Mesut Özil modern bir sanat, bir Rorschach testi

Yorum()
Getty
Konu Mesut Özil'e geldiğinde, bu soru düşünülmeyi hakediyor: Dünyada bu oyun içinde kamuoyunu Özil gibi ikiye bölmeyi başarabilen başka biri var mı?

YAZI: Flinder Boyd - ÇEVİRİ: İlkay Barboros


Konu Arsenal forması giyen Mesut Özil'e geldiğinde, bu soru düşünülmeyi hakediyor: Dünyada bu oyun içinde kamuoyunu Özil gibi ikiye bölmeyi başarabilen başka birisi mevcut mu? Futbolseverler ya 28 yaşındaki futbolcunun hassas dokunuşları ve yumuşak paslarının yarattığı görkemli güzelliğin içinde hülyalara dalıyor, ya da tembellik ve aşikar olarak savunma yeteneksizliğine takılıyorlar.

MESUT ÖZİL MODERN BİR SANAT, BİR RORSCHACH TESTİ

Kasım 2016'da Ludogorets'e attığı golü ele alalım – kaleciyi unufak etti, aniden durdu, iki savunmacıyı yatırdı, sonra sıradan bir dokunuşla golü attı. Fanları soruyor, bu golü başka kim atabilirdi? Veya 2014 Dünya Kupası yarı final maçında Brezilya'ya karşı fazla efor sarfetmeden tüm sahaya yayarak attığı paslar?

Diğerleri oyuncunun geçen sezonki Liverpool, sonbahardaki Manchester City ve bu sezon Şampiyonlar Ligi'ndeki Bayern Münih eşleşmesinde sahadaki silik performansına kafayı takmış durumda.

Son zamanlarda, Mesut Özil'in performansı serbest düşüş yaparak kariyerinin en kötü vaziyetine ulaştı. Mesut'un tutarsız performansı, Arsenal'in Arsene Wenger yönetiminde geçen 21 yıl boyunca ilk kez ilk dört dışında kalma ve Şampiyonlar Ligi trenini kaçırma ihtimaline çanak tutuyor. Arsenal taraftarları Mesut'a sırtlarını dönmeye başlarken, yazarlar ve yorumcular "tembel" ve "ruhsuz" diyerek Mesut'u parçalamak için sıraya girdiler. Eski Liverpool kaptanı ve yorumcu Jamie Carragher yakın zamanda televizyon yayınında aşikar olanı ortaya koydu: "Özil'i eleştirmeyi çok seviyoruz."

Mesut Ozil Aaron Ramsey Arsenal

Saha dışında, Mesut Özil tüm sosyal medya hesaplarında (Facebook, Instagram & Twitter) toplam 55 milyon takipçiye ulaştı – Amerikan süperstarlar Kevin Durant, Mike Trout ve Cam Newton'ın toplamından daha fazla. Ancak, Dünya Kupası kazanmış ve muhtemelen yeryüzündeki en ünlü Müslüman sporcu olan Mesut Özil'i gerçekten tanımak imkansıza yakın. Sosyal medyada yapılan her paylaşım, Mesut'un kişisel hayatından çok genel kısacık kesitler içerirken; bir pazarlama ekibi tarafından dikkatlice şekillendiriliyor ve Mesut'un da içinde yer aldığı bir WhatsApp grubundan onayı alarak yapılıyor. Otobiyografisinin promosyonu esnasında yakın zamanda verdiği bir avuç röpörtajın dışında, detaylı röportajları çok nadiren kabul ediyor; bu röportajları da klişe cümleler ile dolduruyor.

Almanya'da bile, ilişki yaşadığı modellerin veya pop starların peşinde koşarkenki fotoğrafları veya babasıyla yaşadığı tatsız ayrılığı artık tabloid gazetelerine pelesenk olmuş olsa da, Özil gizemini korumaya devam ediyor. Alman gazeteci Andreas Bock, "Bu adamın bir resmini çizmek gerçekten çok zor" diyor. "Etrafında sosyal medyadan oluşan kalın bir duvar var."

Öyleyse gerçekten kim bu süperstar? Tembel bir dahi mi? Bencil bir yıldız mı? Yoksa yanlış anlaşılmış, kitleleri asla tatmin etmeye yetmeyecek bir imajı ve gerçeklikle asla bağdaşmayacak bir perspektifi yakalamak için çaba sarfeden birisi mi?

Burada problem Mesut Özil mi, yoksa biz miyiz? Özil'i ilgilendiren her konuda olduğu gibi, bu da göründüğünden daha karmaşık.

Mesut Ozil Arsenal Premier League

Tüm bunları akılda tutarak, daha fazlasını öğrenmek için arayışa çıktım. Mesut detaylı bir röpörtaj vermeyi kabul etti, ancak zaman kısıtlamaları işi muhtemel bir telefon görüşmesine dönüştürdü. Sonra menajeri kısa bir email yazışması teklif etti. Kendisinden istediğim yanıtları alamaacağımı bildiğimden, uçağa atladım ve Almanya'ya gittim.

Mesut'un çocukluk kulübü Rot-Weiss Essen'in kulüp binasına ulaşmak için, Essen şehrinin neredeyse sonuna kadar araba kullanmak zorundasınız. Çevre yolundan sağa döndüğünüzde, iki katlı köhne bir bina göreceksiniz. Bina kulübün vaziyetine adeta ayna tutuyor. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından tam bir Alman panzeri olsa da artık o haşmetini kaybetmiş ve dördüncü ve beşinci ligler arasında mekik dokuyorlar.

Binaya girdiğimde beni bir koridora indirip, ıvır zıvır hediyeliklerin ve eğik çerçeveli fotoğrafların yer aldığı nispeten daha sakin bir ofise ulaştırıyorlar. Andreas Winkler, Mesut'un kulüpteki eski genç takım sorumlusu, 12 yaşındaki fiziksel gelişimini tamamlamamış çocuk Mesut ile ilk kez buluştuğu anı anlatıyor. Babası onu denemelere getirmiş, kulüp de bir takım temel antrentmanlar uygulamış. Bazı yöneticiler onun yeteneklerini görünce akıllarının başlarından uçtuğunu iddia etse de, Winkler'ın dediğine göre, gerçekte olan şey ortalamanın biraz üstü bir performanstı ve sonuçta "Ehh, alalım bakalım" dediler.

Mesut Özil, bir işçi kenti olan Gelsenkirchen'de, üç kardeşi ve ebeveynleri ile birlikte iki odalı bir apartmanda büyüdü. Yaşadıkları Türk mahallesini sadece bir kaç kilometre güneyde yaşayan büyükanne ve büyükbabalarını ziyaret etmek için terkediyorlardı. Mesut, Rot-Weiss Essen'e kayıt olduğunda mesafe sadece 16 kilometreydi, ancak bu başka bir dünyaya seyehat etmek gibiydi. Zaman zaman antrenmanları kaçıran Mesut'u, kulüp yöneticileri mahalledeki parkta arkadaşlarıyla oynarken buluyorlardı.

ozil

Babası Mustafa, fabrikalarda, çaycılarda, bilardo salonlarında çalıştı, ancak esas takıntısı Mesut'tu. Mustafa kendisini Mesut'un bir gün Almanya'nın en iyi futbolcusu olacağına ikna etmişti. Mesut'un  yedi yaşında çıktığı ilk futbol maçlarında antrenörü bir kenarda Almanca taktikler verirken, babası Mustafa diğer taraftan kendi taktiklerini Türkçe haykırıyordu.

Winkler, Mesut'un babası için "Çok kontrolcüydü" diyor. "Kendi olduğundan daha büyük olmak istiyordu."

Kafası karışmış Mesut, gölgeler içinde kayboluyordu. Rot-Weiss Essen'de Mesut'un bir kaç kelimeden daha fazlasını söylediği ender anlardan biri, bölgedeki rakipleri Schwarz-Weiss Essen ile oynayacakları maçtan bir önceki gece gerçekleşti. Kulübün teknik direktörünü evinden arayarak "Kazanmamız gerekiyor. Bana yapmam gereken ne varsa söyle."

Ertesi gün maçta, kaleye 32 metre uzaklıkta bir frikik pozisyonu oldu. Rakip kaleci, Mesut'un da aklına girebilmek için "Oradan atamaz, baraja gerek yok" dedi. Mesut topu ceza sahasına ortalama yerine direkt kaleye vurdu ve golü attı. Sonrasında santraya doğru hafif tempoyla koştu, sessizlik içinde.

Mesut, Winkler'in tarzını Jose Mourinho'ya benzettiği teknik direktörle bir bağ kurmuştu. Teknik adam, Özil'in gelgitlerini farketmiş ve onu disipline etmişti. "Mesut'un böyle bir adama ihtiyacı var," diyor Winkler ve ekliyor "Savaşmak zorunda, ancak doğru zamanda."

Kulüp, Mesut'un babası Mustafa'nın sinir bozucu pazarlık tarzına rağmen, Mesut'a profesyonel takımda yer vermeyi düşünüyordu. Mesut'a, ailesini yeni bir daireye taşınmasına yardımcı olmaya yetecek aylık 4000 euro teklif etmişler ve prensipte anlaşmışlardı. Ancak Mesut imzayı atmadan kısa bir süre önce şehrin kodaman Bundesliga kulübü Schalke 04, Mesut'a 19 yaş altı takımda rol vermeyi teklif etti. Mustafa ekseriyetle görüşmeleri durdurdu ve Mesut ile birlikte Gelsenkirchen'e geri döndü.

Mesut Ozil

Bir kaç gün sonra, Winkler içinde Türk yemeklerinin bulunduğu bir kargo aldı. Üzerinde Mustafa'dan gelen bir not yer alıyordu: Danke – Teşekkürler.

Bütün büyük oyuncuların mitlerinin yaratılışında, onları tesadüf eseri "keşfeden" bir scout veya antrenör yer aldığı bir an vardır - Pele'yi 11 yaşında keşfeden Brezilya efsanesi, Marsilya'da küçük bir kulüpte top oynayan 14 yaşındaki Zidane'a denk gelen yaşlı ve ketum bir scout... Mesut ergenlik yıllarının neredeyse tamamını, kendi destanının başlangıcı olacak böyle bir kişinin eksikliği ile yaşadı.

Mesut 13 yaşındayken babası onu Schalke ile aynı mahallede yer alan bir okula yazdırdı. Mesut sabahları genç takımla antrenmanlara çıkıyor ve okul turnuvalarında forma giyiyordu. Ancak o dönemde bile isteksiz bir yıldızdı. Mesut'un okuldaki öğretmenlerinden birisi olan Christain Krabbe "Goller atıp en iyisi olmak ile ilgilenmiyordu. Kale boşsa gol atmaz, yanındaki arkadaşı gol atsın diye ona pas verirdi" diyor.

Schalke'nin gördükleri ilgilerini çekmiyordu. Mesut, Krabbe'nin dediğine göre fiziksel olarak zayıftı ve hava toplarında ve savunmada iyi değildi. Mesut açık ve net bir şekilde gerçekten Alman olsa ve ismi Mesut değil de Markus veya Matthias olsa daha fazla şans bulup bulamayacağını merak eder olmuştu. Ancak 17. yaş günü yaklaşırken yağmurlu bir havada oynanan bir maçta, Schalke'nin genç takım direktörü Bodo Menze, Mesut'un topu ne kadar güzel kontrol ettiğini görmüş ve çok etkilenmişti.

Sözleşme imzalandı ve ilk kampı esnasında 19 yaş altı antrenörü Norbert Elgert, Mesut ile bir görüşme yaptı ve ona arzularının ne olduğunu sordu. Mesut'un keskin yolculuğunun ve çekingen yapısının derinliklerinde yatan ilk ipuçları ortaya çıktı. Mesut uysalca "Önce Real Madrid veya Barcelona'da, sonra da Premier Lig'de oynamak istiyorum" dedi. O dönemde yaşıtlarının bazıları uluslararası üne çoktan kavuşmuşken, yerel taraftarların bile ismini çok duymadığı bu gencin söylediklerine Elgert gülüp geçmek yerine, ona kendisiyle ilgili bir planı olduğunu söyledi.

Ozil

Elgert, Mesut'un fazlasıyla yüksek futbol IQ'sunu farkettiğini ancak onun zihnini tetiklemek istediğini söylüyor. Mesut'a tekniksel kavrayışın ritmik düzeni olan "gör, anla, karar ver, yap" şablonunu aşıladı. Mesut bir yıl içinde Veltins-Arena'ya taşındı.

Menze ile konuşmak için Schalke kulübüne vardığımda, takımın Almanya'daki en büyük ezeli rakibi Borussia Dortmund maçına bir hafta vardı. Onlarca taraftar, buz gibi soğukta takımlarının 45 dakikalık antrenmanlarını izlemek için toplanmışlardı.

Menze ile takımın kafesinde buluştuk. Saçları kırlaşmaya başlayan uzun boylu bir adamdı. "Büyük resmi görüyorum" dedi ve ekledi "formu yerinde olduğunda Mesut kusursuz bir oyuncu."

Öyleyse neden Alman seceresine sahip ve dünya çapında yıldız olan bir oyuncu hakkında "yürek koyamıyor" deniyor ve performansı diğer süperstarlara kıyasla bu kadar kolayca dalgalanıyor diye sordum. Mesut ile üç sene çalışan Menze, bir süre düşündükten sonra, klasik, metanetli bir Alman gibi konuştu ve "Onun da inişleri ve çıkışları olur" dedi ve omuzlarını silkeledi.

Mesut'u en iyi anlarında izleyen bir sporseverin gördüğü, bir makinenin kusursuz uyumla çalışmasının öncüsü olduğunu görecektir. Henüz yapım aşamasındayken bütün sekansı görebilen, açık alana sızan, klas bir şekilde orta sahanın arkasına geçtikten sonra tam da atılması gereken hız ve şiddette bir pas ile takım arkadaşını topla buluşturarak rakip defansın kilidini açan birisi... sanat eserindeki sadelik.

Çabuk parlayan ve kendisini 3-1 önde götürdükleri bir maçın devre arasında tüm takım arkadaşlarının önünde azarlayarak duş almaya gönderen teknik direktör Jose Mourinho yönetiminde Real Madrid'te oynarken, Mesut Özil neredeyse kült statüsüne erişmişti. Mesut, Cristiano Ronaldo gibi süperstarlar ile birlikte oynarken, kendi otobiyografisinde belirttiği gibi, Mourinho'nun dediğine göre mükemmeliyetçi atakların sorumlusuydu. Arsenal'de daha fazla görev ve sorumluluk almasına rağmen, kısa sürede İngiliz medyasının İspanyol medyası kadar affedici olmadığını gördü.

Mesut Ozil Real Madrid Arsenal

En iyi bilinen örneklerden biri olarak, gazeteci Neil Ashton'un Daily Mail'de yazdıkları gösterilebilir. Ashton, 2014'teki Bayern Münih yenilgisinin ardından Mesut için "kayıp bir ruh, tembel ve ilgisiz" yazmış, para yediğini de eklemişti.

Arsenal merkezli bir internet sitesi olan Gunnerblog'dan James McNicholas, "Bizler fiziksel efor harcanmasını ve suratlarda gayreti görmeyi seviyoruz" diye durumu açıklıyor ve Mesut'un talihsiz bir yaradılışının olduğunu ekliyor.

Belki bu, konunun bir parçasıdır. Ancak Alman gazeteci Bock başka bir cevap ile geliyor. Ona göre Mesut ilgisiz değil, tam tersi fazla ilgili ve fazla düşünüyor. "Kendisini sürekli analiz ediyor."

Başka bir Alman gazeteci Jurgen Bergener, bazı Alman sporseverlerin Mesut'un sosyal medyayı kafasına fazla taktığını ve bunun onunla ilgili algıyı etkilediğini düşündüğünü söylüyor.

Mesut'un menajeri Erkut Sögüt, oyuncunun dışarıdaki algısı hakkında sorulan soruya "Bu onun vücut dili. Diğer oyuncular taraftarlar için saçmalıklar yaparlar, Mesut yapmaz" diyor.

Schalke'den ayrılırken kafamın içinde daha fazla soru dolanıyordu. Antrenman sahasının çevresindeki çitlerde takılıp, çalışmanın son dakikalarını izlemek için durduğumda yanımda oturan genç bir çifti farkettim. Onlara Londra'ya Mesut Özil ile konuşmaya gideceğimi söylediğimde, boynunda Schalke atkısı olan kadın "O bizim en sevdiğimiz oyuncuydu" dedi.

1960'larda Batı Alman hükümeti, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından vasıfsız işçi olarak çalışmaları için binlerce Türk vatandaşına sınırlarını açtı. Mesut'un dedesi, Gelsenkirchen'e yerleşen neredeyse tüm Türkler gibi şehir dışındaki kömür madeninde çalıştı. Bugün 3 milyonu aşkın Türk-Alman yaşıyor, ancak topluluk genel anlamda ülkenin genel politik yapısından uzaklaştırılmış durumda.

Şehirde Mesut'un büyüdüğü Bismarck Caddesi'nin yakınlarında yer alan ve Mesut'un amcasının sahibi olduğu kafeye 40-45 metre uzaklıktaki Hukkas Gusagang isimli bir nargile kafede barmen olarak çalışan Barış, çatışmayı şu şekilde açıklıyor: "Biz Almanya'da Türk gibi, Türkiye'de ise Alman gibi hissediyoruz." Kendisine Mesut Özil'i sorduğumda beklemediğm bir cevap alıyorum: "Buradaki bazı insanlar Mesut'u sevmiyor. Onun bir vatansever olmadığını düşünüyorlar."

Schalke'de oynarken, Mesut Almanya adına 19 ve 21 yaş altı milli takımlarda forma giydi. Bir sonraki mantıklı adım Alman milli takımıydı. Ancak kökenleri gereği Türkiye milli takımı da takip halindeydi. A milli seviyede ilk maçını oynamadan önce iki taraftan birini seçme hakkını elinde bulunduran Mesut, tavsiye almak için ailesinin yanına gitti. Ancak Mesut gibi, ailesi de bölünmüştü. Annesi v e büyük ablası, ailesinin kökenlerini onurlandırmasını ve Türkiye'yi seçmesini isterken, babası ve erkek kardeşi Almanya'yı seçmesini istiyordu.

Haftalar süren karar aşaması nihayete erdiğinde, Mesut Türkiye büyükelçiliğine bizzat giderek Türk pasaportunu elden teslim etti.

8 Ekim 2010'da Berlin'de, Avrupa Şampiyonası eleme maçlarında Mesut, Almanya formasıyla Türkiye'ye karşı forma giydi. O esnada Almanya'da Türk-Almanların ve daha geniş skalada Almanya'daki müslümanlarınrolleri hakkında devam eden ulusal bir tartışma söz konusuydu. Bu maçta Mesut'un forma giymesi konuyu çok daha fazla önemli hale getirmişti.

Mesut Ozil Germany Euro 2016

Mesut topa her dokunduğunda Türk taraftarlar kendisini acımasızca yuhladılar. Yine de Mesut göz kamaştırıcıydı. Takımının ikinci golünü atarak Almanya'nın 3-0'lık galibiyetinde önemli pay sahibi oldu. Otobiyografisinde belirttiği üzere, maçında ardından Angela Merkel, Mesut'u tebrik etti ve yuhlamaları kastederek "Bunun üstesinden gelmeyi başardın" dedi. Ertesi gün Alman gazeteleri Mesut için "örnek bir göçmen" ve "bizim Özilimiz" şeklinde ifadeler kullandı. Sanki, onun başarısı, bir Türk ve Müslüman olarak geniş Alman toplumu tarafından kabul edilmesini sağlamıştı. Bir televizyon programında onun gerçekten ne kadar Alman olduğu tartışıldı. Eğer bu düşünce onu rahatsız ediyor ise, aidiyet duygusu için kendisini kanıtlamak zorundaydı. Mesut hiçbir şey söylemedi, ama başkaları hep konuştu.

Türkiye milli takımının orta saha oyuncusu ve Mesut'tan sadece bir kaç blok ötede doğup büyüyen Hamit Altıntop konuyla ilgili olarak gazetecilere: "Mesut'un kararına saygı duyuyorum, ancak ben buna karşıyım. Ben de Almanya'ya borçluyum, ancak Türkiye benim ülkem. Ben Türk'üm" dedi. Hamit daha pragmatik yaklaşıyordu: "Gerçek şu ki, eğer Alman bir futbolcuysanız, transfer pazarındaki değeriniz daha fazla oluyor."

Bu doğruydu. Mesut'un Alman milli takımındaki yeri profilini yükseltmişti. Real Madrid ile sözleşme imzalamış ve hayal edebileceğinden daha fazla para kazanmaya başlamıştı. Ancak bu kararın ağırlığını hissediyor olabilirdi. Almanya'nın çhresinin değiştiği ve kendi karakterini keşfetmeye çabaladığı dönemde, Mesut da artık kamuoyunun gözleri önünde toplumdaki yeri ve kimliğiyle bir anlaşma yapmaya çalışıyordu.

Hukkas Gusagang'da Türkiye'nin yer aldığı maçlar sert ve kaba bir kalabalığı çekerken, Almanya'nın yer aldığı maçlar, 2014 Dünya Kupası'nda bile, sıradan maçlardan biraz daha fazla ilgi çekiyor. Almanya, bu turnuvada finale doğru giderken uluslararası bir takıma sahipti – Gana, Tunus, Arnavutluk, Polonya. Bu oyuncular Almanya'nın yeni bir dönemini temsil ederken, bir Alman olmanın ne anlama geldiğine dair yeni bir anlayış kazandırıyordu.

Finalin son düdüğü çaldığında, Almanya Arjantin'i yenip kupasını kaldırırken, Mesut'un eski mahallesinde duygular karışıktı. Mahalle sakinlerinden Taner Durmaz, Mesut'un Almanya'yı tercih etmesiyle ilgili olarak: "Bazı insanlar onu hiç affetmeyecek" dedi. Ancak diğerleri, özellikle de genç jenerasyon, sürekli münakaşa ve münazara halindeki iki farklı dünyada birden yaşamanın getirdiği zorlukları anlıyordu. Bir çoğu kutlamalar için sokağa dökülürken, sırtlarında Mesut'un isminin yazılı 10 numaralı formalar taşıyorlardı.

Mesut Ozil Germany

MESUT ÖZİL'İN ZAFERİ, ONLARIN OLMUŞTU

Yavaştan, tüm bu sosyal medya makinesinin ardındaki adamın bir noktaya toparlanır gibi olduğunu hissettim. Yine de, Mesut Özil'i gerçek anlamda tanıyorum diyebilecek bir avuç insan mevcut. Havaalanına giderken, onlardan ikisiyle konuşma fırsatı buldum.

Düsseldorf'un açıklarındaki bir ofis binasında Barış ve Erkut ile buluştum. Barış ve Erkut, Mesut'un en eski iki arkadaşlarından.Mesut ile, Gelsenkirchen'deki Olga Caddesi'nde koşmayı öğrendikleri yaştan bu yana sürekli vakit geçirdikleri, etrafı çitlerle çevrili beton sahada tanışmışlar. Barış'ın dediğine göre, Mesut neredeyse tüm boş vakitlerini bu engebeli beton sahada top sürme tekniklerini geliştirmek ile harcarmış.

Gazeteci Winkler ile arabada yol alırken, Winkler Mesut'un yıllar sonra söylediği bir cümleyi anımsadı. Ona göre, Mesut gerçek anlamda özgür olduğunu hissettiği zamanların bu Olga Caddesi'nde yer alan beton sahada top oynarken olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Kimse beni incelemiyor ve eleştirmiyordu."

Bir bakıma, Mesut bu anları tekrar elde edebilmek için uğraşıyor. 2007'de Özil Marketing'i kurarken, Mesut o dönemde araba alım satımı yapan Barış'ı ve bir benzincide görev yapan Erkut'u, şirketi idare etmesi için işe almıştı. Üçüncü kişi olarak, Ali, bir kaç yıl önce Mesut bir restauranta otururken yanına yaklaşmış ve Türkçe konuşmuştu. Ondaki bir şey, Mesut'a evini hatırlatmış ve Mesut Ali'ye telefon numarasını vermişti.

Arsenal ile sözleşme imzaladıktan kısa bir süre sonra, Mesut'un babasıyla arası açıldı. Mustafa, Mesut için menajerlik ya da menajerlerin işe alımı konusunda Mesut'a danışmanlık yapıyordu. Bock'un dediğine göre, başarı geldikçe Mustafa gittikçe "bir manyağa dönmüştü" ve Düsseldorf'ta geceliği 300 dolar olan otellerde konaklamaya başlamıştı. 2013'te, Mustafa Real Madrid başkanı Florentino Perez ile kamuoyu önünde utanç verici bir ağız dalaşına girmişti. Aynı zamanlarda Mesut'un anne ve babası boşanmış, Mesut da konuya babasının işine son vererek reaksiyon vermişti.

Mesut Ozil Arsenal 2017

Bu ayrışma, Alman tabloid gazetelerine ihtiyaç duydukları malzemeyi vermiş, Mustafa ise bu durumdan Mesut'un o dönemdeki kız arkadaşı olan popstar Mandy Capristo'yu "onu delirttiği için" sorumlu tutmuştu. Daha sonra oğluna dava açmış, Özil'in pazarlama şirketi de buna karşı dava ile yanıt vermişti. Bu durum, Mesut'un hayatında ona ciddi zararlar veren bir dönem olmuş ve kariyerinde futbolunun en dengesiz olduğu dönemlerden biriyle kesişmişti. Mesut, yakın çevresini daha da daraltmış, erkek kardeşi ve Erkut Söğüt'ü menajeri olarak işe almış, kuzeni ile birlikte yaşamaya başlamış ve arkadaşları ona ayda en az bir rkere Londra'ya gelmeye söz vermişti.

Mesut ile yolları ayrılmadan kısa bir süre önce, Mustafa Mekke'ye dini bir ziyarette bulunmuş ve oradaki tecrübelerini dönüşünde kendisine aktarmıştı. Geçen yaz, Mesut belki babasıyla bir bağ hissedebilmek, belki inancını pekiştirmek, belki de her ikisi için Mekke'ye ziyarette bulundu. Arkadaşları Mesut'un, inancının en kutsal yapısı olan Kabe'ye doğru yürüyüşünü anlatıyor. Adeta bir insan denizi içinde başını öne eğerek binaya yaklaşıyor. Binanın yanına gelince Mesut: "Tamam, yukarı bakmanın zamanı geldi" diyor ve gözleri fal taşı gibi açılıyor. Mesut hayranlıkla donup kalırken, arkadaşı Mesut'un tecrübelerini "Harikaydı" diyerek anlatıyor.

Eve döndükten sonra, Barış bu seyehatin Mesut'u çok değiştirdiğini söylüyor. Nasıl diye sorduğumda ise konuyu bir şekilde değiştiriyor. Ayağa kalkıp ellerini sıkıyorum. Artık Londra'ya dönme vakti geldi.

Arsenal, önce Liverpool'a, ardından West Brom'a kaybettikten ve altıncı sıraya düştükten sonra, geçen ay Emirates Stadyumu'nda oynanan Arsenal – Manchester City maçından kısa bir süre önce, Mesut Özil için ender yaşanan açıksözlülük anlarından biri yaşandı. Mesut, Alman Bild gazetesine verdiği mülakatta: "İnsanlar benim neler başardığımı biliyorlar. Ama takım arka arkaya kötü sonuçlar aldığında bir kişinin günah keçisi olması gerekiyor ve ne yazık ki, çoğu zaman bu kişi ben oluyorum" diyor.

Mesut Ozil Germany Training 2014 World Cup

Mesut Özil, 2013 yazında transferin son gününde Real Madrid'ten Arsenal tarihinin en pahalı transferi olarak, 50 milyon euro karşılığında geldiğinde büyük bir transfer başarısı olarak gösteriliyordu. Arsenal, "Yenilmezler" olarak adlandırlıan, belki de Premier Lig tarihinin en iyi takımının ardından dokuz seneyi kupasız tamamlamıştı. Arsenal, 2003/04 sezonunu namağlup tamamlamış ve 2005'te FA Cup'ı müzesine götürmüştü. Bleacher Report'un Arsenal yazarı McNicholas, Mesut geldiğinde sokaklarda partilerin yapıldığını söylüyor.

Futbolu bir sanat olarak gören Wenger ile birlikte, ana fikir, Mesut'un Arsenal'in hem başarılı bir takım hem de estetik bir futbol oynayarak şanını geri kazanmasına yardımcı olmasıydı. Ancak dört yılın ardından, sonuç en iyi tabiriyle karmaşık gözüküyor. Topçular iki kez FA Cup kazandı ve bu sezon üçüncüsü için final oynayacaklar, ancak hiçbir zaman Premier Lig şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi kupasını gerçek anlamda zorlayamadılar ve gerçekten başarı gelmedikçe güzel futbol biraz daha az güzel gözüküyor.

Kontratının bitmesine bir küsür yıl kalan Mesut'a, Arsenal resmi olarak açıklanmayan bir ücretle yeni bir kontrat önerdi ve haberlere göre bu kontrat, Mesut'u kulüp tarihinin en çok para kazanan futbolcusu yapacak cinstendi. Ancak şu ana kadar, Mesut teklifi reddetti ve dedikodulara göre kulüpten ayrılmaya hazırlanıyor.

Wenger'in gelecek sezonki akibetinin belirsizliği ve takımın Şampiyonlar Ligi'nde yer alamama ihtimali, kulübün merkezinde yer alan savaşın şiddetini arttırıyor. Taraftarların arasındaki gruplaşmalar da Mesut Özil'in, Arsenal ile ilgili yolunda gitmeyen ne varsa onu temsil ettiği yönünde; içerik yerine stil, sonuç yerine zarafet.

2 Nisan'daki Manchester City maçı öncesinde, Drayton Park yolunda bir minübüsün üstünde "Arsene ile Paslanıyoruz" (In Arsene We Rust) ve yanında 10-2 yazan bir pankart vardı. Arsenal'in Bayern Münih'e Şampiyonlar Ligi'nde toplam 10-2'lik skorla elenmesini adeta Orta Çağ yöntemiyle kazığa vurarak eleştiren bir pankart. Taraftarlar arasında bir devrin sonunu simgeleyen öncelikli bir yas tutma hissi söz konusuydu.

Mesut Ozil Arsenal Manchester City Premier League 02042017

Mesut maçta skoru eşitleyen golün asistini tam da hedefe giren bir köşe vuruşuyla yapmış, ancak Arsenal kariyerinin mini evreninde yer aldığı gibi, aynı maçta kendi yarı sahasında kaptırdığı topu rakip gol yapmıştı. Maç 2-2 bitmiş, ancak takım ardı ardına gelen kötü sonuçların sonunda bir nefes almıi ve ilk dört şansını canlı tutmuştu.

Ancak maçın hemen ardından, saygı duyulan bir yorumcu ve eski Manchester United savunmacısı Gary Neville affedici bir tavırdan uzaktı. Sky Sports'taki programında: "Bazen onu futbol oynarken izlemeye dayanamıyorum. Messi ve Ronaldo sahaya her çıktıklarında ellerinden gelen ne varsa sergiliyor. Üzgünüm, ama bir futbol adamı olarak burada oturup onun kömür madenine gidecekmiş gibi futbol oynamasını izleyip bunu kabul edemem" diyordu.

Bu eleştiri, ailesi Almanya'da kömür madenlerinde çalıştığı dönemlerin izlerini geride bırakmaya çalışan bir insan için duygusuz ve duyarsız bir eleştiriydi. Maçın ardından Arsenal Fan TV'nin kurucusu Robbie Lyle bir taraftara Mesut Özil ile ilgili soru sorarken, başka bir taraftar mikrofonu kaptı. Çıkan arbedede tartışan taraftarlar kulübün içinde hapsolduğu kaosu devam ettirir niteliğindeydi.

Haberin devamı aşağıda

Bir kaç hafta sonra Arsenal, Tottenham'a 2-0 yenilerek, 20 yıldan fazla bir süre sonra ilk kez ligi ezeli rakibinin altında bitirmek zorunda kaldı. Maçın ardından Mesut, bir kapıyı öfkeyle tekmeledi.

Ancak maçın ardından devam eden arbedeler esnasında, Hornsey Road yakınında bir kaç düzine taraftar stadyum kapısının önünde en sevdikleri futbolcuyu görebilme ve ondan imza isteme umuduyla bekleşiyorlardı. Üstünde Mesut Özil'in fotoğrafının bulunduğu bir atkıyı boynuna dolayan Mısırlı orta yaşlı bir kadının oğlu,  Mesut'un Mercedes'ini gördüğünde annesinin elini bırakarak aracın arkasından koştu.

Mesut'un arabası trafik ışıklarına takıldığında genç çocuk arabadaki yıldızdan bir imza istedi. Sonrasında başka taraftarlar da yaklaştı. Bir kız "Özil! Elime imza at!" diye bağırdı. Mesut sessizce imza attı, sonrasında yavaşça penceresini kapattı ve her zaman olduğu gibi tarifi zor bir tavırla yavaşça uzaklaştı.

Kapat