"Tam bir felaket." diyordu Roberto Carlos, Inter formasıyla 1990'ların ortasında bir söyleşisinde ve ekliyordu: "Benim daha özgür oynamam lazım. Hodgson orta saha çizgisini geçmeme müsaade bile etmiyor."
Ona göre, o sadece bir sol-bek değildi. Hiçbir zaman da bundan ibaret olmamıştı. Böylesine bir oyuncuyu sadece bek bölgesinde kullanmak güşünç bir şeydi. Yıldırım gibi bir futbolcudan söz ediyoruz. Boyu 168cm, kilosu 63kg, tam anlamıyla bir enerjiden ibaret. Rakip yarı sahada daha fazla vakit geçirmeyi seven, top atışı kadar güçlü bir şuta sahip tarihin en önemli takımlarının parçası olmuş bir futbolcu Roberto Carlos.
Roberto Carlos da Silva Rocha, tam adıyla söylersek eğer. Brezilyalı Frank Sinatra'dan ilham alınarak ismi konulmuş. Garca, Sao Paulo'da fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının ağır tarım aletlerini taşımak üzere her gün ona yardım ederek büyüdü ve boş zamanlarında futbol oynadı.
Futbol antrenmanlarına gitmek için çoğu zaman koşarak yolu katederdi. Futbol dünyasında nam yapan baldırlarını da bu şekilde açıklayabiliriz. 2002 Dünya Kupası'nda yapılan ölçümde 24 inç olarak ölçülen bu baldırlar, Muhammed Ali'ninkilerle aynı değerdeydi.
Daha sonra Sao Paulo'nun küçük takımı Uniao Sao Joao'nun dikkatini çekti. Henüz 19 yaşındayken de Brezilya Teknik Direktörü Carlos Alberto Parreira'nın dikkatini çekti. 1992 yılında ABD'ye karşı milli takımla ilk maçına çıkarken, bir yıl sonra Palmeiras'a transfer oldu.
Gelişinden sonra Brezilya liginde üst üste iki şampiyonluk yaşadıktan sonra Avrupa'nın yolunu tuttu. San Siro'ya, Roy Hodgson'ın çalıştırdığı Inter'e transfer olurken, henüz ilk maçında daha sonra efsaneleşen o meşhur frikik golünü attı.
Ama Milano'da işler çok da yolunda gitmiyordu. Defansif olarak kendini gösterse de, İngiliz teknik adamın felsefesinden hiç hoşnut değildi. Hodgson, iki bekini de son derece korkak bir şekilde geride tutuyordu. Bu durum Roberto Carlos'un sinirlerini bozuyordu.
Hislerini şu şekilde açıklıyordu Carlos: "Ben bir açık oyuncusu gibi oynamaktansa, önümde bir boşluk olmasını tercih ederim. Bek bölgesinden koşularımla 80 metrelik bir alanı kullanmak, 20 metreye sıkışmaktan iyidir. Hodgson'un beni kullandığı sistemden hiç hoşnut değildim. Beni ileride kullandığı zamanlarda da önümde yeterli boşluk olmuyordu."
Massimo Moratti ile görüştükten sonra Inter'den ayrılması gerektiğine kanaat getirdi.
Roberto Carlos, 1996 yılında daha sonra bir efsane haline geleceği Real Madrid'e transfer oldu. Bu para, Inter'in kendisi için ödediğinden daha azdı. Brezilyalı yıldız, daha sonra Iberya'da 'Kurşun Adam' lakabıyla anılmaya başlanacaktı. Roy Hodgson'ın kullanmayı bilmediği bu adamı, Fabio Capello nasıl kullanacağını biliyordu. Onu sol beke yerleştiren ve hücum serbestliği veren İtalyan teknik adam, oyuncunun ilk sezonunda beş gol atmasına da vesile olmuştu.
Artık milli takımda da düzenli bir yıldız haline gelen Carlos, 1997 yılında Tournoui turnuvasında, sonradan jeneriklerin en ikonik yanı haline gelecek görüntüyü dünya futboluna armağan etti. Yaklaşık 45 metrelik bir mesafeden ayağının dışıyla topa vuran Roberto Carlos, Fabian Barthez'in auta gidiyor zannettiği topu son andaki falsoyla birlikte ağlarla buluşturdu ve tarihin en iyi gollerinden birini attı.
Topu kaleye göndermekteki yeteneği gerçekten inanılmazdı. Bu durumu, "Gerçek şu ki, öncelikle hedefi aklımda belirliyorum ve neler yapabileceğime bakıyorum. Ardından gözlerimi kapatıp topa elimden geldiğince sert bir şekilde vuruyorum." sözleriyle anlatıyordu.
Bu efsane hak edilmişti. Zamanın yüzde 90'ını rakip yarı sahada geçirmesiyle ünlenen Carlos, Madrid taraftarlarınca çok sevilen bir oyuncuydu. 1998 yılında benzer bir şeyi Tenerife'ye de yapınca, bu efsane daha da sağlam hale geldi.
Galactico'ların en orjinallerinden biri olan Carlos, Real Madrid'le 4 La Liga, 3 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşarken, Zinedine Zidane'ın 2002 finalinde Bayer Leverkusen'e attığı o muhteşem volenin de asistini yapmıştı.
Elbette, aynı zamanda Dünya Kupası'nı da kazandı. 1998 yılında finalde Fransa karşısında yaşadıkları şokun ardından, 2002 yılında Güney Kore ve Japonya'da düzenlenen turnuvada zafere ulaşan Brezilya, Roberto Carlos'a da dünya şampiyonluğu hediye etmiş oluyordu.
2006 Dünya Kupası'nın ardından milli takımdaki kariyerine son verdi ve ülke tarihinde milli formayı en çok giyen ikinci oyuncu oldu. İlk sırada ise Cafu vardı.
2007 yılıdna Real Madrid'le kontratını uzatmama kararı aldı. Fabio Capello'yla birlikte o yılı şampiyon olarak tamamladılar. Roberto'nun son maçta Brezilya bayrağıyla Bernabeu'yu turlaması hafızalara kazındı.

Elveda | Roberto Carlos ve David Beckham, Bernabeu'ya veda ediyorlar
O yaz Fenerbahçe'nin yolunu tuttu. Fakat burada sakatlıklarla başı belaya girdi. Yine de taraftarlar ona her daim sevgilerini göstermeyi ihmal etmediler. Gittiği her yerde sevilen bir oyuncuydu.
Madrid'e dönmek için bedava oynamayı teklif etmesinin ardından, 2010 yılında Corinthians'a geri döndü. Yakın arkadaşı Ronaldo'yla burada forma giydiler. Bir maçta kornerden direkt bir gol attı. Bir Copa Libertadores maçından sonra taraftarlarca tehdit edilmesiyle birlikte sözleşmesinin feshedilmesini istedi.
Kariyerini Rusya'nın zengin takımı Anzi Mahaçkale formasıyla tamamladı. Burada tribünlerle arası iyi olmadı. Bir maçta bazı taraftarlar kendisine muz bile uzattılar ve ırkçı hakaretlerde bulundular. yine de kulübün arkasnda durdu. Teknik Direktör Gadzhi Gadzhiyev'in kovulmasının ardından teknik direktörlük bile yaptı.
Kariyerinin son bölümlerinde Avrupa'nın önemli oyuncularından biri olarak anılmasa da, dünyanın sayılı sol-beklerinden biri olma ünvanına çoktan erişti. Gerçek bir futbolcu. Bir daha asla Roberto Carlos gibi biri olmayacak.
Ona göre, o sadece bir sol-bek değildi. Hiçbir zaman da bundan ibaret olmamıştı. Böylesine bir oyuncuyu sadece bek bölgesinde kullanmak güşünç bir şeydi. Yıldırım gibi bir futbolcudan söz ediyoruz. Boyu 168cm, kilosu 63kg, tam anlamıyla bir enerjiden ibaret. Rakip yarı sahada daha fazla vakit geçirmeyi seven, top atışı kadar güçlü bir şuta sahip tarihin en önemli takımlarının parçası olmuş bir futbolcu Roberto Carlos.
| ROBERTO CARLOS'UN İSTATİSTİKLERİ | |||
![]() | |||
| TAKIM Uniao Sao Joao Palmeiras Inter Real Madrid Fenerbahçe Cortinthians Anzhi Brazil KARİYER | MAÇ 33 78 34 512 103 61 32 125 958 | GOL 10 8 7 66 10 5 5 11 147 | |
Futbol antrenmanlarına gitmek için çoğu zaman koşarak yolu katederdi. Futbol dünyasında nam yapan baldırlarını da bu şekilde açıklayabiliriz. 2002 Dünya Kupası'nda yapılan ölçümde 24 inç olarak ölçülen bu baldırlar, Muhammed Ali'ninkilerle aynı değerdeydi.
Daha sonra Sao Paulo'nun küçük takımı Uniao Sao Joao'nun dikkatini çekti. Henüz 19 yaşındayken de Brezilya Teknik Direktörü Carlos Alberto Parreira'nın dikkatini çekti. 1992 yılında ABD'ye karşı milli takımla ilk maçına çıkarken, bir yıl sonra Palmeiras'a transfer oldu.
Gelişinden sonra Brezilya liginde üst üste iki şampiyonluk yaşadıktan sonra Avrupa'nın yolunu tuttu. San Siro'ya, Roy Hodgson'ın çalıştırdığı Inter'e transfer olurken, henüz ilk maçında daha sonra efsaneleşen o meşhur frikik golünü attı.
Ama Milano'da işler çok da yolunda gitmiyordu. Defansif olarak kendini gösterse de, İngiliz teknik adamın felsefesinden hiç hoşnut değildi. Hodgson, iki bekini de son derece korkak bir şekilde geride tutuyordu. Bu durum Roberto Carlos'un sinirlerini bozuyordu.
Hislerini şu şekilde açıklıyordu Carlos: "Ben bir açık oyuncusu gibi oynamaktansa, önümde bir boşluk olmasını tercih ederim. Bek bölgesinden koşularımla 80 metrelik bir alanı kullanmak, 20 metreye sıkışmaktan iyidir. Hodgson'un beni kullandığı sistemden hiç hoşnut değildim. Beni ileride kullandığı zamanlarda da önümde yeterli boşluk olmuyordu."
Massimo Moratti ile görüştükten sonra Inter'den ayrılması gerektiğine kanaat getirdi.
| Hodgson'un beni kullandığı sistemden hiç hoşnut değildim | ||
Artık milli takımda da düzenli bir yıldız haline gelen Carlos, 1997 yılında Tournoui turnuvasında, sonradan jeneriklerin en ikonik yanı haline gelecek görüntüyü dünya futboluna armağan etti. Yaklaşık 45 metrelik bir mesafeden ayağının dışıyla topa vuran Roberto Carlos, Fabian Barthez'in auta gidiyor zannettiği topu son andaki falsoyla birlikte ağlarla buluşturdu ve tarihin en iyi gollerinden birini attı.
Topu kaleye göndermekteki yeteneği gerçekten inanılmazdı. Bu durumu, "Gerçek şu ki, öncelikle hedefi aklımda belirliyorum ve neler yapabileceğime bakıyorum. Ardından gözlerimi kapatıp topa elimden geldiğince sert bir şekilde vuruyorum." sözleriyle anlatıyordu.
Bu efsane hak edilmişti. Zamanın yüzde 90'ını rakip yarı sahada geçirmesiyle ünlenen Carlos, Madrid taraftarlarınca çok sevilen bir oyuncuydu. 1998 yılında benzer bir şeyi Tenerife'ye de yapınca, bu efsane daha da sağlam hale geldi.
Galactico'ların en orjinallerinden biri olan Carlos, Real Madrid'le 4 La Liga, 3 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşarken, Zinedine Zidane'ın 2002 finalinde Bayer Leverkusen'e attığı o muhteşem volenin de asistini yapmıştı.
| Gerçek şu ki, öncelikle hedefi aklımda belirliyorum ve neler yapabileceğime bakıyorum. Ardından gözlerimi kapatıp, topa elimden geldiğince sert bir şekilde vuruyorum. | ||
2006 Dünya Kupası'nın ardından milli takımdaki kariyerine son verdi ve ülke tarihinde milli formayı en çok giyen ikinci oyuncu oldu. İlk sırada ise Cafu vardı.
2007 yılıdna Real Madrid'le kontratını uzatmama kararı aldı. Fabio Capello'yla birlikte o yılı şampiyon olarak tamamladılar. Roberto'nun son maçta Brezilya bayrağıyla Bernabeu'yu turlaması hafızalara kazındı.

Elveda | Roberto Carlos ve David Beckham, Bernabeu'ya veda ediyorlar
O yaz Fenerbahçe'nin yolunu tuttu. Fakat burada sakatlıklarla başı belaya girdi. Yine de taraftarlar ona her daim sevgilerini göstermeyi ihmal etmediler. Gittiği her yerde sevilen bir oyuncuydu.
Madrid'e dönmek için bedava oynamayı teklif etmesinin ardından, 2010 yılında Corinthians'a geri döndü. Yakın arkadaşı Ronaldo'yla burada forma giydiler. Bir maçta kornerden direkt bir gol attı. Bir Copa Libertadores maçından sonra taraftarlarca tehdit edilmesiyle birlikte sözleşmesinin feshedilmesini istedi.
Kariyerini Rusya'nın zengin takımı Anzi Mahaçkale formasıyla tamamladı. Burada tribünlerle arası iyi olmadı. Bir maçta bazı taraftarlar kendisine muz bile uzattılar ve ırkçı hakaretlerde bulundular. yine de kulübün arkasnda durdu. Teknik Direktör Gadzhi Gadzhiyev'in kovulmasının ardından teknik direktörlük bile yaptı.
Kariyerinin son bölümlerinde Avrupa'nın önemli oyuncularından biri olarak anılmasa da, dünyanın sayılı sol-beklerinden biri olma ünvanına çoktan erişti. Gerçek bir futbolcu. Bir daha asla Roberto Carlos gibi biri olmayacak.

