Gullit, babasının hayalini gerçekleştirip Hollanda şampiyonu Ajax'a katılmak yerine, ligi Haarlem'in iki sıra altında altıncı bitirmiş bir Feyenoord takımına gitti.
Kararını açıklaması için bir televizyon talk show'una çağrıldı. Gullit o anı şöyle anlattı: "[Sunucu Sonja Barend] herkesin Ajax'a değil de Feyenoord'a gidecek olmama çok şaşırdığını söyledi. Sonja açık açık, bu kadar kötü bir kulüpte ne iş yaptığımı sordu. Ben de ona bakıp şunu söyledim: 'İstediğini düşünebilirsin. Ama şampiyon olursak beni yine davet etmen gerekir, değil mi?'
"Kulübün ve takımın potansiyelini görmüştüm."
19 yaşındaki oyuncu, sezonun sonlarına doğru De Kuip'te Haarlem'in Feyenoord'u 3-1 yendiği maçta attığı kafa golüyle zaten Feyenoord'u üzmüştü. Feyenoord da bu hava hakimiyetini kendi silahına dönüştürdü.
Excelsior'un 3-2 yenildiği Eredivisie'deki ilk maçında kafa golü atan Gullit, harika bir başlangıç yaptı. Bir hafta sonra PSV deplasmanında 3-1 kazanılan maçta Gullit topu aldı ve kafası yukarıda, ceza sahası çevresinde pas opsiyonu arayarak ev sahibinin yarı sahasında rahat adımlarla ilerledi. Top solda başka bir oyuncuya ulaştıktan sonra koşusunu sürdüren Gullit, yükselip Ben Wijnstekers'in ortasını ağlara gönderdi.
Gullit o sezon ligde sekiz gol attı ve Feyenoord ligi ikinci sırada bitirdi. Ardından akılalmaz bir şey oldu.
Ajax'ın kendisine az önce önerdiği sözleşmeye öfkelenen Johan Cruyff, güneydeki ezeli rakiplerinden gelen cüretkar teklifi kabul etti. Artık 36 yaşında olan efsanevi forvetin tempoya ayak uyduramayacak kadar yaşlı olduğuna inanan çok kişi vardı. Üstelik ikon Willem van Hanegem dahil birçok kilit oyuncu ayrılırken, Feyenoord güçlü Amsterdam kulübüne meydan okuyamayacak kadar zayıf görünüyordu.
Cruyff ile Gullit'i hafife aldılar.
Gullit daha sonra The Guardian'a, "Her şeyden çok merak ediyordum" dedi. "Feyenoord'a geldiğinde 36 yaşındaydı. 'Tamam, şimdi topu ondan alacağım' diye düşündüğüm anlar oluyordu ama alamıyordum. 'Otuz altı mı? 24 yaşındayken kim bilir ne kadar iyiydi?' diye düşünüyordum."
Çizmeli Pisagor lakaplı adam takımın kontrolünü ele aldı; maçlar sırasında takım arkadaşlarına ne yapacaklarını söylüyor, antrenman çalışmalarını belirliyor ve ilk 11'i seçiyordu. En önemlisi de, top ayağındayken hâlâ dokunulmazdı. Feyenoord rakiplerine üstünlük kurmaya başladı; yaşlı usta ile öğrencisi ortalığı kasıp kavuruyordu. Sık sık birbirlerine gol hazırlıyor, bazen de aynı maçta fileleri buluyorlardı; savunmaların onları durdurması imkansızdı. Ta ki Ajax, Eredivisie'deki ilk yenilgiyi yaşatana kadar.
Cruyff'un Amsterdam'a dönüşü daha kötü başlayamazdı: 25 dakika içinde 3-0 geriye düştüler ama Gullit'in bir asisti ve Feyenoord'un bir golü daha, devre arasında onlara umut verdi. Ancak ikinci yarıdaki baskıya dayanamadılar; son 30 dakikada tam beş gol atıldı.
Gullit, "Kulağa garip gelebilir ama uzun süre daha iyi olan taraf bizdik" diye hatırladı. "Öne geçecek fırsatlar yakaladık. Skor 3-2 olduktan sonra tüm riskleri aldık. Sonra da çok şanslı bir şekilde durumu 4-2 yaptılar. Top tesadüfen Keje Molenaar'ın kafasının arkasına çarpıp içeri girdi. Ondan sonra bizim için baraj yıkıldı. Ve neredeyse her ataklarının gol olması konusunda da çok şanslıydılar."
O dönemde galibiyet sadece iki puan ediyordu ve Feyenoord önceki maçlarda geri dönecek kaliteye sahip olduğunu göstermişti, bu yüzden Cruyff endişeli değildi. Hücum orta sahası, "İşin komik yanı, o yenilgi hiç canımızı yakmadı" dedi. "Daha çok bir dönüm noktasıydı. Cruyff sonrasında, 'Çocuklar, sadece iki puan' dedi.
"İyi futbol oynayabildiğimizi biliyorduk. O 8-2'lik yenilgi sayesinde geliştik. Ondan sonra da neredeyse her maçı kazandık. Ajax'a karşı hem iç sahadaki maçta hem de kupada da dahil."
Aylar sonra ligde De Kuip'te Amsterdam ekibini 4-1 yenen Feyenoord'da Gullit bir frikik golü attı, Cruyff da farkı ikiye çıkardı. Eredivisie'de sadece bir kez daha, Groningen'e karşı kaybettiler ve 10 yıl sonra ilk şampiyonluklarını kazandılar. Gullit ayrıca KNVB Beker'de Ajax'a karşı iki maçta da gol atıp asist yaptı ve Feyenoord dubleyi tamamlarken turnuvayı gol kralı olarak bitirdi.
Gullit, "Ne yıldı ama" dedi.
Genç hücum orta sahası, takım arkadaşlarının oylarıyla Hollanda'da Yılın Futbolcusu seçilirken, medya da Altın Ayakkabı'yı Cruyff'a verdi.
O sezonun sonunda kramponlarını asan El Salvador'un aktaracak daha çok bilgeliği vardı. "Yılın sonunda bana şunu söyledi: 'Ruud, gideceğin bir sonraki kulüpte insanların artık senden hoşlanmayacağı gerçeğine hazır ol. Ayrıca etrafındaki oyuncuları daha iyi oynatman da gerekiyor.'
"Ben de şöyle düşünüyordum: 'Tamamaaam... Benim daha kendi kariyerime odaklanmam gerekiyor. Başkalarına nasıl yardımcı olabilirim ki?' Ama PSV'ye, ardından Milan'a gittiğimde yapboz bir anda yerine oturdu. Johan'ın söylediği her şeyi hatırladım."
Gizemli Galli Hughes daha sonra şöyle dedi: "Gullit, [Haarlem]'e katıldığında kendini sarhoş edecek kadar içen, kavga eden ya da soyunma odasında ona seks hikayelerini anlatan adamlarla oynuyordu. Sonra Feyenoord'a gidiyor ve Johan Cruyff onu kanatlarının altına alıyor, gerisi de tarih oluyor."