Haberler Canlı Skorlar
La Liga

100 yıllık bir kültür: Athletic Bilbao'nun pijamalı çocukları

18:00 GMT+3 29.11.2018
Athletic Bilbao
Teknik Direktör Emrah Bayraktar, yıllardır diline doladığı altyapı meselesini bu kez Athletic Bilbao örneği üzerinden anlatıyor...

ANALİZ | Emrah Bayraktar | Twitter'dan takip et...


Altyapıdan oyuncu yetiştirmenin aslında bir kulüp politikası olması gerektiğini, ama ne yazık ki ülkemizde böyle bir kültür olmadığını yıllardır anlatmaya çalışırım. Ülkemizde önemli bir genç oyuncu potansiyeli var. Kulüplerse ciddi borç yükü altında. Buna rağmen genç oyuncular profesyonel futbolda bir plan dahilinde değil, çoğu zaman tesadüfen veya kişisel çabalarla kendine yer bulabiliyor. Aslında gençlerimiz kendilerine şans verildiğinde, fiziksel koşulların yetersizliği, kaliteli eğitici eksikliği, organizasyon bozukluğu gibi birçok olumsuzluğa rağmen iyi iş çıkarıyor.

Peki, yetenekli gençlerden oluşan bu altyapı potansiyelini kullanabileceğimiz bir sistemi neden oturtamıyoruz kulüplerimizde? Çünkü sabırsızlık bu milletin en temel özelliklerinden biri. Bir şeyi isteyince büyük bir motivasyonla başlıyoruz ama istediğimiz şey bugünden yarına olsun istiyoruz. Ne yazık ki olmayınca da pes ediyoruz. Pazartesi işe başlıyor, Çarşamba geldiğinde çoktan havlu atmış oluyoruz. Dolayısıyla bir kültür inşa etmek ve bir plan dahilinde adımlar atmak gibi sabır ve zaman isteyen işleri kotaramıyoruz.

Sevdiğim bir hikâye var: Vakti zamanında Fransızlar, İngilizlerin dört mevsim halı gibi olan çim sahalarına özenir ve bunu nasıl başardıklarını öğrenebilmek için Ada'yı ziyaret eder. İngilizler kullandıkları tohumu, gübreyi ve ne zaman sulayıp ne zaman biçmeleri gerektiğini detaylı bir şekilde anlatıp Fransızları gönderirler. Üzerinden bir yıl geçer ve Fransızlar tekrar ziyarete gelerek, söylediklerine harfiyen uydukları halde sahalarının hala istenen seviyede olmadığını söyler. İngilizlerin cevabı basittir: “Sizin bir yıldır denediğinizi biz 100 yıldır yapıyoruz!”

Muhtemelen gerçeklik payı yok, hikaye işte! Kıssadan hisse olsun diye…

Bir de bizim her şeye bir bahanemiz var. Ülkemiz futbolunda da öyle… Futbolcunun, teknik kadronun, yöneticilerin, hatta taraftarın, herkesin bir bahanesi var. Bir şey olmadığında neden başarılamadığına dair yanıtlarımız her daim hazır. Çoğu zaman sebebi de olmayan anlamsız bahaneler. Bahanenin bol olduğu bir iklimde irade gerektiren bu tür işler de başarılamıyor maalesef.

Bize kalansa güzel örneklere bakarak “adamlar yapmış” diye iç geçirmek… Mesela yüz yıl önce verdiği söze sadık kalan Athletic Bilbao gibi…

Yüz yıllık bir kültür

Hepimizin aşina olduğu kulübün beni en çok etkileyen tarafı, yüz yıl önce verdiği söze sadık kalarak, Athletic Bilbao Akademisi’yle birlikte şehir ve çevresinde yarattığı kültür. Gelin hikâyeyi kulübün eski sportif direktörü Jose Maria Amarrortu’nun emekli olmadan önce The Guardian’a verdiği röportajdan özetleyelim…

İspanya Bask bölgesi takımı olan Athletic Bilbao, bu sezon her ne kadar zor günler geçirse de Real Madrid ve FC Barcelona’yla birlikte 1929'dan beri La Liga'dan hiç düşmemiş bir takım konumunda. Kulübe Bilbao şehrinin on kilometre dışındaki 2 bin 400 nüfuslu sakin kasaba Lezama ev sahipliği yapıyor. Kulüp kurulduktan 14 yıl sonra, 1911’deki bir Copa Del Rey maçında, uygun olmayan yabancı oyuncu oynattığı için suçlanıyor. İşte kulübün hikâyesi de burada başlıyor. Bir karar alıyorlar ve sadece Bask bölgesinde doğmuş ya da artık lokal olmuş oyuncularla oynuyorlar. Bu kararın üzerinden yüzyıl geçiyor ama bu prensipten vazgeçilmiyor. Geçen sürede, “taraftar transfer istiyor” diyen başkanlar, “çıldırt bizi başkan” diyen taraftarlar oluyor mu bilinmez, ama şu çok açık ki, bir anlamda yemin ediyor ve dönmüyorlar.

1971 yılında genç yetenekler için Lezama’da inşa edilen antrenman tesisleri, artık A takıma da hizmet veriyor. Bilbao’nun tüm futbol takımları artık bu kasabada. İkonik bir görüntüsü olan tesisler aslında eski San Mames stadının yerinde bulunuyor. Sekiz futbol sahasının bulunduğu antrenman tesisleri insana üniversite kampüsündeymiş hissi veriyor.

A takımının yüzde 85’i akademiden

Bilbao’nun 60 kilometre çeperindeki her okul ve yerleşim yeri kulübün hakimiyet alanında. Çocukların doğar doğmaz kırmızı-beyaz renklerle ve bir kulüp aidiyeti ile büyümesi hedefleniyor. Kulübün antrenman malzemelerini giyen her çocuğun, bu ailenin bir üyesi olarak tarihin bir parçası olabileceğine inancı var. Altyapı antrenörlerininse yetiştirdikleri çocukları A takımda izleyebileceklerine olan inancı motivasyonları sürekli en üst seviyede tutmalarını sağlıyor. Öyle ki, son 5 sezonda altyapıdan A takıma her sezon 2 oyuncu mezun vermişler. Akademide ortalama 7 yıl eğitim alan çocuklar şu anda A takımın yüzde 85’ini oluşturuyor.

Görev, sorumluluk ve değerler eğitimi  

Biscay bölgesinde 20 izleyici antrenör ile sürekli yetenek avındalar. Kardeş 150 amatör kulübün eğitimine önem verdikleri için akademiye 10 yaşın altında oyuncu alınmıyor. Örneğin sadece geçen sene 9 yaşında bin 500 çocuk taranmış. Organizasyonlarına güveniyorlar ve yetenekli oyuncuları bulacaklarına inançları tam.

Akademide oyuncuların yetenekleri kadar bilişsel yetilerinin de gelişimi takip ediliyor. Önem verilen diğer konulardan biri de oyuncuların kulüp değerlerine uygun olarak yetişmeleri. Saha içinde olduğu kadar, saha dışında da farklı sorumluluklar alan çocuklar, malzeme yıkamaktan, soyunma odası temizlemeye kadar farklı işlerde görev almak zorunda. U19 takımında oynayan 21 oyuncunun 13’ünün üniversiteye gitmesiyse kulüp için ayrı bir gurur kaynağı.

Paranın satın alamayacağı bir sahiplenme duygusu

Akademideki futbol eğitiminde en çok önem gösterilen alansa teknik çalışmalar. Topa yakınlık çalışmaları her antrenmanda önemli bir yer tutuyor. 3 önemli nokta; vücut pozisyonu, postür, çevre kontrolü ve topla beraberken ritim ve yön değiştirme her defasında çalıştırılıyor. Yarım saatlik bu çalışmalardan sonra, her oyuncun bireysel eksiğine yönelik çalışmalar başlıyor. Antrenman disiplini ve standartların her zaman yüksek tutulmasıysa imrenilmeyecek gibi değil.

Futbol sürekli gelişiyor ve değişiyor. Yirmi yıl önceki profesyonel futbolcu profiliyle bugünkü aynı değil. Günümüz futbolunda paranın gücünün genç futbolcuların konsantrasyonunu çabuk bozabildiğinin de farkında kulüp. Bu yüzden değerlere ve aidiyet duygusunu geliştirmeye ekstra önem veriliyor. Athletic Bilbao’da paranın satın alamayacağı bir aile birlikteliği sağlanmaya çalışılıyor. Diğer yandan kulüp yönetimi de akademiyle A takım arasındaki standardı çok açmamaya gayret ediyor ve A takım oyuncularını akademi oyuncuları için her zaman ulaşılabilir kılıyor. Tesisteki herkesin maçlara sezonluk bileti var. Diyelim ki A takımı deplasmanda. Maçı çocuklar evlerinde Athletic Bilbao pijamalarını giyerek televizyondan izlerken örneğin akademi hocalarıysa şehirde buluşup maçları beraber izliyor.

Şimdi bu akademi hikayesine iç geçirmemek mümkün mü? “Keşke” diyenleri duyar gibiyim. Yıllardır genç oyuncu gelişimine emek veren bir teknik adam olarak söylüyorum: Bu ve benzeri başarı hikayeleri ülkemizde de olmuyor değil. Ama sürekliliği ve etkisi saman alevi gibi oluyor. Bir kültür inşa etmek sabır ve zaman istiyor. Ama 5 dakika herhangi bir kuyrukta beklemeye bile sabrı olmayan bizler istiyoruz ki, bir insan hemen yetişsin, gelişsin ve oynasın. Hala “Altyapıdan neden oyuncu gelmiyor?” sığlığında yaklaşıyoruz konuya. Bir anlamda altyapı antrenörlerinde arıyoruz suçu. Kulüpler genç oyuncuların eğitim koşullarını iyileştirmeden veya bu çocukların üstyapıda oynamaları teknik direktörlere zorunluluk olarak sunulmadıktan sonra Türkiye’nin bu konudaki en büyük planı da tesadüfler olacak…