YORUM | Mehmet Can Ünlü
Çalkantılı bir sezonu geride bırakan Fenerbahçe'de Aykut Kocaman bir kez daha göreve geliyor. Sarı-lacivertli yönetimin son yıllarda içinden bir türlü çıkamadığı 'akıl tutulması'nı en iyi şekilde özetleyen kararlardan biri daha...
Başlamadan önce Aykut Kocaman'dan bağımsız olarak şunu söylemek gerekir ki, bugünlerde büyük çoğunluğun kabul ettiği üzere Fenerbahçe'nin kurtuluş yolu herhangi bir teknik direktörden geçmiyor. Camia tam anlamıyla kaos yaşıyor ve bu kaostan kurtuluş yolu Aziz Yıldırım hegamonyasının sona ermesinden geçiyor.
Aykut Kocaman konusuna gelirsek...
Geri dönüşle ilgili Fenerbahçe taraftarı ikiye ayrılmış durumda. Aykut Kocaman'ın geri dönüşünü isteyenler kadar, bu hamleyi doğru bulmayanlar da mevcut. Biraz açarsak, Aykut Kocaman yönetimindeki Fenerbahçe'yi sadece 2010-11 sezonu ve UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final oynanmasıyla hatırlayanlar ile onunla geçen üç sezonu ve hatta öncesini yakından takip edip detaylarıyla anımsayanlar arasında oluyor bu ayrım.
Ben, yukarıda bahsettiğim iki tarafın Aykut Kocaman dönemini detaylarıyla iyi hatırlayanlar kısmındayım. Gelin, Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe için neden doğru bir tercih olmayacağını kısaca geçmişe giderek anımsayalım...
"DAUM'UN YERİNE GELMEK GİBİ BİR DÜŞÜNCEM ASLA YOK"
AAAykut Kocaman'ın Fenerbahçe teknik direktörlüğüne geliş şekliyle başlayalım. 2009-10 sezonu... Fenerbahçe'de ilginç bir şekilde sportif direktörlük görevine gelen Kocaman, 2004-2006 yılları arasında sarı-lacivertli takıma son yıllardaki en başarılı dönemini yaşatan Christoph Daum'un hiyerarşik olarak üstünde yer aldı. O sezon mucizevi Trabzonspor maçının ardından şampiyonluğun nasıl kaçtığı malum.
Sezonun çeşitli bölümlerinde üstü kapalı bir şekilde de olsa takımın oyun tarzını eleştiren Aykut Kocaman, sezon sonuna doğru bir sonraki sezon teknik direktörlük görevine geçeceği yönündeki haberlere şöyle yanıt vermişti: "Sahaya inmek gibi bir düşüncem asla yok. Bu haberler hem bana, hem teknik direktörümüze ayıp. Benim, Daum'un yerine gelmek gibi bir düşüncem asla ve asla yok. Çok net bir şekilde söylüyorum. Bu hem kendimi, hem Fenerbahçe Kulübü'nü inkar etmek olur. Böyle bir tasarrufum asla olmadı, olmayacak da."
Sonrası malum...
'YERLİ DROGBA' VAKASI
AABu anektodu da hatırlamayan yoktur herhalde. Christoph Daum'un geçtiğimiz yılarda vermiş olduğu röportaj, olayı net bir şekilde özetliyor: "Görev yaptığım dönemde Aykut hoca biliyorsunuz sportif direktördü ve genelde de transferlerle ilgili birlikte adım atıyorduk. Tatile giderken kendisine kanat oyuncusu almamız gerektiğini söyledim ve 8 kişilik bir liste verdim. Birkaç gün sonra beni aradı ve “istediğin oyuncuyu bulduk” dedi. Gökhan Ünal’dan bahsediyordu. 'Aykut hoca' dedim, 'Guiza ve Semih dahil 4 tane forvetimiz var. Bize yeter. Gökhan’a ihtiyacımız yok.' Ama Kocaman ısrarla bu oyuncunun alınmasını istedi ve Gökhan’a şu benzetmeyi yaptı; 'Siz merak etmeyin, Türkiye’nin Drogba’sını alıyoruz.' Çok gülmüştüm sonrasında..."
DİPNOT: Aziz Yıldırım'ın başkanlık süresi boyunca hiçbir teknik direktöre verilmeyen yetkilerle Daum'un koltuğuna oturan Aykut Kocaman, ilk iş olarak Issıar Dia, Miroslav Stoch gibi iki kanat oyuncusu ve kanat forvet olarak da oynayabilen Mamadou Niang'ı transfer ettirdi.
2010-11 ŞAMPİYONLUĞI VE 'ALEX' FAKTÖRÜ
AAFenerbahçe'de Aykut Kocaman dönemini irdelerken 2010-11 sezonunu iyi hatırlamakta fayda var. UEFA Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Young Boys'a elenen Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi Play-Off turunda da PAOK'a elenerek Avrupa'ya sezon başlamadan havlu atmıştı.
Kâbus gibi geçen sezonun ilk yarısını Fenerbahçe ligde lider Trabzonspor'un 9 puan gerisinde 33 puanla 3. sırada tamamlamış, Ziraat Türkiye Kupası'na da Yeni Malatyaspor da dahil olmak üzere aldığı üç yenilgiyle grup aşamalarında veda etmişti. Devre arasında Aykut Kocaman'ın 'istifa' serisi başladı. Yönetimin duruma müdahale ettiği ve 'Azizsilin'in geldiği yazıldı, çizildi ve Aykut Kocaman göreve devam etti.
Fenerbahçe o sezon ligde 28 gol 17 asistlik inanılmaz bir performans sergileyen, ancak Aykut Kocaman'ın daha sonra takımdan uzaklaştırmak için fırsat kolladığı Alex de Souza önderliğinde ipi göğüsledi.
"TÜRK FUTBOLUNDA HIZ SINIRI AŞILMIŞ, RADAR BİR TAKIMA TUTULMUŞ"
AA3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe'deki görevi gerçekten çok zorluydu Aykut Kocaman'ın. Yönetim katındaki kaos, takımdan ayrılan oyuncular,yaşanan psikolojik savaş... Ve bu dönemdeki tutumuyla da sıkça övgü toplar Aykut Kocaman. Ancak bu süreç içinde en az iki kez istifadan döndürüldüğü de bilinir.
Dahası, satır aralarında yapmış olduğu bir açıklama kulübü ciddi anlamda zor duruma düşürmüştü: "Çok açık söyleyeylim. Evet Türk futbolunda hız sınırı aşılmış, ama radar tek bir takıma tutulmuş. Esas problem orada."
Fazla yoruma gerek yok...
UEFA AVRUPA LİGİ İLLÜZYONU
AAAykut Kocaman'ı ele alırken yapılan en büyük yanlışardan birisinin de UEFA Avrupa Ligi'nde oynanan yarı finalin referans olarak gösterilmesi olduğunu düşünüyorum. Sebebi basit.
UEFA Avrupa Ligi'nin değişen formatından sonra kalitesini yitirdiği hepimizin malumu. Oynanan yarı final, kesinlikle küçümsenecek bir başarı değil. Hele ki bir Türk kulübü için. Ama Fenerbahçe'nin AEL Limassol, Marsilya ve Mönchengladbach'ın bulunduğu gruptan çıktıktan sonra çeyrek final yolundaki rakipleri BATE Borisov ve Viktoria Plzen oldu. Çeyrek finaldeki rakip ise o sezon Serie A'yı 7. sırada tamamlayan Lazio'ydu.
Bu başarı ne kadar ölçüdür, tartışılır.
ATILAN GOLÜN 'KREMA' OLMASI & 'ERKEN GOL' ALERJİSİ
AAAykut Kocaman'ın Fenerbahçe'nin genlerine aykırı bir futbol anlayışına sahip olduğunu gösteren en net iki açıklamasını sıralayalım.
2012-13 sezonunda UEFA Avrupa Ligi C Grubu'nda AEL Limassol deplasmanında Egemen Korkmaz'ın 72. dakikada attığı golle kazanılan maç sonrası: "Beklenenden çok kolay ve rahat bir zaman geçirdik. Gol maçın kreması oldu."
2011-12 sezonunda ligde Sivasspor karşısında alınan 4-2'lik galibiyet sonrası: "Erken golleri seven bir yapım yok. Erken attığımız gol oyun planlarımızı bozdu. Nedense bu gollerin arkasını getiremediğinizde sıkıntı yaşayabiliyorsunuz."
Tüm bunların yanında Aykut Kocaman döneminde Fenerbahçe'nin derbi maçlarda rakipleri karşısında nasıl silik bir futbol ortaya koyduğunu, bunun dışındaki deplasman maçlarında oyun anlayışı nedeniyle yaşadığı güçlükleri de iyi anımsamakta fayda var.
YANLIŞ TRANSFER TERCİHLERİ

Fenerbahçe'de transfer konusunun teknik direktörlere ne kadar bağlı olduğu tartışılır. Ama Aykut Kocaman dönemi gerçek bir istisnaydı. Neredeyse tüm yetkiler elindeydi ve Fenerbahçe onun yönetiminde çok ciddi harcamalar yaptı.
Elinde Caner Erkin ve Hasan Ali Kaldırım varken Reto Ziegler gibi bir bek oyuncusunu iki kez transfer etmesi, Raul Meireles, Milos Krasic, Henri Bienvenu, Orhan Şam, Issiar Dia gibi oyunculara verilen ciddi bonservis bedelleri oldukça yanlış tercihlerdi. Fenerbahçe çok ciddi harcamalar yaptığı bu oyunculardan hem maddi, hem de saha içinde hiçbir karşılık alamadı.
ALEX DE SOUZA
AABu konu hepimizin malumu. Fazla anlatmaya da gerek yok. Kişisel anlaşmazlıklar denebilir, ego çatışması denebilir, ya da iyimser düşünecek olursak 'teknik bir tercih' bile denebilir.
Sebebi her ne olursa olsun, kulüp tarihine altın harflerle adını yazdıran Alex de Souza'nın takımdan ayrılışı bu şekilde olmamalıydı. Ayrılık fitilini ateşleyen Aykut Kocaman, yaşanan süreçte en az Aziz Yıldırım kadar pay sahibiydi.


