YORUM | Ali Umut Değirmen | Twitter'dan takip et...
Arjantin ile karşılaşacakları maçtan bir gün önce Hugo Lloris, “Karşımızda Messi olacak, ama biz de Mbappe’ye sahibiz.” demişti. Maç tamamlandıktan biraz sonra ise Didier Descahmps şöyle konuştu: “1998 biz Fransızlar için güzel bir yıldı. Biz son dünya kupamızı o yıl kazanmıştık ve Mbappe doğmuştu.”
Kylian Mbappe, dün öğlen saatlerinde oynanan 90 dakikadan sonra Bondy banliyösünden yeşil sahalara adım atmış, Cristiano Ronaldo hayranı, büyüleyici yeteneklerle bezenmiş; henüz 19 yaşında ve uluslararası arenada 20’yi geçmeyen maç tecrübesiyle güne damgasını vurmayı başaran isim oldu.
Kendisini tanımlayabileceğimiz özellikleri tek bir maçta göstermesi, maçı izledikten sonra bu yazıyı okuyanların zihinlerinde belli belirsiz bir tasvire dahi gerek bırakmayacak nitelikteydi.
Bu noktadan sonra hayal edilemez hızı ve heyecan verici becerilerisiyle ve sahada adım attığı her saniye nabızları yükselten sprintleriyle gözlerimiz üzerinde olacak.
Bundan iki sezon önce umut vaat eden bir yetenekken, tartışmasız bir şekilde dünyanın hali hazırda en büyük futbolcularından biri haline gelmiş bulundu.

Peki bu yeteneği tek maçla değerlendirmek ne kadar doğru? Ya da tek bir maç onun bulunduğu yeri pekiştirmiş mi oldu?
Şu sıralarda VAR’dan sonra tartışmaların merkezinde bulunan, “Bir futbolcunun kalitesini Şampiyonlar Ligi’nde elde ettiği başarılar mı, Dünya Kupası’nda elde ettiği başarılar mı belirler?” sorusu futbolcuların ve taraftarların gündemini meşgul ettiği kadar spor medyasında da sıklıkla dillendirilmeye başlandı.
2 sezon önce Monaco ile Şampiyonlar Ligi’nde yarı final oynayan ve geçen sezon da PSG formasıyla son 16’da Real Madrid’e elenene kadar toplam 17 maçta 10 gol 3 asistlik performansıyla ve her şeyden önce istatistiğe yansımayan çapraz koşularla alan açması, savunmaya yaptığı katkılarıyla formasını terlettiği kulüp takımlarında da başarılı bir grafik çizdi.
19 yaşında bir futbolcunun şu sıralarda da Dünya Kupası’nda da bunu pekiştirmesi yapılan tartışmalarda onun geleceğinin parlak bir çizgide olacağını bizlere gösteriyor.
GettyimagesFutbolcu kalitesinin hangi arenada elde ettiği başarılarla ölçüleceği tartışması bir kenara çaylak döneminde, ilk Dünya Kupası eleme maçında iki gol atarak tıpkı 60 sene önce Brezilyalı Pele’nin en son böyle bir başarı elde ettiğini söylesek, bu durum sanırım Kylian Mbappe’nin yolunun ışıltılı olduğu hakkında fikir verir.
Lionel Messi’li Arjantin’i turnuva dışı bırakmak şöyle dursun, etkileyici bir performansla bunu başarmak ve spor medyasının manşetlerini doldurarak daha şimdiden “Futbol Mbappe’ye bir dünya kupası borçlu.” sözlerinin duyulmasına sebep oldu.
Futbolun bu en büyük sahnesinde gencecik, hızlı, zeki ve aç bir çocuk var. Dün takımını nasıl bir üst tura taşıdıysa, çeyrek finalde de Ronaldo’lu Portekiz’i devre dışı bırakan Uruguay’a karşı takımının en büyük hücum silahı olacak.
Grup aşamasını gol yemeden tamamlayan Uruguay kalesi ve savunmasına karşı elde edeceği başarı, şimdiye kadar yaptıklarının pekişmesine de katkıda bulunacaktır. En çok da hayranı olduğu ve evinim duvarlarını kaplayan futbolcuyla çeyrek finalde karşılaşmasına engel olduğu için Uruguay karşısında ekstra bir performans göstermesi sürpriz olmaz.
