynı grafiği şöyle:

Galatasaray şutlar

Bu grafiklerde yeşil çizginin kırmızı çizginin üzerinde olması takımların gol beklentilerinin üzerinde gol attıklarını gösteriyor.

Robinho’nun (ve Demba Ba’nın) belli ki Bajic ve Adebayor’dan alınamayan gol katkısını sağlayıp Vişça’nın yükünü hafifletmesi, daha doğrusu onun yaptığının da gol ve asist olarak üstüne koyması bekleniyordu. Ama böyle olmadı. İkinci yarının geride kalan 14 maçında Başakşehir ligin ilk yarısındakinin aksine maçlarının çoğunda gol beklentisiyle karşılaştırmalı olarak geride kaldı. Sadece 5 kez maçın skoru maçın xG skorunu geçerken, 9 kez altında kaldı.

Burada Robinho’nun kullanım şekli dikkat çekici. Sivasspor’da çıktığı 16 maçta 8 gol 2 asistle ortalama 144 dakikada bir gol katkısı veren Robinho, İstanbul’a gelince 14 maçta 3 gol 3 asist bulabildi ve gol katkısı sıklığı 198 dakikada bir olarak gerçekleşti. Sivasspor’dayken 4-2-3-1’in sağında veya merkezinde tercih edilen Robinho, Başakşehir’e geldiğinden beri takımının en uç noktasında maçlara başlıyor. Sivas’tayken Bursaspor karşısında 2 gol, Evkur Yeni Malatyaspor’a karşı 2 gol 1 asistle oynarken sağ uzak forvet, Beşiktaş maçında asist, Ankaragücü ve Galatasaray maçlarında ise ikişer gol atarken forvet arkasında maça başlayan Brezilyalı rakip ceza sahasında topla buluşma ortalaması çok az artmasına rağmen (4.6’dan 5’e yükseldi) yukarıda da belirttiğim gibi bunu skora yansıtamadı. Takım arkadaşlarını pozisyona sokma sayısı ise maç başına 2.5’ten maç başına 1.7’ye geriledi. 12 gol 13 asistle double-double yapan Edin Vişça’dan sonra gelen ilk isim toplam 9 gol katkısı olan İrfan Can Kahveci. Ardından gelen Mossoro’nun (3 gol 4 asistle 7 gol katkısı) takipçici olan Robinho (3 gol 3 asistle 6 gol katkısı) ve Adebayor (3 gol 2 asistle 5 gol katkısı) tabelada yazan 31 maçta 45 gol gerçeğinini altını daha kalın çiziyor. Başakşehir olur da kalan maçlarında kendisine lazım olan bütün skorları alıp şampiyon olsa bile çok büyük olasılıkla lig tarihinin en az gollü şampiyonu olacak (ligin şu anki formatta oynanmaya başladığı 1994-95 sezonundan bu yana en az golle şampiyon olma rekoru 2008-09 sezonunda 60 golle şampiyon olan Beşiktaş’a ait).

Ne olacak?

Medipol Başakşehir ligin altıncı şampiyonu olmaya çok yaklaştı. Kalan üç maçla bunu gerçekleştirme şansı ise hâlâ var. Fatih Terim’li Galatasaray’ın 31. haftaya lider girip şampiyon olmadan çıkmışlığı yok, Başakşehir’in olası şampiyonluğu bunun gibi başka ilklere de imza atmaları anlamına gelecek. “Teknik direktör takımı” kavramının ligimizde daha çok zikredilmesine neden olan kademeli ve planlı gelişimiyle üçüncü kez zirveyi yakaladıkları sezonda finişi önde geçememeleri durumunda ise bunu bir sezona daha taşıyıp taşıyamamaları başka bir merak konusu.

Ortasahanın merkezinde takıma kattıklarıyla ilerleyen yaşına rağmen performansına şapka çıkartılan Emre Belözoğlu’nun kalan maçlarda daha ekonomik kullanılması ve Robinho’nun önünde daha gerçek bir santrforla bir geri hatta oynaması Başakşehir’in kalan maçlardaki sorunlarına çare olabilir. Epureanu’nun yokluğunun kalan sürede çözülmesi ise pek mümkün gözükmüyor.

Reklam
0