24 yaşın üzerinde misiniz?

Help us verify your age by providing an honest response. This site contains gambling advertising for 24+.

Age-restricted content

Bahis içeriklerini görüntülemek için gerekli yaşta değilsiniz. Ana sayfaya yönlendirileceksiniz.

alt
GalatasarayAA

YORUM | Bunun adı 'fobi' değil, kalitesizlik


YORUM | Süleyman Tetik @salomontetik

Süper Lig'de hemen hemen her sezon olduğu gibi bu sezon da problemli, tartışmalı ve kaotik bir lige şahit oluyoruz.

Herkesin derdi başka; kiminin ekmeği bayat, kiminin pırlantası ufak... Beşiktaş'ta oyun ve sonuç taraftarı kızdırıyor. Fenerbahçe'de ise taraftarların takıma kızacak dermanı dahi kalmadı. Galatasaray'ın durumu bir nebze daha normal fakat onların da son haftalardaki form düşüklüğü tedirgin edici. Tabii takım olarak revire taşınmak da cabası...

Süper Lig'de son dönemde Galatasaray'la özdeşleşen bir jargon oluştu: 'Deplasman fobisi'. Geçen sezonu şampiyon olarak tamamlayan takım, deplasmanda oynadığı 17 maçın 7'sini kaybetmiş, aynı zamanda Süper Lig'de 7 mağlubiyetle şampiyon olan ilk takım olarak da kayıtlara geçmişti.

Galatasaray'ın deplasmandaki kayıpları 'fobi' olarak nitelendirilirken bu tabire en çok karşı çıkan kişi daima Fatih Terim oldu. Peki Türkiye'deki büyük kulüplerin deplasmanda kötü futbol ve kötü sonuç almaları gerçekten bir 'fobi' mi? Maalesef hayır.

GalatasarayAA

Ligde 9 hafta geride kaldı. Şu ana kadar Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Başakşehir ve Trabzonspor'un deplasman karneleri yerlerde sürünüyor. Galatasaray dışındaki dört takım şu ana dek deplasmanda oynadıkları maçlardan yalnızca birer galibiyet çıkarabildiler. Galatasaray da onlardan çok farklı değil. Zira onların da iki galibiyeti var. İşe biraz daha matematik karıştırırsak, şu ana kadar bu beş takımın deplasmanda oynadığı maç sayısı 22 ve toplam galibiyet sayısı 6.

Galatasaray'la özdeşleşen deplasman problemi, şampiyonluk yarışındaki diğer büyük kulüpleri de esir almış durumda. Fakat bunun fobiyle ilgisi yok. Bu sıkıntılı sürecin iki ana problemi var; ligdeki diğer kulüplerin eskisi kadar güçsüz olmaması ve büyük kulüplerin kalite sorunu.

Süper Lig bundan 5 yıl öncesine kadar farklı profilde bir ligdi. Dört büyükler dışında kalan takımların çok fazla sözünün geçmediği bir lig portresi vardı. Bugün Portekiz Ligi'nde nasıl Benfica, Porto, Sporting ve Braga'nın arasına beşinci bir takım giremiyorsa Süper Lig'de de diğer kulüplerin ekonomik problemleri çevresinde gelişen faktörler nedeniyle kalite eksiklikleri göz önündeydi. Son yıllarda ise Süper Lig'in Anadolu kulüplerinde büyük bir arzu ve bu arzunun gerçekleşmesi için büyük paralar oynamaya başladı. Antalyaspor'un Eto'o, Nasri, Menez gibi hamleleri, Sivasspor'un Arouna Kone ve Robinho hamleleri ve sayamayacağımız daha birçok kulüp, bu anlayışı benimsedi. Özellikle Başakşehir'in son yıllarda ligin üst sıralarını domine etmesi ve Konyaspor'un iki sezon önce ligi üçüncü bitirmesi, herkesin iştahını kabarttı.

Anadolu kulüplerinde durum buyken büyük kulüplerde de değişim söz konusuydu fakat birileri çıtayı yukarı çekerken onlar küçülme eğilimi göstermek zorunda kaldılar. UEFA'nın koyduğu finansal kurallar çerçevesinde eli kolu bağlanan dört büyükler, ülkenin ekonomik sorunları ve önlenemez kur artışının da etkisiyle ciddi bir finansal problemle karşı karşıya kaldılar. Tabii bu da Bafetimbi Gomis'in olmadık zamanda satılıp yıllardır kulübede bekleyen Eren Derdiyok'la Şampiyonlar Ligi'ne gidilmesi gibi trajikomik olayların önünü açtı. Kimi forvetsiz kaldı, kimi savunmada eksik kaldı, kimi de harcayacak para bulamadı.

Eren Derdiyok Bafetimbi Gomis Galatasaray Basaksehir 11/18/17AA

Süper Lig büyüklerinin yaşadığı bu sorunlar, temel anlamda kadro kalitesini büyük ölçüde düşürdü ve diğer kulüplerin de rekabetin içine dahil olmasının önünü açtı. Kendi sahasında taraftarın baskısı ve desteğiyle daha verimli olabilen büyük kulüpler, deplasmanlarda çoğu zaman aciz bir görüntü çiziyor ve beraberlikle ayrıldıkları çoğu maçta bile bir puana mutlu olmakla yetiniyorlar.

Büyük kulüplerin içinde barındırdığı kalitesizliği anlamak için Avrupa'daki son maçlara bakmak bile fikir verebilir. Bundesliga'da 8 haftada 6 puan toplayabilen bir Schalke karşısında evinde tel tel dökülen, rakibinin fizik üstünlüğünün karşısında ayakta durmakta zorlanan bir Galatasaray izledik. Geçen sezon Porto, Monaco gibi takımlara karşı çok büyük zaferler elde eden Beşiktaş'ın ise teknik anlamda iyi durumda olan Genk karşısında evindeki kabul edilemez performansına da şahit olduk.

Şunu kabul etmek zorundayız; bizim ligimizin büyük kulüplerinde ciddi bir kalite eksikliği var. Mevcut şartlarda bu eksikliği giderecek ilaç ise hiç kimsede yok...

BU HİKAYE HOŞUNUZA GİTTİ Mİ?

Google’da GOAL.com’u tercih edilen kaynaklar arasına ekleyin ve haberlerimizin daha fazlasını okuyun

GOAL'ı Google'da takip edin