Haberler Canlı Skorlar
Galatasaray

Mustafa Cengiz: Stres anında bilgisayar oyunu oynarım

12:43 GMT+3 7.02.2018
Mustafa Cengiz Galatasaray president
Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, kulüp dergisine verdiği röportajda, özel hayatına dair ilgi çekici açıklamalarda bulundu.

Galatasaray Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz, Galatasaray Dergisi'nin 174. sayısına konuk oldu.

Başkan Mustafa Cengiz, derginin genel yayın yönetmeni Tarık Ünlütürk'ün sorularını yanıtlarken özel hayatı ve Galatasaray'la ilgili birçok konuda ifadelerde bulundu.

Mustafa Cengiz'in dergiye verdiği röportajdan bazı önemli noktalar şu şekilde;

''Stres anında bilgisayar oyunu oynarım''

''Stres anında bilgisayar oyunu oynarım. ‘Espor ile ilgilenin’ dediler yönetime geldiğimde. Ben önce bir gülümsedim. World of Warcraft oyununda 84 seviye ilerledim. Bir zaman sonra bıkıp bıraktım tabii... Şimdi ise Elder Scrolls Online oynuyorum. Fena da gitmiyorum. League of Legends'a pek girmedim. Bilgisayarı hep sevdim ama aslında biraz mecburiyet oldu benim için. Oğluma küçük yaşlarda bilgisayarı öğretmek istedim. Oğlum 1984 doğumlu, beş yaşına gelmişti. O zamanlar Commodore 64 vardı. Tabii bir işe girince tamamen öğrenme isteğim vardır. Bu açıdan montajı yapabilecek kadar kendimi geliştirdim. Türkiye’nin ilk internet kullanıcılarından biriyim. İnternete DOS üzerinden bağlanırdık. Sohbet odaları vardı o zaman. Bill Gates ile aynı sohbet odasında olduğumu bilirim. Bir fotoğrafın iletilmesi 20 dakika kadar sürerdi. 28K modemlerin çok daha öncesini biliyorum, ardından ISDN bağlantı geldi derken bugün 1000 mb fiber altyapı ile kullanıyoruz interneti. Türkiye’de internet ilk olarak başladığında omurgası çok zayıftı. Bu konuda son olarak Milli Eğitim’e naçizane bir tavsiyem var. Bence okullara tabletten ziyade klavyeli bilgisayarlar dağıtılmalı. Çünkü yazılım dili için klavyeli bilgisayarlar şart diye düşünüyorum.''

Mustafa Cengiz'in araba tutkusu

''Araba kullanmayı çok severim. Türkiye’de otobüs ve kamyon şoförlerinden sonra en çok dolaşan insan ben olabilirim diye düşünürüm bazen. Eşime “uçağa bineceğim” diye söylerim. Evden çıkarım ama Bodrum’a arabayla giderim. Hatta sadece Türkiye değil, Avrupa’yı da arabayla dolaştım. Almanya’dan başlayıp, tüm Avrupa’yı arabayla çok gezdim eşimle birlikte. Hatta kısmen Amerika’yı da gezmişliğim vardır. Araba kullanmak benim için bir tutku ama şunu da belirteyim, kesinlikle hız yapmam.''

''Kahramanım Metin Oktay''

''Herkesin bir kahramanı vardı ve benim kahramanlarım tabii ki Galatasaraylıydı. Neden Turgay Şeren idoldü kaleci arkadaşlarımız için? Çünkü Turgay Şeren zıpladı mı telgraf direklerinin ucuna değermiş, biz buna inanırdık. Metin Oktay şut attığında, kalenin arkasında kimse duramazmış, çünkü duranlar hayatını kaybedebilirmiş. Biz bunlarla yaşardık. Tabii ki Galatasaraylı idollerimiz olacaktı. Gerçi ben yıllar sonra Metin Oktay’ın şutuyla kaleci sakatladığını gördüm. Metin Oktay bir Karşıyaka maçında iki penaltı kullandı. O iki penaltının sonunda üçüncü kaleci kaleye geçti. Çünkü ilk iki atışta iki kaleci topu kurtarırken bileklerinden sakatlık geçirdi. Sadece izlemekle de kalmadım, kendisiyle tanışma şansına da eriştim. Hiç unutmuyorum, İstanbul’a yeni gelmiştim, sene 1967. O zaman kale arkası tribünde karışık olarak maç izlenirdi. Küfür falan zaten hiç yoktu, aklımıza gelmezdi. Neden küfür edelim ki! Evet, maçı kaybeden diğerine ters ters bakardı ama günün sonunda “Merhaba” diyerek, yürürdük yolumuza...''

''Galatasaray yenilgiyi kabul etmez!''

''Ben futbolcu kardeşlerimle ilk buluşmamda söyledim: “Siz bir gün futbolu bırakacaksınız ve bu topluma karışacaksınız, rakibinize saygılı olun, sahada öfkenize kapılıp hata yapmayın. İstemeden yaptıysanız da, mutlaka özür dileyin.” Biz hep ne diyoruz; rakibe saygılı ol ama ölümüne mücadele et. Çünkü biz böyle büyüdük, böyle gördük. Profesyonel olarak ücretini alıyorsun zaten, alman da gerekir. Terinin son damlasına kadar sahada mücadele etmek de gerekir. Galatasaray isen yenilgiyi asla kabul edemezsin. Yenilgiyi kabul edecek olanın bizimle işi yok. Ben bu nedenle beraberliğe prim verilmesine karşıyım. Geçmiş yönetim bu konuda bir noktaya geldi. En azından mağlubiyete prim verilmiyor. İnşallah bize de sadece galibiyete prim vermek nasip olur.''

"Seçime yüzde 60 hazırdım”

''Başkanlığa yüzde 60 hazırdım. Yönetimimi oluştururken kimseye söz vermedim. Sosyal medyada troll hesaplar açtırmadım. İnsanlar beni tanımıyordu. Benim verdiğim bir tepki vardı. İnsanlar genelde tepkisini benimkiyle birleştirdi. Çok hızlı bir süreçti. Yüzden 40 hazır değildik. Bazı abilerim “teamül” dediler. Ama biz bir şeyleri değiştirmeye geldik. Şu anda “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyoruz. Gelmeden önce de geldikten sonra da herhangi bir arkadaşıma mevki sözü vermedim. Yönetim kuruluna giren 15 kişi üç saat önceden öğrendi görev bölümünü. Eğer ben yönetim kuruluma yalan söylersem önce yönetimdeki yakın arkadaşlarımın bana saygısı olmaz. Biz Galatasaray’ı menfaatsiz sevenlerle yürümek istiyoruz. Bu bir yolculuk, hasarsız devam etmeniz mümkün değil. Hiç hasar almıyorsanız zaten hiçbir şey yapmıyorsunuz demektir. Otursanız zaten çürürsünüz. Kopmalar ve ayrılmalar olacak. Bir yandan birleşmeler de olacak. Seçimden önce de söyledim; kimseye yalan söylemem, kimseye boş vaatte de bulunmam. Eğer olsaydı onu söylerdik. Çünkü benim için sözden daha değerli bir şey yok.''

''Yellow Friday'deki sinerjiye hayran kaldım''

''İlk kez kulüp tarihinde insanlar bu kadar birleşti ve ilk kez insanlar kendini camiaya ait hissetti. Şu anda camianın en sorumlu noktasındayım ve görevim bu konuda birlik mesajını iletmekti. Ve bunu başardık, mesaj yerine ulaştı ki bu geri dönüş gerçekleşti. Bu oluşum zaten vardı, biz bir kıvılcım yaktık. O kıvılcım büyük bir meşaleye dönüştü. Yellow Friday kampanyası sırasında inşaat işçisi arkadaşımızın mağazaya gelip, alışveriş yapması beni inanılmaz duygulandırdı. Bu birlikteliği parayla yapamazsınız. Gece yarısı mağazamızı ziyaret ettim. O sinerjiye hayran kaldım, duygulandım. Arkadaşlarımız fedakârca çalıştılar. Onlara bir kez daha teşekkür ediyorum.''

Üyelik sistemi açıklaması

''A grubu dışında yılda 400 üye alıyoruz. Bu rakam çoğaltılabilir. Ama şöyle de bir şey var. Bizim aslımız Galatasaray Lisesi... Aslını inkâr eden haramzadedir. Biz bu temel üzerinde belli dengelerle Galatasaray taraftarının katılımını da bir orana bağlayarak ve sadakat şartını başa koyarak üyeliği bir dengede tutmak istiyoruz. Biz tüzük tadil komisyonunda bir çalışma yaptık ve Divan Başkanlığı’na da sunduk. Divan Başkanlığı da Dursun Başkan’a 2,5 yıl önce verdi. Şu anda bu rakam 400... Tüzük tadilde şerh koyarak sınırın 500 olmasını istedik. Bu bir gelir de sağlıyor. Taraftarı dışlamamamız gerekiyor. Bunun yollarını arıyoruz.''

Üç aylık dönem ve hedefler

''Birinci hedefimiz mali anlamda düzlüğe çıkmak. Kısa vade için elimizde sihirli değnek yok. Bunu yapmak çok kolay değil. Tabii ki elimizden gelenin fazlasını yapma çabasında olacağız. Üç ay içinde yani genel kurula kadar bir noktaya geleceğiz. Sportif olarak da futbolda tek düşünce şampiyonluk. Diğer branşlarda da toparlanma sürecini başlatmak ve yukarıyı hedeflemek. Dört ila altı ay bazında ötelenen ödemelerin yanında biriktirilmiş sorunlar var. Her gün 10 kilo kaldırabilirsiniz ama 120 gün boyunca birikmiş olan 1200 kiloyu bir anda kaldıramazsınız. Bu sorunları parçalayarak yok etmeye çalışıyoruz. İlk olarak bir sistem kuruyoruz. Üç ay yeter mi? Hatta üç sene yeter mi? Üç sene de önümüzü temizleyip, tırmanacağınız basamakların yolunu temizleyebilirsiniz. Galatasaray’da ana hedef borçsuz, artı veren bir bütçeye ulaşmak. Şu anda ilk üç ay içinde dengeyi oluşturmanın, sistemi kurmanın peşindeyiz. Mayıs’ta söz verdiğimiz gibi seçime gidip, üç yıl için üyelerimizin karşısına çıkacağız.''