"Artık futboldan keyif almadığımı hissediyorum. Her maçı acılar içinde tamamlıyorum. Vücudum artık bu tempoyu kaldırmıyor ve 35 yaşındayken her defasında yeniden iyileşmeye çalışmak çok zor..."
Kaka'nın 'artık bırakıyorum' demeci bu oldu. Son maçında ağlamaktan çekinmedi. Gözyaşlarında büyük hikayeler vardı. Ballon d'Or, Dünya Kupası, Şampiyonlar Ligi, Santiago Bernabeu, Serie A, Milan ve dahası. Onun çocukluğundan beri iki aşkı vardı. Biri karısı Caroline Celico, diğeri futbol. Şimdi, birinden kopuyor.
Pele, Ronaldo, Romario, Robinho, Roberto Carlos, Cafu, Rivaldo... Brezilya efsanelerinden kimi sayarsanız sayın, yoksulluk içinden geldiler. Tüm bu isimler, Brezilya'nın karışık sokaklarında, çetelerin içinde futbolcu olma hayaliyle oynadı. Hepsi efsane oldu. Kaka ise, varlıklı ailesinin bahçeli evinde, gerçek bir kale ve gerçek bir topla sokaklarda oynayanlarla aynı hayalleri paylaştı. Diğerleri futbolu çetelerin elinden, yoksulluktan kurtulmak için bir yol olarak gördü. Kaka içinse bu, bir tutkuydu. Futbola mecbur değildi. Bitmeyen hırsa sahipti. Mühendis olan babası Bosco, oğlunu hep tenis oynarken hayal etti ancak futbola olan aşkını görünce desteğini hiç çekmedi ve arkasında durdu. Kaka'nın dine olan bağlılığı, küçük yaşlarda havuzda kayıp düşmesi ve ölümden dönmesi ile doğru orantılıydı. Omurlarından biri kırılmıştı ve felç kalabilirdi. Bu olmadı. Kaka, o günden bu yana hayatını dindar bir birey olarak yönlendirdi.
Her röportajında en sevdiği kirap sorulduğunda 'İncil' cevabını verdi. Bir gol attıktan sonra [ki bunu kariyerinde 237 kez yaptı] ellerini hep havaya kaldırıp Tanrı'ya döndü. 2007'de Şampiyonlar Ligi finalinde zafer kazandığında, "Ben İsa'ya aitim" tişörtü ile orta sahaya çöktü. "Benim hayatımda bazı değerlerim var" diyen Kaka, son maçına kadar bunları korudu. Hiç değişmedi. Hep kendisi gibi oldu. "Son derece soğukkanlı ve sakin bir çocuk..." diyen Carlo Ancelotti, sürekli olarak Kaka'nın esas yeteneklerini ayaklarında değil, beyninde olduğunu söyledi. Aklına geleni ayaklarına yansıtabilen bir oyun yapısı vardı ve bu 'varlıklı aileden gelen çocuk' kariyerinde hep bu yönü ile ortaya çıktı. 2007'de Milan'la Şampiyonlar Ligi zaferine ulaştığında Man Utd patronu Alex Ferguson, "O, dünyanın yaşayan en iyi iki futbolcusundan biri" dedi. Diğeri, Cristiano Ronaldo'ydu.
GettyBBC, 13 Ocak 2009'da Manchester City'nin Kaká'ya 100 milyon Sterlin'in üzerinde bir teklifte bulunduğunu yazdı. İşler, o andan itibaren değişmeye başladı. Kaka, çıkan dedikodularla ilgili önce 'Milan'da yaşlanmak istiyorum' cevabını verdi. İlerleyen günlerde 'Milan beni satmak istiyorsa oturur konuşuruz' sözleri, yaklaşan şeyin habercisi oldu. Berlusconi, Aralık 2009'da Manchester City ile görüşmelerden olumlu sonuç çıkmadığını resmen açıkladı. Bu haberleri duyan taraftarlar, Kaka formalarını yakmaya kadar varacak eylemlere giriştiler. Chelsea, Kaka ile ilgilenen bir başka takım oldu. Milan kulübünden Vittoria Mentana, ısrarla Kaka’nın satılık olmadığını ve 2013 yılına kadar İtalya'da kalacağını söyledi. Galliani de Abramovich'e basın aracılığı ile "Kaka'dan ellerini çek" mesajını yolladı. Abramovich de, Man City de ellerini Kaka'dan çekti ancak kimse Real Madrid'in inadını hesaplamadı.
Kaka, "Benim hiç bir zaman kulüpten ayrılmak gibi bir isteğim olmadı. Burada çok mutluyum ve çok güzel dostluklar kurdum" dedi ama Madrid'de daha iyi dostluklar onu bekliyordu! Milan taraftarları, bir Fiorentina maçı boyunca Brezilyalının kalması için çaba gösterdi ve maç boyunca, 'Non si vende Kaka - Kaka'yı satmayın' diye tempo tuttu. Flippo Inzaghi, "Zaman benim haklı olduğumun kanıtlayacaktır. Kaka’nın futbolu Milan’da bırakacağını düşünüyorum" dedi ama bu cümleler bile Kaka'nın Milan'dan kopuşunu engelleyemedi. Tüm Milano, Kaka’nın geleceği ile ilgili karar verirken cüzdanına değil de kalbinin ne dediğine önem vermesi gerektiğini söyledi.
GettyŞüphe yok ki, kariyerindeki kırılma noktalarından birini Milan'dan ayrılırken yaşadı. Pele'nin 'O komple bir futbolcu...' dediği Kaka, kariyerinde bir seviye daha atlamak istedi. Tam 6 yıl boyunca Milan'da üst düzey futbol oynadı. Ballon d'Or kazandı. Yılın futbolcusu seçildi. Şampiyonlar Ligi'ni kaldırdı. Bir idman çıkışı AS Gazetesi, Kaka'yı köşede yakaladı ve o da "Real Madrid'in ilgisi hoşuma gidiyor" demecini verdi. İstekler karşılıklıydı. Tüm bunların ışığında, yeniden Los Galacticos projesini başlatan Real Madrid başkanı Florentino Perez, Berlusconi'nin kapısını çaldı. Zor olmadı. 68.5 Milyon Euro, Kaka'yı Milan'dan koparıp almak için yeterli geldi. Bir önceki Real Madrid başkanının 6 ay uğraştığı Kaka transferini Perez, bir haftada bitirdi. Basın, Kaka'nın neden İngiltere değil de İspanya'yı tercih ettiğini sorgularken o "Manchester City'nin teklifini kabul etmediğim için pişman mıyım? Hayır, İspanya'da olmaktan gayet mutluyum" dedi.
Galliani, Kaka'nın babası ile Meksika'da bir öğlen yemeğinde buluştu. Real Madrid konuşuldu. Galliani, La Gazzetta dello Sport'a Kaka'nın gitme ihtimalini 'ekonomik sebepler' olarak anlattı. Kaka, 2009'da Santiago Bernabeu'da görkemli bir imza törenindeyken Milan tribünleri öfkeliydi. Alessandro Moggi, Kaka’nın transferini Zinedine Zidane’nın 2001 yılında Juventus’tan ayrılıp Real Madrid’e gitmesine benzetti. Kaka'nın transferini ilk çıtlatan da o dönem Real Madrid'de danışman olarak görev alan Zidane oldu. Bir gazetecinin Kaka'yla ilgili bir sorusunu yanıtlayan Zidane, konuşmasına "Kaka Real'e çoktan imza attı, değil mi?" diye başlayınca takke düştü kel göründü. Zidane, sonradan durumu düzeltir gibi yapmaya çalıştıysa da ortamda bulunan herkes, Zidane'ın bu cümleyi sarfederkenki yüz ifadesinden, gerçeği anladı.
Getty"Rakip takımların nasıl durdurması gerektiği konusunda fikri olmayan bir futbolcuydu. Ayrıldıktan sonra Milan hakkında 'sıradan' denmeye başladı..." Andrea Pirlo, Milan'ın Kaka'yı kaybetmesinin aslında çok büyük bir olay olduğunu bu sözleri kullanarak kanıtlıyordu. Sadece Pirlo değil, tüm İtalya bu fikirde birleşti. Real Madrid'deki ilk yılında takımın değişmezlerinden oldu ama Ağustos 2010'daki diz sakatlığı, bazı şeylerin bitmeye yaklaştığını ufak da olsa hissettirdi. Ertesi sezon 4 ay oynayamadı. 3 Ocak 2011'de Getafe'ye karşı 3-2'lik maçın 77. dakikasında Karim Benzema'nın yerini alarak sahalara geri döndü. Mourinho, maçtan sonra sakatlığı geçen Kaka'nın kendilerine 'Yeni bir transfer etkisi' vereceğini söyledi.
Kaka, uzun süre 'İliotibial Band Sürtünme Sendromu' sorunu ve diziyle uğraşmaya devam etti. Takip eden sezonlarda 'Eski Kaka' değildi. Kaliteliydi ancak yaşadığı sakatlık bazı şeyleri yapmasını hep engelledi. Tam da bu dönemler, Ibrahimovic'in takas yoluyla Kaka ile yer değiştireceği ve Real Madrid'e geleceği dedikoduları çıktı. Mino Raiola, "Real Madrid'den hiçbir yetkili ile görüşmedim. Kaka'nın menajerleri de benimle temas kurmadı. Ibra, Barça'da mutlu" dedi. Real Madrid'in yeni yıldızı Mesut Özil'in artık Kaka'nın yerini alması gerektiği konuşulmaya başladı. Kaka, Kendisinden genç olmasına rağmen Mesut Özil'den çok şey öğrendiğini söylemekten çekinmedi. Mesut , Kaka'nın oynamadığı anlarda önemli katkılar sağladı. 53 maçta yaptığı 23 asistle yabana atılmaması gereken bir yetenek olduğunu herkese kanıtladı. Kaka, sakatlığını atlatmaya başlamasına rağmen artık Mesut'un yerini sağlama aldığı yazıldı. Üstelik takımın diğer ismi Cristiano Ronaldo'nun yıldızı, Kaka'dan daha parlaktı. Arsene Wenger de o dönem Sport'a yaptığı açıklamada "Kaka iyi gidiyor. Ancak daha fazla süre alması lazım. Tabii Mesut Özil varken bu çok zor" diyerek bazı gerçekleri su yüzüne çıkartmıştı. Ardından Kaka, 2013'te Twitter'dan Real Madrid'e ve taraftarlarına veda etti. Arkasında 120 maç, 32 asist ve 29 gol bıraktı.

Milan, Eylül 2013'te Kaka'nın geri döneceğini doğruladı. Onun için hikaye, kaldığı yerden devam edecekti. Sıcağı sıcağına Milan tribünlerinin gönlünü yapmak isteyen Kaka, "Aslında hiç ayrılmamıştım. Gecenin 2.30'unda bu kararı aldım" "dedi. Milan için halen özel olduğunu Ocak 2014'te, Milan'daki 100. golünü atarak gösterdi. Bu gol, Milan tribünlerinin ona yeniden kucak açmasını sağladı. Ancak, ikinci beraberlik sadece bir sezon sürdü. Kısa bir rüyadan sonra Milan, Kaka ile olan sözleşmenin karşılıklı anlaşma ile bitiridliğini açıkladı. MLS tarihinin en çok kazanan futbolcularından biri olarak Orlando'ya gitti. Sao Paulo'ya vefa borcunu da ödedi. Brezilya'da kısa kaldı ve 24 maç oynadı. MLS'te 75 maça ulaştı. Ve artık bırakma zamanı geldi.
Bir röportajında, "Messi'den de Ronaldo'dan da daha iyiydim. Onları geçip Ballon d'Or'u bile aldım. O günden beri ikisi de sırayla bu ödülü kazanıyor. Bu benim için gurur verici bir durum." diyen Kaka, belki de kimileri için halen en iyisi. Bizlerse, onu izleyebildiğimiz ve bu kariyere tanıklık ettiğimiz için çok şanslıyız. Ronaldinho Kaka için "Yapamayacağı bir şey yoktu" demişti. Gerçekten de Kaka, ne isterse onu yaptığı bir kariyeri geride bıraktı.





