YORUM: Mark Doyle | ÇEVİRİ: Rezzan Yetiş
Gerard Pique için istediğinizi söyleyebilirsiniz; ancak o aklından geçenleri dile getirmekten hiçbir zaman çekinmiyor.
Barcelona’nın 33 yaşındaki defans oyuncusu Gerard Pique, gerçeklerle yüzleşmekten korkan biri değil. Nitekim 2017 İspanya Süper Kupası finalinde Real Madrid’e 5-1 mağlup olduktan sonra Camp Nou kariyerinde ilk kez Real Madrid’den daha kalitesiz olduklarını hissettiğini ifade etmişti…
Sevilla ile 0-0 berabere kaldıkları ve Real Madrid ile verdikleri şampiyonluk yarışında çok kritik bir puan kaybı yaşadıkları maçtan sonra da buna benzer bir açıklama yapması hiç şaşırtıcı değildi:
“Şampiyon olmamız çok zor. Elimizden geleni yapacağız ama son haftalara bakılırsa Real Madrid’in bu saatten sonra puan kaybetmesi sürpriz olur.”
Bu tür bir karamsarlık Barcelona taraftarlarını üzebilir; ancak gerçekler acıdır.
Ayrıca Katalanlar her ne kadar takımdaki sorunun Ernesto Valverde olduğunu düşünse de Quique Setien de bir çözüm gibi görünmüyor.
Fakat şunu hatırlamakta fayda var: Pique’nin 2017’deki açıklamalarının ardından Barcelona La Liga’da şampiyon olmuştu. Ocak ayında takımın başına geçmesinden bu yana Setien’in Barcelona’sında gözle görülür bir değişim yaşanmadığı dikkate alındığında benzer bir durumun şu an için yaşanması pek mümkün değil gibi…
Elbette ki Barcelona’nın sorunları sadece yedek kulübesi ile sınırlı değil. Yönetimsel karmaşalar da yaşayan bu kulüpte futbol tarihinin belki de en iyi oyuncusu Lionel Messi’nin kariyerinin son bölümlerini kaos ve belirsizlik içinde oynamasına yol açıyor.
Arjantinli yıldız çoğu zaman takımını uçurumun kenarından tek başına kurtarabiliyor; ama her zaman değil. Sevilla karşısındaki agresif bir savunma hattına karşı oldukça zorlanan Messi’nin öfkesi, Diego Carlos ile girdiği bir mücadele sonrasında yüzüne gözle görülür biçimde yansıyordu.
Otoritelere göre ise Messi, içinde bulunduğu kargaşa sebebiyle büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor ve bu da saha içindeki performansına yansıyor.
Bu Barcelona, herhangi bir kimlikten yoksun gibi: Birkaç iyi futbolcusu, bolca solup giden yıldızı ve kulübün tutarlı bir transfer stratejisi eksikliği sebebiyle atılan düşük standartlı imzalarla dolu bir takım.
Salgın sonrası oynadığı ilk iki maçı da kazanmış olabilir (Mallorca ve Leganes); ancak küme düşme hattında olan iki takıma karşı da zorlandıkları anlar oldu. Zaten Sevilla’nın Katalanlar’ın şampiyonluk yarışındaki en büyük testi olacağı öngörülüyordu; nitekim yanıltmadılar.
Getty ImagesFrenkie de Jong’un yokluğunda orta sahada dinamizm ve dikkat eksikliği yaşadılar. Uzun süreli sakatlıktan sonra ilk kez ilk 11’de başlayan Luis Suarez ise beklendiği üzere her zamanki performansından bir hayli uzaktaydı.
Kulübede oturan Antoine Griezmann, kazanmaya çok muhtaç bir Barcelona için yalnızca maçın son 15 dakikasında forma giyebildi. Bu durum, Fransız yıldızın Camp Nou’daki ilk sezonunu özetler nitelikte.
Messi ise şu sıralar sıkça yaptığı gibi daha da derine inerek hücum yollarında bir kıvılcım yaratmaya çalıştı ama bu da işe yaramadı.
Diğer takımlara kıyasla Sevilla’ya karşı daha fazla gol kaydeden Messi, bir frikik dışında bu maçta pek de kariyerinin 700. golünü atacak gibi değildi.
Doğrusu bu maç Messi’nin iyi maçlarından biri değildi ve görünüşe göre o iyi bir performans göstermezse Barcelona da gösteremiyor.
Her şey kaybedilmiş değil elbette. La Liga’nın geri kalanında Barcelona’nın en zorlu maçı Sevilla maçıydı. Muhtemelen Pique de yanılıyordur: Real Madrid sezon sonuna kadar illa ki puan kaybı yaşayabilir…
Ancak Pique bir konuda sonuna kadar haklı: Barcelona için bu sezon şampiyon olmak çok zor olacak…
2017’de biten 5-1’lik kupa finalinden bu yana gerçekten de Real Madrid’in gerisinde kalmış gibi görünüyorlar…




