EDİTÖR YORUMU: Futbol tarihinin en iyi milli takımı hangisi?

Yorum()
Getty Images
Goal Türkiye, Mackolik ve Opta editörleri, futbol tarihinin en iyi milli takımı hakkındaki görüşlerini dile getirdiler.

  1. Getty

    ALP ÇOLAK - İspanya (2008 - 2012)

    Milli takımlar ve milli formayla sembol olmuş isimler denildiğinde akla gelen ilk ülke İspanya, oyuncular da İspanyollar değil - ya da bu örnek için söz edersek, Katalanlar da değil. 

    Tarihin en iyi milli takımlarını düşündüğümüzde, takımlardan önce akla gelen sembol isimler söz konusu. Pele, Maradona, Beckenbauer... Nostaljiye kapılıp gitmenin gayet kolay olduğu bir alan ancak benim tercihim daha güncel. Tercihim, üst üste üç büyük turnuvada şampiyonluğa ulaşmayı başarmış ilk ve tek takım olan İspanya.

    2008'de ortaya çıkan parıltı, Barcelonalı oyuncuların oluşturduğu çekirdek ile birlikte 2010 ve 2012'de de önüne geçen herkesi sürklase etti. Bazıları sıkıcı buldu, bazıları çok eğlendi. Tek bir gerçek var: O dört yıllık periyotta İspanya hiç yenilecek gibi görünmedi. İki Avrupa ve bir Dünya Kupası şampiyonluğu bunun kanıtı.

  2. getty Images

    İLKAY BARBOROS - Almanya (2014)

    Futbol tarihinde çok fazla iyi takım oldu, çok fazla mükemmel takım oldu, çok fazla yenilmez takım oldu, ama şahsi görüşüme göre hiçbir takım 2014 Dünya Kupası’ndaki Almanya kadar acımasız olmadı.

    Bu takım, dünya tarihinin belki de en güçlü futbol hanedanlarından biri olan Brezilya’ya, uluslar arası arenadaki en büyük rakiplerine, Brezilya’da oynanan Dünya Kupası yarı final maçında 7 gol birden attı. Kupayı da kazandıklarını ekleyeyim. Yaşım yetişmediği için Pele, Maradona, Cruyff gibi yıldızları milli takımlarında izleyemedim ama, bu Almanya takımının yenemeyeceği başka bir milli takım olduğunu hayal edemiyorum.

    Saha içindeki tüm başarılar bir yana, 2014 Almanya kadrosunun takım olarak esasında en zor işlerden birisine imza attığını düşünüyorum. Farklı etnik kökenlerden gelen, bambaşka kültürler ile yetişen, seneler boyu göçmen olarak Almanya’da yer edinmiş çocukların Alman olarak sevilip sayıldığı belki de son takımdı. Benzer meselelerin etkisi altında kalan 1998 Fransa takımının da geçtiği zorluklar çok benzerdi, ancak kendi evinde Dünya Kupasıkazanmak ile, en büyük rakibinin evinde (rakibine 7 gol atarak) kupayı kazanmak farklı işler gibi. Burun farkıyla 2014 Almanya diyorum.

  3. Getty

    İLKER YILMAZ - Brezilya (2002)

    Futbol tarihinin en iyi sağ beki kimdir? Peki sol beki, ofansif orta saha oyuncusu, kanat forveti, santrforu? Tüm mevkilere 5'er aday çıkarıp yazsak içinde mutlaka Cafu, Roberto Carlos, Ronaldinho, Rivaldo ve Ronaldo'yu koyarız. Yanlarına defansın sigortası Lucio'yu ve orta sahanın sigortası Gilberto Silva'yı koyalım. Rüya gibi bir kadro...
     
    Tabii her rüya kadro başarılı olamıyor. Kimisi teknik adam seçimlerine kimisi de oyuncu kaprislerine yenik düşebiliyor. 2002 Brezilya kadrosunda neredeyse her şey tamamdı. Teknik direktör Luis Felipe Scolari, 3-4-3'ün modern zamanlarda çeşitli şekillerini gördüğümüz bir sistemle takımını sahaya sürmüş ve Dünya Kupası'nı kaldırmıştı. Şimdilerde bolca 3'lü savunmalı büyük takımlar görsek de 2002'den bu yana pek görmemiştik.
     
    2002'nin Brezilyası, sistemiyle tüm dünyayı etkileyen ve trend olan bir sistem değildi. O sistem bu takıma özeldi, çünkü bu kadronun oyuncuları tarihin en özel oyuncularındandı. Ve o oyuncular bence tarihin en iyi takımını kurdular.
  4. Social

    CEM AK - Hollanda (1974 - 1978)

    Milli Takımlar ve uluslararası şampiyonalar, geçmişte futbolun oynanışını derinden etkiler ve taktiksel devrimlerin sergilendiği sahneler olurdu. Modern futbola damga vuracak yapıların temelleri de 70’lerin ortasında Hollanda tarafından atılmıştı.

    Kendi döneminden başlayarak günümüzde büyük bir keyifle izlediğimiz futbolun oluşumuna kadar etkileri süren bir takım Hollanda. Rinus Michels’in öğrencileri, zamanının ötesinde futbol oynayan bir takımın parçaları olarak modern oyunu şekillendirmeye devam edecekti. “Total Futbol” tabirini literatüre eklemiş olmak ise belki de bir Dünya Kupası kazanmaktan daha değerli. Fenomen haline gelmiş bu ekip, Hollanda vatandaşı olmayıp turnuvalarda 'Portakal' sempatisi ile dolan benim gibi sayısız futbolseverin bu yoldaki başlangıç noktası. 70'lerin Hollanda kadrosu, futbol ve takipçileri üzerinde bıraktığı iz anlamında rakipsiz.
     
    Milli Takımlar seviyesinde kupa kazanmak kadro ve oyun kalitesinden ayrı başka faktörlere de bağlıdır. Hollanda, 74’te Almanya ve Sepp Maier, 76’da Çekoslovakya ve 78’de Arjantin karşısında bunu yakından tecrübe edecekti. Kimsenin bunu umursamaması ise bu takımı ve günümüze yansımasını en güzel şekilde anlatıyor. Kaybetmek, hiç bu kadar etkileyici olmamıştı.
  5. getty Images

    ONUR ÖZGEN - İspanya (2008 - 2012)

    Çekirdeği bir kulüp takımından oluşan milli takımların her zaman için avantajlı olduğu söylenir. Bu avantajı en iyi yaşayan 2008 ve 2012 arasındaki İspanya'ydı.

    Pep Guardiola yönetiminde hem ulusal hem de uluslararası bir hegemonya yakalayan Barcelona sayesinde, İspanya Milli Takımı da nihayet tarihinde ilk defa yenilmez bir güç hâlini aldı ve üst üste üç büyük turnuvayı çok baskın bir şekilde kazanmayı başardı.

    Dolayısıyla canlı izlediğim milli takımlar arasında bir numaraya Vicente Del Bosque'nin İspanya'sını yazıyorum. Fakat her ne kadar bir şey kazanamasalar da, net olarak hatırladığım ilk turnuva olan Euro 2000'deki Hollanda'yı da anmadan geçemeyeceğim. Hemen her jenerasyonda "gönüllerin şampiyonu" olmuş bir Hollanda takımı vardır. Benim de vardı.

  6. Gettyimages

    BARIŞ GERÇEKER - İsveç (1994)

    Artık giderek kuvvetlenen bir gözlemim var; herkesin en farklı ve kendi kendine bile açıklayamadığı halde çok sevdiği büyük turnuvalar ortaokul – lise dönemine denk gelen Dünya Kupa’ları. Benim için de farklı değil, saatleri felaket olsa da gece kalkıp (veya azmedip hiç uyumayıp) 02:30 maçlarını izlemenize anne-babalarınızın izin verdiği, statların, sıcak havanın çokca eleştirildiği o turnuva.

    Arjantin’de Maradona dönmüş, Caniggia kadroda, Batistuta var, Brezilya desen Bebeto, Romario hatta hiç dakika alamasa da kulübesinde Ronaldo. Fantastik gollerin (Hagi ah Hagi), Escobar’ın makus sonunun, önce Hollanda’nın, sonra İsveç’in elinden kaçırdığı Brezilya’nın finale gittiği turnuva. Finali zaten dramatik. Ama işte benim o dönemler içine annemin vatkalarını diktirip betonda kalecilik yaparken taklidini yaptığım deli Ravelli’sinden ilerideki muhteşem ikilisi Dahlin ve Brolin’ine, Kennet Anderson ve ragbi gol sevincine, Romanya’yı yenerlerken şimdiye kadar gördüğüm en akıllıca kullanılmış frikik golüne kadar.

    İsveç. Evet, nostalji güzeldir…

  7. Getty Images

    ÖMER GÜRGEN - Almanya (2012 - 2014)

    Kazanmak için planlı olarak kurulmuş bir takım. Bu takım 2012 Avrupa Şampiyonası'nda yarı final (v İtalya) oynadığında sahaya çıkan 11 oyuncudan beşi üç yıl önce U21 Avrupa Şampiyonası'nda mutlu sona ulaşan kadrodaydı. Almanlar bu maça kadar 15 maçlık bir yenilmezlik serisi yakalamışlardı ancak yarı finalde İtalya'yı yenmeyi başaramadılar.

    Löw; Schweinteiger ve Klose'nin etrafına Neuer, Götze, Mesut, Müller, Kroos gibi inanılmaz enerjik, yetenekli ve aç oyuncular yerleştirdi ve form durumları ne olursa olsun bu kadroda ısrarcı oldu. Planlı yapılanma, belirli bir sistem ve oyuncu grubundaki ısrarın meyveleri 2014'te toplandı. İçerisinde 7-1'lik Brezilya galibiyetinin de olduğu ve Arjantin'i yenerek Dünya Kupası ile taçlandırdıkları 18 maçlık yenilmezlik serisi, Almanya'nın ortaya koyduğu hegemonyayı özetliyor.

  8. Getty

    SERTAÇ KÜÇÜKELÇİ - İspanya (2010)

    Tiki-taka tarzının milli takımlar seviyesindeki en üst düzey versiyonunu izleten İspanya'yı izlemek ayrı bir keyifti. Çünkü oynadıkları her maçta sanki isteseler çok daha farklı kazanabileceklermiş izlenimi yaratıyorlardı.

    Onları izlemeyi yine aynı döneme denk gelen Usain Bolt'un en parlak anlarını izlemeye benzetiyorum. İki taraf belki ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlardı ama size ekran başındayken daha iyisini yapabileceklerini hissettiriyorlardı. Bu nedenle en özel, en yenilmez gözüken takım benim için 2010 İspanya olmuştur. Ama şunu da düşünmeden edemiyorum.

    Ya Messi Arjantin yerine İspanya'da oynamayı seçseydi...

  9. Getty Images

    YAĞIZ OKUL - İspanya (2008 - 2012)

    İzlerken keyif vermek, keyif verirken de sürekli kazanmak oldukça zordur. İspanya Milli Takımı'nın arka arkaya 3 büyük turnuvayı kazandığı jenerasyon, Barcelona'nın 6 kupalı kadrosunun temeli üzerine inşa edilen bir gökdelen. Öyle bir jenerasyon ki belki 20 yıl önce izlesek tarihin en iyileri arasında sayabileceğimiz futbolcular milli formayı düzenli giyemedi. 

    5 yıllık periyotta kazandıkları kupanın yanı sıra İspanya Milli Takımı, Haziran 2009'a dek oynadığı 35 maçta yenilmezlik serisi yakaladı ve 2010 Dünya Kupası Elemeleri'nde tüm maçları kazanmayı başardı. Bu takım rastgele iyi futbolcuların denk geldiği bir milli takım değil.

    Oynadıkları oyuna dair en ufak şüphesi olmayan bu oyuncu grubu, istikrarı ve kazandıkları ile tarihin en iyisi olduğunu gösteriyor.

  10. Getty Images

    BURAKHAN IŞIK - Almanya (2014)

    2000 Avrupa Şampiyonası'nda bir ülkenin dibe vuruşuna nasıl şahit olduysak, 2014 yılına kadar futbolun geliştirebilir, devlet politikalarıyla desteklenebilir bir şey olduğunu hep birlikte gördük.

    2002 yılından bu yana futbolun her dalında sadece 'yetkinleri' görevlendiren Almanya Futbol Federasyonu, 10 senede 400 altyapı hocası yetiştirdi. Kulüplere ekonominin nasıl yönetilmesi gerektiği öğretildi ve sürdürülebilir başarının yakalanması için bütçenin transferlere değil, altyapıya ayrılması gerektiği uygulamalı olarak gösterildi.

    2014 Dünya Kupası'nın yarı finali, herkesin aklında Arjantin ile oynanan finalden daha çok yer etti. Kupanın doğal favorilerinden biri olan Brezilya'yı 7-1 yenen Almanya, toplu halde yetenekli bir ekibe sahip olmanın günümüz futbolunda önemli olmadığını, önemli olanın bu yeteneği sistemli bir şekilde işlemek olduğunu ispatladı. Bu takım, 14 sene öncesinde temelleri atılmış ve tarihin en iyi takımı olması için ülkenin en küçük köyünden en büyük şehrine kadar ilmek ilmek örülmüş bir takım.

  11. Getty Images

    CİHAN ÇINAR - Almanya (2014)

    Ev sahibi Brezilya’yı yarı finalde 7 golle geçip, finalde Arjantin’i yenerek şampiyonluğa uzanmak… Böyle bir senaryo kimin aklına gelirdi?

    Kilit isimleri göçmenlerden oluşan bir milli takım nasıl böyle kenetlenip rakiplerini dize getirebilirdi?

    2002 Brezilya’sı gibi yıldızlar karması değillerdi, 2008-2012 İspanya’sı gibi güzel futbol oynamadılar. 

    Ancak kupaların en büyüğünü Güney Amerika devlerinin elinden alıp havaya kaldırarak tarihin en iyi milli takımı olma ünvanını hak ettiler.

    Futbol tarihi Neymar’lı Brezilya’yı darmadağın edip, Messi’li Arjantin’i dize getirerek şampiyonluğa uzanan Almanya’yı asla unutmayacak. 

  12. Getty Images

    CAN ÜNLÜ - İspanya (2008 - 2012)

    Böyle bir soruya yanıt ararken bakılması gereken kriterler yakalanan jenerasyon, oyun gücü ve istikrar olmalı. Bana göre de izlediğim takımlar arasında bu üç kriteri de fazlasıyla karşılayan takım, futbol tarihinde üst üste üç büyük turnuvayı kazanan ilk Avrupa takımı olan İspanya.
     
    Kadrosunun omurgası Avrupa'da dönemin en başarılı kulüp takımı olan Barcelona'dan oluşan İspanya, bu süreçte zafere ulaştığı iki Avrupa Şampiyonası (2008 ve 2012) ve Dünya Kupası (2010) turnuvalarında hem sahip olduğu kadrosu hem de oyun gücüyle 'yenilmez takım' algısını oluşturdu.
     
    Yıllar geçse de bu dönemi yakından takip eden futbolseverler Casillas, Pique, Puyol, Ramos, Xavi, Iniesta, Torres'li jenerasyonuyla bir daha tekrarlanması neredeyse imkansız olan bir başarı yakalayan bu takımı unutmayacak.
  13. Getty Images

    ALİ CEM ERTEKİN - Brezilya (2002)

    Ronaldo Luiz Nazaria de Lima. Sadece bu isim bir milli takımın "Tarihin En İyi Milli Takımı" olmasına sebep olabilir. Ronaldo malum sakatlıklara maruz kalmasaydı, büyük ihtimalle tarihin en iyi futbolcusu olarak anılacak ve bu durumu son 10+ senedir Dünya Futboluna hükmeden Messi ve Cristiano Ronaldo da değiştiremeyecekti.
     
    Böyle bir yeteneğin yanına Rivaldo, Cafu, Roberto Carlos, Lucio, Gilberto Silva, Denilson ve Avrupa Futbolunda adından yeni söz ettirmeye başlayan Ronaldinho da dahil olunca, gelecek başarı da kaçınılmaz oluyordu. Brezilya finalde Almanya'yı 2-0 yenerken hem son 3 Dünya Kupası'nda oynadığı 3 finalin 2'sini kazanmış oluyor, hem de 1998'de Fransa'ya karşı kaybedilen finalde Ronaldo'nun sağlık durumu yerinde olsa "acaba ne olurdu?" sorularını kendimize sordurtuyordu.

    Luka Modric'e kadar Ballon d'Or ödülünü kazanan son "insan" olan Kaka'nın bu turnuvada sadece 25 dakika süre aldığını da not düşelim.

  14. Getty Images

    MERVE YENİDÜNYA - İspanya (2008 - 2012)

    ‘Tiki taka’ oyun tarzı ile rakiplerini domine eden ve futbol dünyasına yeni bir soluk getiren bu İspanyol jenerasyonu, bence tarihin en iyi milli takımıydı.

    Pep Guardiola’nın Barcelona’sıyla tanıdığımız bu oyun tarzının bel kemiği olan Xavi-Iniesta-Busquets üçlüsü, Pique-Puyol-Ramos savunma rotasyonu, Torres ve David Villa gibi yıldız golcüler, yıllardır birlikte oynamanın verdiği avantaj ile müthiş bir kimya yakalamışlardı.

    Kimi zaman ‘sıkıcı’ olmakla eleştirilseler de, futbolda en önemli şeyin kazanmak olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Bana göre, 2 Avrupa şampiyonluğunun arasına bir de Dünya Kupası şampiyonluğu sıkıştıran İspanya’nın bu jenerasyonu, tarihin en iyi milli takımıydı.