Tolgay Arslan Goztepe Besiktas 11/05/17AA

GÜNEŞ BU SEZONU DA PRAGMATİZMLE KAZANACAK


YORUM | Onur Özgen @ozgenonur

Çarşamba akşamı Beşiktaş için bir paradoks oluştu. Monaco maçına Anderson Talisca’yı kesip üçlü orta sahayla çıkan Beşiktaş, topa çok iyi sahip oldu, merkezden çok iyi üçgenler kurup Monaco’nun baskılarından kurtuldu. Top ilk 15 dakikada %80, ilk yarı sonunda ise %62 Beşiktaş’ın kontrolündeydi. Ama bu top kontrolünü rakip ceza sahasında etkinliğe dönüştüremedi. Çünkü orta alanda fazlalaşırken, ileri uçta eksildi.

Talisca varken de merkez zayıflıyor, Beşiktaş sadece kenar hücumlarıyla tehlike kovalıyordu. Ama ceza sahasında üç oyuncuyla beklediği için de topa daha az sahip olsa ya da daha az nitelikli hücum etse de daha çok sayıda pozisyona girebiliyordu.

Dolayısıyla Şenol Güneş sezonun geri kalanındaki maçlarda hep bir tercihte bulunacak: Atiba Hutchinson, Oğuzhan Özyakup ve Tolgay Arslan’ın yönetiminde, oyunun kontrolünü belirleyen ama rakip ceza sahasına Cenk Tosun ve Ryan Babel’in dışında üçüncü oyuncu sokamayan pas oyunu mu, yoksa Anderson Talisca ve Ricardo Quaresma’nın yönetiminde, merkezi çok yoğun bir şekilde kullanamayan, ama Talisca sayesinde rakip ceza sahasında hep bir fazla olmayı başaran direkt oyun mu?

Ryan Babel Cenk Tosun Tolgay Arslan Goztepe Besiktas 11/05/17AA

Göztepe maçında ikincisini, direkt oyunu seçti Güneş. Çünkü önde oynamak isteyen ve arkasında boşluklar veren Monaco’ya karşı sadece Babel ve Cenk’in yetebileceğini düşünse de savunma önünde Selçuk Şahin gibi bir çapanın oynadığı kalabalık Göztepe savunmasına karşı ceza sahasında sadece iki oyuncuyla pozisyon bulmakta sıkıntı çekebileceği için ekstra oyuncu olarak Talisca’ya sarıldı ve Oğuzhan’ı kulübeye çekti.

Belki elinde Babel dışında içe kat eden ikinci bir kanat forvet daha olsaydı, üçlü orta sahayı hiç bozmadan Quaresma’nın yerine onu oynatır ve ceza sahası içinde çoğalma sorununu böyle de aşabilirdi. Ki uzun vadede Beşiktaş için ideal olan da böyle bir çözüm olacak. Ama elindeki kadroya göre, Talisca’nın formundan memnun olmasa da ceza sahasına üçüncü bir oyuncu sokabilmek için orta sahadan feragat etmek zorundaydı.

Maçın başında bu planın ana ögesi olan Quaresma’nın top kayıpları (beş dakikada üç top kaybı) Göztepe’nin pozisyonlar bulmasına neden olsa da, ondan beklenilen orta Babel’den geldi ve daha 7. dakikada Talisca neden onbire geri döndüğünü göstererek, henüz topla ikinci buluşmasında uzak bir mesafeden olmasına rağmen kusursuz derecede yaptığı darbeli kafa vuruşuyla Beşiktaş’ı öne geçirdi.

Anderson Talisca Goztepe Besiktas 5112017AA

Biraz pres özelliği olsa, bu elit seviyedeki her türlü gol atabilme yeteneğiyle Roberto Firmino’dan daha iyi bir sahte 9 olabilir Talisca. Ama top rakipteyken hareketsizliği yüzünden saatsiz, maarifsiz ve mevkisiz bir oyuncu olarak kariyerine devam ediyor. Oyunu değiştirebilme yeteneği de tüm handikaplarına rağmen onu sahanın içinde bırakıyor. Nitekim Beşiktaş'ta maçın topla en az buluşan oyuncusu olup (34), karşılaşmayı 1 gol 1 asistle bitirebildi işte. Yapması gereken ise daha fazla topla buluşmaya ve 53 ile 79'da Cenk'e verdiği anahtar pasları her maçta vermeye çalışması...

İlk yarıda Talisca’lı oyunun avantajlarını da dezavantajlarını da doyasıya yaşadı Beşiktaş. Ortada bir oyun üstünlüğü yokken kolayca öne de geçti, fakat öne geçtikten sonra oyunun kontrolünü sağlamakta da zorlandı.

Bu oyun tarzında Beşiktaş’ın yüksek bir gol yüzdesiyle oynaması gerekiyor. İlk 10 haftadaki 1.5 gol ortalaması da bu oyun şekli için çok yetersizdi. Bu akşam ise durum tersine döndü. İkinci yarının hemen başında Babel ve Cenk buldukları pozisyonları gole çevirerek Göztepe’nin umutlarını kırdı.

Tolgay Arslan Goztepe Besiktas 11/05/17AA

Tabii maçın pas isabet yüzdesi en yüksek oyuncusu olan (%95), üstelik bunu da verdiği 66 isabetli pasın 27'sini rakip yarı alanda yaparak başaran, ayrıca 8 sahipsiz topu kazanan, 3 pas arası yapan, 2 de top çalarak komple orta saha performansı gösteren Tolgay Arslan'ın da Beşiktaş adına sahadaki bir numaralı "umut kırıcı" olduğunu söylemek lazım. Monaco maçında penaltıyı getiren ara pasından sonra, bu maçta da Babel'in ikinci golü öncesinde bıraktığı tek pas kusursuzdu.

Zor bir deplasmanı, kolay bir şekilde kazanmayı bildi Beşiktaş. Hâlâ Güneş'in arzuladığı akıcı oyundan uzakta olsa da... 2015-16 sezonunda kafasındaki birçok şeyi oynayabilen bir takımla, bir başka deyişle pür idealizmle Beşiktaş’ı şampiyonluğa taşımıştı. Geçtiğimiz sezondan beri ise şartlar idealistliğe uygun değil. Esnek olmanın ve pragmatizme yönelmenin zamanı. Birincisini ne kadar başarabildiği tartışılır, ama Güneş belli ki bu sezonu da pragmatizmle kazanmanın peşinde.

Reklam