FC Pune City’s Scouting Festival for Reliance Foundation Young Champswordswork

Altyapı hamleleri koca bir yalan olabilir mi?

"Hadi hazırlan! Amsterdam’a gidiyoruz" diye emirle karışık bir ricada bulundu yönetici. Hasan hoca, "Aman efendim, Amsterdam’da ne işimiz var? Mesele özkaynaksa…’’ cümlesini tamamlayamadı. "Akşam uçağına yer ayırtıyorum. Ajax altyapısını inceleyeceğiz." şeklinde devam etti yönetici. "Özkaynak. Altyapı değil, özkaynak" dedi Hasan Hoca. Ancak cümlenin yarısına dişler duvar oldu sanki. Fikrini kısık sesle tamamlayabildi. Amsterdam’ı  kısa süreliğine unutmak için belki de, ''Altyapı değil yahu, altyapı nedir? Foseptik çukurunu hatırlatıyor. Kablo geçmiyoruz, oyuncu yetiştiriyoruz" dedi.

Hasan hoca, halı sahadan bozma, adına akademi denilen tesislerde yolculuğu haber etmek için odaları gezerken 3 basamaklı bir merdivene tırmanmış iki teknik adam gördü: ‘’Ne yapıyorsunuz orada?’’ diye sordu. Sorunun cevabıyla kimse ilgilenmedi. Olanları da olacakları da bilmeyen yoktu. Yağmur suları olduğu gibi binanın içine dolunca, tadilat için hocalar devreye girmişti. ‘’Emre hocalar nerede? Amsterdam’a gidiyorum akşam. Ajax özkaynak düzenini inceleyecekmişiz.’’ dedi Hasan hoca. Merdiveni tutan eğitmenlerden biri atıldı söze: ‘’Büyük antreman sahasındalar.Tutkalla zemini yamalıyorlar. Geçen özkaynak toplantısında söylediğin gibi işte.‘'

Hasan hoca, ekibini ve tesisleri o halde bırakmaya niyetli değildi ama işler onun dışında gelişiyordu. Her zamanki gibi... Uçağa atladılar, ver elini Amsterdam. Yol boyunca susan iki insanın birbiri hakkında bildikleri tek bir şey vardı; biri altyapıdan sorumlu yönetici, diğeri futbol altyapı pardon özkaynak düzeni sorumlusu.

Heyecandan ya da tecrübesizlikten bilinmez, gecenin bir vakti soluğu Ajax tesislerinde aldı ikili. Hasan hoca olanları anlamlandırmaya çalışsa da neticeye varamadı. Yönetici nihayet konuştu: 

"Heh, işte burası. Hasan hocam şöyle geç sen. Ben de yanına geleyim ama tabela gözüksün.’’ Şöföre de rolü dağıtıldı ve işte ilk poz. Saat neredeyse gece yarısı. Ajax ambleminin altında iki isim; biri altyapıdan sorumlu yönetici, diğeri futbol altyapı pardon özkaynak düzeni sorumlusu.

Hasan hoca arabaya tekrar binip, otele giden yol boyu olan biteni kafasında oturtmaya çalışıyordu. İşini kolaylaştıran bir mesaj tesislerden telefonuna link halinde ulaştı. Fotoğraf çekildikten 17 dakika sonra en büyük haber sitelerinden birinde manşet atılmıştı: "Müjde! Altyapıya Ajax modeli geliyor!" Bizimki yine gayri ihtiyari: '‘Altyapı değil yahu, altyapı nedir? Foseptik çukurunu hatırlatıyor. Kablo geçmiyoruz, oyuncu yetiştiriyoruz!’’ dedi. Haberi gösterdiği yönetici ise avuçlarına yıldız yağmış gibi gülümsemeyle durumu karşıladı. Haberin kaynağı kendisi olduğundan, her şeyin farkındaydı. ‘’İyi güzel, fotoğraf güzel çıkmış’’ dedi. Yol boyunca iki zıt duyguyla bir an önce otele varmak isteyen iki insan fotoğrafıydı şimdi bu; biri altyapıdan sorumlu yönetici, diğeri futbol altyapı pardon özkaynak düzeni sorumlusu. 

Ertesi gün yeniden Ajax kulübüne gidildi. Bu kez içerde birtakım görüşmeler yapıldı. Hasan hocayı gören bir kaç Hollandalı teknik adam, kocaman sarıldılar. Yönetici şaşkındı, "Hocam tanışıyor musunuz?" diye sordu. "Elbette" dedi Hasan hoca. Ortaya çıkan tablo, bir ton cümle israfından kurtaracak nitelikte olduğundan bizimki çok mutluydu. Uzun görüşmeler, konuşmalar sırasında yönetici çok bilmişlik edasıyla bir yerde söze girdi: "Hasan hoca, bu görüşmeleri not almayacakmısın?’’ "Gerek yok, dosyalarını zaten düzenli gönderiyorlar." diye cevap geldi.

Dönüş uçağında kesik diyaloglardan birinde yönetici akıllıca (!) bir teklif sundu: ‘’Hasan hoca, bu Hollanda’dan birkaç teknik adam alalım, bizle çalışsınlar.’’ Hani bazen burana kadar gelir ya,- neresiyse orası işte- hocanın da gelmişti; cümleleri özgürlüğüne kavuşturuverdi:

"Alalım efendim tabi. Ancak kaslı, güçlü kuvvetli olsun hocalar." 

"Neden?"

"Merdiven falan tutuyoruz tesiste, zemin yamalıyoruz, gerekli oluyor ondan." 

Savaş baltaları ilk kez çıkmıştı. İşin tuhaf yanı ise, yönetici bunlardan habersizdi. Çünkü daha önce oraya hiç gitmemişti. İstanbul’dan kalkıp Ajax tesislerini görmeye giden ve dönüş uçağında ilk kez futbol ya da tesisleşme konuşan iki insandı onlar; biri altyapıdan sorumlu yönetici, diğeri futbol altyapı pardon özkaynak düzeni sorumlusu.

Hasan hoca tesislere döndü, kovayı eline alıp diğerlerine yardıma koştu. Hollanda seyahati, su akmaması ve soyunma odalarının rutubet kokusu kadar konuşulmadı. Derken, birkaç gün sonra kulüp içinden samimi ilişkileri olduğu biri, Hasan hocayı aradı: ''Hocam bu yönetici arkandan fena sallıyormuş. Senin koltuk sallantıda" dedi.

"Hangi yönetici" diye sordu Hasan hoca.

"Yahu altyapıdan sorumlu yönetici. 'Kalktık Ajax altyapısına gittik. Tek satır not almadı, böyle iş olmaz.' diyormuş. Topun ağzındasın anlayacağın."

Olanları anlamlandırma gibi bir derde düşmedi Hasan hoca. Tüm hevesi, heyecanı, yıllarca aldığı eğitimler, ödüller; uyguladığı projeler, hatta dört yabancı dili acıyı özümseyerek akmış gitmişti. Ve yine anlamsız bir polemiğe çullandı: "Altyapı değil yahu, altyapı nedir? Foseptik çukurunu hatırlatıyor. Kablo geçmiyoruz, oyuncu yetiştiriyoruz !’’ 

Reklam