Getty Images SportXabi Alonso, Real Madrid oyuncularını azarladı: "Anaokul çalıştırmaya geldiğimi bilmiyordum"
Madrid’de antrenmanda Xabi’nin patlaması
Alonso’nun Real Madrid’deki döneminin resmen bu hafta, İspanya Süper Kupası yenilgisinin ardından sona ermesine rağmen, İspanya’dan gelen haberler teknik direktörün aylar önce duygusal olarak takımdan koptuğunu öne sürüyor.
Marca’ya göre, eski Bayer Leverkusen çalıştırıcısı ile yıldızlarla dolu Real Madrid soyunma odası arasındaki “kopuş”, daha kasım ayının başlarında Valdebebas tesislerinin kapalı kapıları ardında kendini göstermeye başlamıştı.
Oyun anlayışı ve kişilikler arasındaki uyumsuzluk nedeniyle için için kaynayan gerilim, sıradan bir antrenman sırasında zirve noktasına ulaştı. Genelde saha kenarında sakinliğiyle bilinen Alonso, bu kez kontrolünü kaybetti.
Oyuncularının talimatlarını umursamadığını ve gerekli yoğunluğu göstermediğini düşünen Basklı teknik direktör, sert bir çıkış yaparak şu sözleri sarf etti: “Bir kreşi çalıştırmaya geldiğimi bilmiyordum!”
Kaynaklara göre bu sözler, oyuncuları motive etmeye yönelik klasik bir yöntem ya da anlık bir öfke patlaması değildi. Aksine, yorgunluk ve bıkkınlıktan doğan bir “çaresizlik çığlığı” olarak tanımlanıyor.
Alonso, oyuncularının olgunluktan uzak tavırlarından, fısıldaşmalarından, olumsuz tutumlarından ve kendi futbol felsefesinin yüksek taleplerini benimsemekte isteksiz olmalarından yorulmuştu.
AFPTaktik yük ve “ağır” antrenmanlar isyanı tetikledi
Yaşanan krizin merkezinde, takımın nasıl hazırlanması gerektiğine dair temel bir görüş ayrılığı bulunuyordu. Detaycılığıyla tanınan Alonso, Madrid’e geldiğinde Bayer Leverkusen’le namağlup Bundesliga şampiyonluğu kazandığı karmaşık ve yoğun presli sistemi uygulamakta kararlıydı.
Ancak Carlo Ancelotti döneminde daha serbest ve esnek bir oyun anlayışına alışmış olan Real Madridli oyuncular, bu yönteme mesafeli yaklaştı. Oyuncuların, Alonso’nun antrenmanlarını “aşırı derecede yorucu ve ağır” bulduğu aktarılıyor.
Soyunma odasında, her gün kendilerine aktarılan “fazla bilgi yükü”nden sıkça şikâyet edildiği belirtiliyor. Sürekli yapılan detaylı düzeltmeler ve müdahaleler, oyuncular tarafından gereksiz bir mikro yönetim olarak algılandı ve boğucu bulundu.
Bu rahatsızlık, Alonso’nun teknik ekibine de yansıdı; özellikle yardımcısı Sebas Parrilla bu tepkilerin odağındaydı. Alonso ve Parrilla’nın, her küçük hatayı düzeltmeye çalışan aşırı hevesli yaklaşımı, oyuncularla aradaki mesafeyi daha da açtı.
Sahada sürekli talimat veren çok sayıda sesin olması ve her hareketin mercek altına alınması, zamanla günlük çalışma ortamını zehirledi; antrenmanların keyfi yerini sürtüşme ve yorgunluğa bıraktı.
Alonso’nun zamana karşı kaybettiği yarış
Alonso’nun perspektifinden bakıldığında, bu yüksek tempo bir tercih değil, zorunluluktu. Teknik direktör, takvime karşı kaybedilen bir savaşı verdiğini düşünüyordu. Kulüpler Dünya Kupası’nın ardından kadro neredeyse hiç hazırlık dönemi yapmadan geri dönmüştü ve Alonso’nun, rekabetçi maçlar başlamadan önce kendi futbol kimliğini takıma yerleştirebilmesi için sıfıra yakın bir zamanı vardı.
Takımda ciddi yapısal sorunlar olduğuna inanıyor, mevcut seviyenin büyük kupalar için yeterli olmadığını düşünüyordu. Bu nedenle öğrenme sürecini hızlandırmaya çalıştı; her antrenmanın her dakikasını yeni fikirleri ve prensipleri oyunculara aşılamak için kullandı. Ancak bu aciliyet duygusu, “eğitilmeye” hazır olmayan bir kadroyla sert biçimde çarpıştı.
Kopukluk tam anlamıyla derindi: Alonso oyuncuların çalışma isteğinden ve uygulamasından memnun değildi, oyuncular ise Alonso’nun yoğunluğundan ve baskısından şikâyetçiydi. Aynı yolda yürümüyorlardı. Günlük çalışma temposu giderek ağırlaştıkça ilişki çözüldü. Alonso, oyuncuların “şımartılmış” davranışlar sergilediğini düşünüyordu, kreş benzetmesi de buradan geliyordu, oyuncular ise elit sporcular değil, robotlar gibi muamele gördüklerini hissediyordu.
Getty Images SportValdebebas’ta Arbeloa’nın gölgesi büyüyordu
Gerilimi artıran bir diğer unsur ise Álvaro Arbeloa’nın giderek daha görünür hâle gelmesiydi. Alonso resmen görevden alınmadan çok önce, Real Madrid Castilla’nın çalıştırıcısının adı, bir çözüm alternatifi olarak A takım soyunma odasında dolaşmaya başlamıştı.
Arbeloa’nın A takım antrenmanlarını sık sık izlemesi, normalde B takım teknik direktörleri için olağan bir durumdu. Ancak atmosfer bozuldukça bu ziyaretler farklı bir anlam kazandı. Kulübün bilinçli olarak nabız mı yokladığı, yoksa oyuncuların onun varlığını fark edip olası liderliğini mi tercih etmeye başladığı net değildi; fakat soyunma odasında bir “homurdanma” başladı.
Kadro, kulüp kültürünün içinden gelen, geçmişte birçok efsaneyle birlikte oynamış Arbeloa’yı, Alonso’nun katı rejimine karşı bir panzehir olarak görmeye başladı. Sonuçlar kötüleştiğinde kriz patlak verdi, ancak o noktada temel zaten çürümüştü.
Oyuncuların, tablo tersine döndüğünde durumu kurtarmak için kendi aralarında bir anlaşma yaptıkları iddia edilse de, Alonso ile aralarındaki duygusal bağ onarılamayacak şekilde kopmuştu.
Reklam

