Suudi Arabistan Milli Takımı’nın Yunan teknik direktörü Georgios Donis, 2026 Dünya Kupası’nın ikinci turu kapsamında bu Pazar akşamı İspanya ile oynanacak maçta, “Yeşiller”in orta saha oyuncusu Muhammed Keno’yu ilk 11’de oynatmama kararı alarak büyük bir tartışma yarattı.
Kenu'nun kadro dışı bırakılması, oyuncunun değeri ve Suudi milli takımındaki engin tecrübesi göz önüne alındığında bazılarına şaşırtıcı gelebilir; ancak maçın niteliği ve rakibin özellikleri derinlemesine incelendiğinde, bu kararın oyuncunun teknik seviyesinden çok, açıkça taktiksel boyutlar taşıdığı görülüyor.
Günümüz İspanya Milli Takımı, sadece top hakimiyetine ve derin paslaşmalara dayanan takımlardan biri değil; kanatlarda tehlikeli hücum silahlarına sahip ve bunların başında, “La Roja”nın çoğu hücumunda ana dayanak noktası haline gelen Lamine Yamal geliyor.
Genç oyuncu fark yaratmak için geniş alanlara ihtiyaç duymuyor; bazen sadece yarım metre bile ona bir fırsat yaratmak, belirleyici bir pas atmak ya da doğrudan kaleyi tehdit etmek için yeterli oluyor.
Bu açıdan bakıldığında, Georgios Donis maçı farklı bir perspektiften değerlendiriyor gibi görünüyor. Yunan teknik direktör, Mutaeb Al-Harbi’yi Yamal karşısında tek başına bırakmanın büyük bir risk olabileceğinin farkında; zira Barcelona’nın yıldızı, hatlar arasında hareket etmek, derinliklere girmek ya da yan çizgiye doğru koşmak konusunda aynı derecede yetkin.
Ayrıca okuyun... Kiese hat-trick yaptı... Roshen Ligi, Dünya Kupası’nda tarihi bir rekor kırdı
Dolayısıyla Nasir Al-Dossari’yi sahaya sürmek, Suudi Arabistan’ın sol kanadında sürekli sayısal üstünlük sağlamak ve Yamal’ın maç boyunca aradığı boşlukları kapatmayı amaçlayan daha geniş bir savunma planının parçası olabilir.
Mesele sadece savunma yönleriyle ilgili değil, aynı zamanda fiziksel yeteneklerle de ilgilidir. Nasir Al-Dosari, yüksek efor seviyelerine, koşma ve baskı yapma konusunda büyük bir kapasiteye ve hızlı geri dönüşlere sahiptir; bu unsurlar, rakiplerini uzun süreler boyunca topsuz çalışmaya zorlayan İspanya gibi bir milli takımla karşılaşmada daha da önemli hale gelebilir. Bu tür maçlarda, pas verme veya oyun kurma konusunda iyi olmak yeterli değildir; maç boyunca aynı eforu onlarca kez tekrarlayabilme yeteneğine sahip olmak gerekir.
Buna karşılık, Kano, topu ele geçirme ve arka alandan topu çıkarma konusunda milli takıma daha yüksek teknik kalite katan bir oyuncu olmaya devam ediyor; ayrıca büyük maçlarda büyük bir deneyime sahip. Ancak sorun şu ki, İspanya karşısında öngörülen senaryo Suudi Arabistan’a topu uzun süre kontrol etme imkânı vermeyebilir; bu da orta sahada yaratıcılıktan çok fiziksel güç ve taktiksel disipline öncelik verilmesini gerektirir.




