ÖZEL | Yusuf Şimşek: Mustafa Denizli'den çok şey öğrendim

Son güncelleme
Yorum()
AA
Goal Türkiye'ye konuşan Yusuf Şimşek, hem Fenerbahçe'de hem de Beşiktaş'ta birlikte çalıştığı Mustafa Denizli'den övgüyle bahsetti.

Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin unutulmaz oyuncusu Yusuf Şimşek, Goal Türkiye'den Onur Özgen'e konuştu.

Futbol kariyeri hakkında açıklamalarda bulunan Şimşek, antrenörlükteki hedeflerini de anlattı.

Yusuf Simsek Deivid De Souza Besiktas Fenerbahce 2009

23 yaşında çok büyük beklentilerle Denizlispor’dan Fenerbahçe’ye geldiniz. İlk sezonunuzda şampiyonluk yaşadınız. Fakat sonra işler tam olarak istediğiniz gibi gitmedi. Fenerbahçe günlerinize dair neler söylemek istersiniz?

İlk geldiğim yıl, 34 maçın 32’sinde oynadım ve o sezon şampiyon olduk. Bir sonraki sezon Mustafa Denizli gidene kadar 17 maçın 16’sında oynadım ama Mustafa Hoca gittikten sonra bir düşüş yaşadım. Tüm bunlara rağmen üç buçuk sene Fenerbahçe’de forma giyme başarısı gösterdim. Güzel günlerdi. İlk gittiğim yıl şampiyonluk yaşamak ve üç buçuk yıl orada kalabilmek benim için güzel bir duyguydu. Bunu benim söylememe gerek yok ama zaten Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birisi Fenerbahçe’dir. Şu an hak ettiği yerde mi? Hiçbir şekilde değil. İlk üç sırada olması lazım. Açıkçası Fenerbahçe’nin ilerleyen günlerde çıkışa geçeceğini düşünüyorum.

Sonrasında Anadolu takımlarında oynadınız. Kariyerinizin sonlarına doğru bu kez de Mustafa Denizli tarafından Beşiktaş’a transfer edildiniz. Beşiktaşlı olduğunuzu biliyoruz. Bir şampiyonluk da Beşiktaş ile gittiğiniz sezon yaşadınız. Beşiktaş hakkında ne söylemek istersiniz?

32 yaşında Bursaspor’dan Beşiktaş’a geldim. Bu kolay bir şey değildi. Beşiktaş ile Bursaspor’un arası sıkıntılıydı. Ona rağmen 32 yaşında ve bonservis ödenerek transfer oldum. Yine Mustafa Denizli’nin eli değdi. Fenerbahçe’ye de beni o almıştı. Milli Takım'a da ilk kez o almıştı. Onunla bir şampiyonluk daha yaşadık. Beşiktaş ile yaşadığımız şampiyonluk çok önemliydi. Zaman zaman ilk 11’de şans buldum. Sonradan oyuna dahil edildiğim de oldu. Kısa zamanda çok önemli işler yapabilmek güzeldi. 32 yaşındaki bir insan için taraftarın beğenisini kazanabilmek kolay iş değildir. Ben bunu başardım ve orada iki sene kaldım. Beşiktaş camiası bana sahip çıktı. Ben de elimden geldiği kadar futbol oynamaya çalıştım. İlerleyen yıllarda çocuklarıma anlatabileceğim güzel anılar bunlar.

Yusuf Simsek Fabian Ernst Goal Celebration Besiktas

O sezon devre arasında Fabian Ernst ile birlikte transfer olmuştunuz. Sizin ve Ernst’in katkıları hep konuşulmuştur. Devre arasında geldikten sonra takımda neleri değiştirdiğinizi düşünüyorsunuz?

Bir kere Mustafa Denizli gibi bir duayen ile, Türkiye’nin en iyi teknik direktörüyle berabersiniz. Sizin bir şey yapmanıza gerek yok. O size neler yapabileceğinizi gösteriyor. Hem Ernst hem ben çocuk yaşta değildik. Tecrübeli oyunculardık. Oyuncuların kalitesi belliydi ve biz de kaynaştık. Huzursuzluk çıkarmadık. Her ikimiz de hocanın şans verdiği ölçüde elimizden geleni ortaya koyduk. Bazı zamanlar kötü maçlar çıkarmışızdır ama hedefimiz hep en iyi yerde olmaktı. O sezon bir artımız da Fenerbahçe ve Galatasaray’ın şampiyonluk yarışında olmamasıydı. Sivasspor ile yarıştaydık. Kaliteli ayakları olan, tecrübeli olan biz olduğumuz için ipi göğüsledik.  

Bir sonraki sezon Beşiktaş’ta işler yolunda gitmedi. Ligde dördüncü olundu. Şampiyonlar Ligi’nde beklentiler karşılanamadı. O sezon takımdaki sorun neydi?

Tabii, ilk sezon güzeldi. İkinci sezon sıkıntılar başladı. Açıkçası ben de yeni gelen arkadaşlar da faydalı olamadı. Zaten Mustafa Denizli bir rahatsızlık yaşadı. Ondan sonra bizim takım olarak düşüşümüz başladı. Ama ben her zaman güzel anılar yaşadığımızı ve kısa zamanda iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Çok güzel bir takım arkadaşlığı vardı.

Denizlispor’dan Fenerbahçe’ye gitmeniz mi, yoksa Bursaspor’dan Beşiktaş’a gitmeniz mi kariyeriniz için daha büyük bir kırılma oldu?

Açıkçası ikisinin de yeri çok ayrı. Denizlispor’dan 23 yaşında Fenerbahçe’ye transfer oluyorsun ve bir anda Türkiye’nin gündemindesin. Önemli bir bonservis bedeliyle gidiyorsun. Fakat 32 yaşında da tekrar Beşiktaş gibi büyük bir takıma gidebilmek, şu an Türkiye’de çok fazla oyuncunun yapabildiği bir iş değil. İkisi de gurur verici. 10 sene sonra bile büyük bir takıma gidebilmişim. İkisini de ayıramıyorum. İkisinde de yaşadığım şampiyonluklar çok özeldi. Birinde gençsin, en toy zamanların; diğerinde de tam olgunluk zamanların. Olgunlukta yaşadığın şampiyonluk daha hoş oluyor. 32 yaşından sonra seni Beşiktaş’a layık görmeleri, oradan Milli Takım'a gidebilmen.  Çok hoş bir duyguydu.

Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı karşılaştırırsanız her iki camia arasında ne gibi farklılıkların olduğunu söylersiniz?

Her ikisinin de kendilerine göre çok büyük farkları var. Üç buçuk sene birinde, iki sene birinde oynadım. İkisini de ayıramıyorum. İki camia da çok büyük. Bunu herkes biliyor ama ikisinin de inanılmaz bir taraftar kitlesi var. İkisinin de ismi çok büyük, 100 yılı aşmış iki tane takım. İkisinde de oynamaktan çok büyük keyif aldım.

Yusuf Simsek Turkey

Çok yetenekli bir oyuncuydunuz. İki büyük takımda da oynadınız. Fakat A Milli Takım’da yalnızca 6 defa forma giyebildiniz. Bunun sebebi neydi sizce?

Bu benim hayatım boyunca pişmanlık duyduğum konulardan bir tanesi. Daha iyi şeyler yapabilirdim. Milli Takım'da kendimi göstermek için daha fazla çaba sarf edebilirdim. Daha farklı çalışabilirdim. Her insanın keşkeleri vardır. Bu da benim keşkelerimden birisi. Geç de olsa en azından o havayı soludum. Bu da bir gururdur. Fatih Terim ve Mustafa Denizli ile ayrı ayrı görev aldım.

Antalyaspor’da Samuel Eto’o ile çok iyi bir ilişkiniz vardı. Siz ayrıldıktan sonra hem diğer antrenörlerle hem de kulüple sorunlar yaşadı. Eto'o'yla sağlıklı bir ilişki kurmayı nasıl başarmıştınız?

Bir kere bu kadar yetenekli bir oyuncuyla ve dünya yıldızı biriyle çalışmak gurur vericiydi. Aramızda da çok büyük bir yaş farkı yoktu, neredeyse üç beş yaş fark vardı. Geldiğinde onunla konuştum. "Biz seninle futbolcu-antrenör değil, abi-kardeş olalım. Ben senden yardım istiyorum," dedim. İlerleyen günlerde yönetimimizle de konuşacağımı ve onu takım kaptanı yapacağımızı söyledim ve Eto’o’yu takım kaptanlığına getirdik.

Çok iyi başladı. Antrenmanlarda en önde koşardı. İzin verirdim. ”Eto’o sen idmana çıkma dinlen,” derdim. Fakat yok, o hep antrenmanlara çıkardı. Bence dünyanın en güzel şeyi iletişim. Biz onunla çok iyi iletişim kurduk. Hâlâ zaman zaman tercümanıyla bize selam gönderiyor. Bence Türkiye’ye gelmiş en iyi profesyonellerden bir tanesidir.

Antalyaspor’dan sonra alt liglerde çalıştınız. Alt liglerde antrenör olmakla, Süper Lig’de antrenör olmak arasında nasıl farklar var?

Tabii mukayese edilmez. Stadyumlar olsun, soyunma odaları olsun, şartlar olsun... Her şey çok farklı. Bir alt ligde çalışmakla Süper Lig’de çalışmak arasında uçurum var. Onun için kıyas dahi edilemez. Bu sebeple Süper Lig’de çalışmayı çok istiyorum. Antrenörlükte bazı sıkıntılar yaşadım. Antalyaspor’dan sonra yaptığım tercihlerin neredeyse tamamı yanlıştı. Ama artık geriye bakmanın anlamı yok. Hedefim, bir an önce bir takımla çalışmaya başlayıp, tekrar eski enerjimi toplayıp daha iyi şeyler yapmak. Önümüzde daha uzun yıllar var. Kimse tepeden başlamadı. Herkes altlardan başlayarak yukarılara çıktı. Biz bir çıktık, sonra yavaş yavaş indik. Tekrar çıkış bizi bekliyor. Hedefim neresi en iyi ise orada çalışmak. Milli takımlar olur, büyük takımlar olur. Hedefim en iyilerini yapabilmek.

Bundesliga’da 30'lu yaşlardaki antrenörler şanslar buluyor. Siz de genç bir antrenör olarak Türkiye’de bu şansı bulabildiğinize inanıyor musunuz?

Evet, ben 35 yaşında antrenörlüğe başladım. Turgutluspor’a antrenör-futbolcu olarak gittim. 7-8 yıldır bu mesleği yapıyorum. Gençlere şans verildikten sonra yapılamayacak şey yoktur. Gençlere "tecrübesizsiniz" diyorlar. Zaten adam 15-20 sene top oynamış, bir sürü hocayla çalışmış. Hepsinden birer şey kapsa tecrübe kazanılıyor. Yani şans verilirse önümüzün açılacağını düşünüyorum. Ki ben o şansı yakaladım, fakat hatalarımdan dolayı eksiye gittim. Ama genç Türk hocalara şans verilirse önemli şeyler yapılabileceğini düşünüyorum.

Şenol Güneş’in yardımcılığını yapan Tamer Tuna, Abdullah Avcı’nın yardımcılığını yapan Erol Bulut geçen sezondan bu yana Süper Lig’de izler bıraktı. Siz de Mustafa Denizli’nin yardımcılığını yaptınız. Teknik direktörlüğe ikinci adam olarak başlamanın faydalı olduğunu düşünüyor musunuz?

Aslında ben birinci adam olarak başladım. Sonra ikinci adam olarak, Mustafa Denizli’nin yanına gittim. Ama iyi ki de gitmişim. Ondan çok şey öğrendim. İnanılmaz disiplinli, işini seven bir hoca. Zaten başarısındaki sebeplerden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Konsantrasyonu çok yüksek. Dört ay çalıştık ama çok şey öğrendim. Ben yardımcı antrenörlüğü çok az yaptım. Ama dediğim gibi, futbolcuyken çok sayıda hocayla beraber çalıştığım için bu konuda tecrübem var. Ersun Yanal, Fatih Terim, Christoph Daum ve Güvenç Kurtar ile çalıştım. Dolayısıyla bizlere görev verildiği zaman hayal kırıklığına uğrayacaklarını düşünmüyorum.

Yusuf Simsek Mustafa Denizli Goal Celebration Besiktas

Mustafa Denizli şu an Kasımpaşa’nın başında ve an itibarıyla ligde ikinciler. Sizce bu sene şampiyonluk şansları var mı?

Tabii ki şampiyonluk şansları var. Hocanın gittiği yerde, her zaman hedef vardır. O, şampiyonluğa oynayan ve en önemlisi hedefi olan birisi. Ben, yine burada da şampiyonluk yakalayabileceğini düşünüyorum. En kötü ihtimalle Avrupa kupalarına gidebilecek bir derece elde edeceklerdir. Ben Fenerbahçe’nin de ikinci yarı daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum.

Ersun Yanal, sizin kariyerinizde önemli bir teknik direktör. Fenerbahçe taraftarı uzun zamandır Yanal’ı takımın başında görmek istiyor. Sizce Fenerbahçe'yi içinde bulunduğu durumdan çıkarabilir mi?

Ersun Yanal, Fenerbahçe’nin başına ilk geçtiğinde gazetelere demeç vermiştim, “Fenerbahçe on puan farkla şampiyon olacaktır,” diye. Yine aynı şeyleri söylüyorum. Belki bu sefer şampiyon olamazlar ama gerçekten Ersun Hoca bir takıma elini değdirdiği zaman üstlere çıkaran bir teknik adam. Çünkü işini seven, çok iyi yapmaya çalışan bir antrenör. Ben yine başarılı olacağını düşünüyorum. Sezon başında bir hoca geldi ve gönderildi. Şimdi yardımcısı takımın başında, o da olmuyor. Artık zorlamanın bir anlamı yok. Ali Koç’un taraftarın sesine kulak vermesi lazım.

Süper Lig’deki şampiyonluk yarışında hangi takımı favori görüyorsunuz? Şu anda Başakşehir lider durumda. Bu sezon şampiyon olabilirler mi?

Başakşehir’in şampiyon olabileceğini düşünmüyorum. Yine Beşiktaş veya Galatasaray'dan biri şampiyon olacaktır.

Derbiden çıkan sonuç şampiyonluğu etkiler mi?

Çok etkileyeceğini düşünmüyorum. Çünkü önümüzde daha uzun bir zaman var. Başakşehir’in bayrağı daha fazla taşıyamayacağını, ama Beşiktaş ve Galatasaray’ın daha yukarılara çıkacağını düşünüyorum.

Süper Lig’de en beğendiğiniz oyuncular kimlerdir?

Oğuzhan Özyakup yetenekli bir oyuncu. Öz güven kazandığı takdirde, Younes Belhanda çok yetenekli bir oyuncu. Adem Ljajic de aynı şekilde. Trabzonspor’da Yusuf Yazıcı, Abdülkadir Ömür ve Jose Sosa, çok özel oyuncular. Bana soracak olursanız Sosa, Beşiktaş’tan gitmemeliydi. Benim şu ana kadar gördüğüm, bu ülkeye gelmiş en iyi yabancı oyuncu ise Gheorghe Hagi’dir.

Sonraki haber:
Fenerbahçe ve Galatasaray'ın UEFA Avrupa Ligi'ndeki muhtemel rakipleri
Sonraki haber:
Beşiktaş, evinde Malmö'ye kaybetti, Avrupa'ya veda etti: 0-1
Sonraki haber:
Akhisarspor, puanla veda etti: 0-0
Sonraki haber:
Göztepe - Bursaspor maçının muhtemel 11'leri
Sonraki haber:
Jorge Sampaoli'nin yeni adresi Santos
Kapat