Haberler Canlı Skorlar
Galatasaray

YORUM | En uzun sezonun en çok değişen takımı

23:40 GMT+3 17.05.2021
Galatasaray celebration 05/08/2021
Galatasaray bu sezon çok fazla değişti, çok fazla iniş çıkış yaşadı. Sezonu ikinci sırada bitirdi ama daha iyisi de olabilirdi. Ve daha kötüsü de...

YORUM | Kutay Ersöz  @48kutay


Aslında kısa bir sezondu. Normalde Ağustos’ta başlayan lig, bu sefer başlangıcını eylüle çekmek zorunda kalmıştı. Hemen hemen tüm Avrupa’da benzer takvimler vardı. Fakat Avrupa’da kısa kalan; Türkiye’de uzun olmuştu.

10 aya yayılan 34 hafta, yerini 9 aya sıkışan 42 haftaya bıraktı. 21 takımlı lig tüm dengemizi alt üst etti. Biz futbolseverler bile maç yorgunluğu içindeyiz. Hafta içi maçlarının artmasıyla beraber allak bullak olduk. Futbolcuları düşünmek bile kolay değil.

Avrupa için kısa olan takvim, bizim için uzundu ama Galatasaray için daha da uzundu. En azından zihin bize böyle bir oyun oynadı.

Sezonun son haftasındaki Galatasaray maçını izleyen biri, ilk haftaları nasıl hatırlıyordur? Sanki çok eski bir zaman gibi olsa gerek…

Galatasaray sezonun ilk maçını Gaziantep FK ile oynadı. O gün oynayan bazı oyuncuları hatırlatalım. Kaleci Fatih Öztürk, sezonun sonunda ortalarda gözükmedi. Omar Elabdellaoui yılbaşında talihsiz bir sakatlık geçirdi. Youness Belhanda’nın sözleşmesi sezon ortasında feshedildi. Radamel Falcao sezon boyunca sakatlıklara yenik düştü, Sofiane Feghouli adeta kayboldu. Jimmy Durmaz ve Mbaye Diagne başka takımlarda sezonu tamamladı.

O maçın üzerinden çok fazla 90 dakika geçti. Birçok takımın taraftarları için o günler çok uzakta kaldı. Fakat Galatasaraylılar için bir rüya mı gerçek mi belirsizliği gibi bir durum söz konusu. O Gaziantep FK maçı ne zaman oynandı? Feghouli en son ne zaman takımın en iyi oyuncusuydu? Fatih Öztürk halen Galatasaray’da mı? Jimmt Durmaz, gerçekten Galatasaray’da oynamış mıydı?

İlk bakışta hemen cevap verilebilecek sorular değil bunlar. Hatta bir soru daha var. Sezonun son haftasına sürpriz bir şekilde şampiyonluk adayı olarak giren Galatasaray, rakiplerinin hep gerisinde miydi?

Değildi. Birçok kişi bu sezonu “Beşiktaş ile Fenerbahçe şampiyonluğa çekişirken aradan sıyrılıp yarışa dahil olan Galatasaray” tamlamasıyla hatırlayacak ama sarı-kırmızılılar sezonun ortasında da ligin en iddialı takımlarından biriydi. Hatta Beşiktaş’a 2-0 yenildiği derbiden sonra, aralarında Kadıköy’deki Fenerbahçe zaferinin de olduğu sekiz maçlık seri, camiayı havaya sokmuştu.

Galatasaray Mart ayının başında oynanan 28. haftaya, ezeli rakiplerinin üç puan önünde lider olarak girmişti.

Her şey yolunda gibiydi. Takım rayına oturmuştu. Kış transfer döneminde takıma kazandırılan isimler katkı vermeye başlamıştı. Oğulcan Çağlayan, Taylan Antalyalı, Emre Kılınç gibi oyuncuların hem dakikaları hem de sorumlulukları artmıştı.

Fakat sonrasında bir şey oldu. Galatasaray’a altı maçlık bir süreçte sadece bir galibiyet elde edebildi. Emre Akbaba’nın son dakikada Trabzonspor’a attığı gol olmasaydı belki üçüncülük bile elden kaçacaktı. Yol, dördüncülüğe doğru giderken bir anda şampiyonluk sapağına dönüştü.

Galatasaray’ın sezonunu o altı hafta belirledi. Fakat bütün bir sezonun fotoğrafına bakınca, o çalkantının bir ‘sürpriz’ olduğunu söylemek de gerçekçi durmaz.

Sarı-kırmızılı takım sezon içinde 46 maç oynadı. 3 kaleci 10’ar maçtan fazla kez ilk 11’deydi. 10 maçı geçen sağ bek sayısı dörttü. Devre arasında takımdan ayrılan Mbaye Diagne, 11 golle sezonun en golcü ismiydi. 3000 dakikayı geçen, (yani maç başına 65 dakikayı geçen) sadece iki isim var; stoper Marcao ve asıl yeri olmamasına rağmen ihtiyaç nedeniyle boşluğu dolduran ve bu sayede A Milli takım kadrosuna dahil olan Taylan Antalyalı.

Galatasaray’ı son haftada şampiyonluk adayı yapan da, sezon ortasında yarıştan çıkaran neden buydu. Kadro zenginliği başa bela olmuş, Fatih Terim’in doğru 11’i arama ve bulduğunda bile tekrar arama isteği, ahengi bozmuştu.

Diğer yandan geniş kadro ve bu kadronun ligin üstünde kalitesi Galatasaray’ın önünü açmıştı.

Ligin sona ermesinin ardından Goal editörleri olarak yaptığımız yılın 11’lerinde Galatasaraylı oyuncuların sayısı oldukça azdı. Hatta şampiyon takımdan oyuncu sayısının bu kadar az olmasına şaşırmıştık. Galatasaray taraftarı arkadaşlarımızla konuştuğumuzda bile onlardan net bir cevap alamadık. Sezonun 11’ine girecek oyuncu bulmakta zorlandık. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi Marcao ve Taylan orayı en çok zorlayan isimlerdi.

Diğer yandan Süper Lig’in en kaliteli 11’ini seçmek istesek ağırlık Galatasaray’da olabilir. Bu da kadronun potansiyelini yansıtmakta ne kadar eksik kaldığının göstergesi olarak sunulmalı.

Sadece kadro değil, sezona yayılan bir oyun gücünden bile bahsetmek mümkün değil. Hatta bir noktada Galatasaray’a haksızlık yapıldığını da belirtebiliriz. Beşiktaş’ın şampiyonluğundan sonra birçok kişi, siyah-beyazlı takımın ‘en iyi’ olduğunu söyledi. Sezon geneline baktığımızda bunu inkâr edemeyiz. Fakat zirve noktalarını kıyasladığımızda Galatasaray’ın yukarıda bahsettiğimiz Ocak-Şubat ayı yine tepede yer alır. Zaten sıkıntı da bu. O oyunu oynayan takım çoğu zaman dipleri gördü. Beşiktaş’ın ‘o kadar’ kötü olduğu bir dönemi yoktu. Ve Galatasaray, o 'en iyi'yi ne zaman sunacağını hiç garanti edemedi.

Hatta sezonun son bölümündeki çıkışta bile Galatasaray’ın  öne çıkan bir oyunundan bile bahsedemiyoruz. Yakın dönemdeki şampiyonluklarda “şampiyonluk modu”nu açan Muslera, Feghouli, Mariano, Sneijder gibi örnekler önümüzde yok. Bu noktada Gedson Fernandes’i ayırmak gerekir, yoksa haksızlık olacak ama yanına bir başkasını eklemek zor.

Yine de Galatasaray sezonu iyi bir yerde bitirdi. Şampiyonla aynı puanı topladı. Şampiyonla oynadığı ikili maçlarda ondan aşağı değildi. Averajla geride kaldı ama averaj farkı da öyle 10-15 değildi. Sadece 1 gol belirledi farkı. Karne iyi; buna diyecek bir şey yok.

Fakat heyecan dolu gecenin üzerinden sadece birkaç saat geçtikten sonra tek golle kaybeden bir takımın draması yok. Sanki son nefeste geride kalan, rakibinden iki üç puan az toplamış bir takım gibi Galatasaray.

Kısacası sezon o kadar uzun ve dağınıktı ki; Galatasaray elindeki karneyi bile fark etmekte zorlanıyor.

Ve belki de ilk defa bir kaybedene ‘geleceğe bak’ demek yanlış olabilir. Galatasaray geçmişe bakmalı. Ocak ve Şubat’a… Geleceği kurgulamaya oradan başlayabilir.