Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan her Meksika şehri, sadece stadyumlar değil, maçı hissetmenin farklı bir yolunu da getirecek.
Meksiko'da futbol, efsaneye yakın bir konuma sahiptir. Bu, hiç durmayan bir metropolün nabzıdır. Sabahları uyandıran tamale tezgahlarından hayatın ritmini belirleyen araba kornalarına kadar, başkentteki her şey futbolun temposuna göre atıyor gibi görünüyor. Buradaki maçlar sadece birer karşılaşma değil, ulusun kendisinin bir yansımasıdır.
Estadio Ciudad de Mexico stadyumu merkez sahne olacak, ancak çevresindeki her mahalle, her kafe ekranı, her mütevazı fonda, bu kolektif coşkunun bir uzantısı haline gelecektir.
Guadalajara'da futbol, sanat ve gelenekle harmanlanıyor. "Batı'nın İncisi", Chava Reyes ve altın Chivas'ın ihtişamlı günlerinden beri bu oyuna nefes veriyor. Mariachi serenatları ve Chapultepec'te gezintiler, dünyanın dört bir yanından gelen taraftarlar için sahneyi hazırlayacak. Orada, Akron Stadyumu, köklerini kaybetmeden geleceğe bakan modern ve canlı bir Meksika'yı sergileyecek.
Ve Monterrey, "Kuzeyin Sultanı", çalışkanlık, hırs ve ilerlemeye olan inancın simgesi olan bir şehir. BBVA Stadyumu'nun tribünlerinde, arkasında Cerro de la Silla'nın yükseldiği, tezahüratlar çelik ve gökyüzü arasında gök gürültüsü gibi yankılanacak. Monterrey seyircisi sadece tezahürat yapmaz; iter, kucaklar, talep eder, takımı kendilerinin yapar.
Üç şehir. Bir ülkeyi anlamanın üç yolu. Her birinde futbol farklı hissedilecek, ancak mesaj aynı olacak: Meksika bir kez daha tarih yazmaya hazır.