Beşiktaş, 2015-16 sezonunda Süper Lig'de şampiyonluklara ulaşırken, taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan bir futbol anlayışı ortaya koyuyordu.
O dönem Galatasaray, Fenerbahçe ve diğerleri saha içerisinde sergiledikleri bakımından Beşiktaş'ın bariz bir şekilde gerisinde kaldıkları için, siyah beyazlı ekibin ligde şampiyonluklara birkaç yıl daha ambargo koyacağını düşünenler de yok değildi.
Peki ne oldu da işler tersine döndü?
Özellikle 2016-17 sezonunun ikinci yarısından itibaren Ricardo Quaresma üzerinden şekillenen tek boyutlu, bayağı ve çağ dışı futbol anlayışı, Beşiktaş'ı ters yöne soktu. Şenol Güneş, ters yönden çıkmayı reddediyor. Bunun da bir yöntem olarak geçerli olduğunu ispat etmeye çalışıyor. Beşiktaş başarılı olmak istiyorsa, Güneş bu inatçılığından vazgeçmek zorunda.
Türk futbol tarihinin en iyi antrenörlerinden biri olan Şenol Güneş'e işini öğretmek haddime değil, fakat yine de, kulak asması gerektiğini düşündüğüm noktalar şunlar:
1. ORTA FUTBOLUNDAN VAZGEÇİN
Goal Türkiye'de 2017-18 sezonu boyunca sıklıkla dile getirilen ve Türkiye'deki futbol çevresinin geneli tarafından da bu sezon kabul edilmeye başlanan bir gerçek: Beşiktaş, çağ dışı bir hücum anlayışına sahip.
Siyah beyazlı ekip, karşısında savunmaya (başarılı ya da başarısız) bir şekilde yerleşen bir rakip gördüğünde, çareyi kanatlardan ceza sahasına çaresizce şişirilen toplarda arıyor.
Aşağıda, Beşiktaş'ın Antalyaspor maçındaki intiharını anlatan Opta grafiği mevcut...
Çaresizce, değil mi?
Oğuzhan Özyakup ve Tolgay Arslan gibi ayağını kullanabilen, saha görüşü iyi olan ve yerden oynamayı seven futbolcuları pasifize eden, kontrataklarda takımı savunmasız hale getiren (Quaresma ve Babel'in yardımı pek sevmediklerini de hesaba katarsak) ve en önemlisi, stoperlerinin tek alametifarikası hava toplarındaki üstünlüğü olan bazı Anadolu takımlarını Beşiktaş karşısında ümitlendiren bu ısrar can sıkıyor.
Beşiktaş bu şekilde sonuç alamadığı gibi, oynadığı futbolla taraftarlarını deyim yerindeyse bunalıma sevk ediyor. O bunalım da, 2015-16 sezonu videolarıyla aşılmaya çalışılıyor.
2. OĞUZHAN'I 8 NUMARA OLARAK OYNATIN
Beşiktaş taraftarının bir kısmı top kaybetme uzmanı Quaresma'yı göklere çıkarıp, takımın merkezdeki beyni Oğuzhan Özyakup'u yerin dibine sokmakla meşgul oladursunlar, siyah beyazlı ekibin başarısı kaptanının saha içerisindeki pozisyonundan geçiyor.
Oğuzhan'ın 10 numarada pozisyonunda oynatılma ısrarı, hele ki 4-2-3-1 gibi akıcı olmaktan uzak bir formasyonda, Beşiktaş'ın zararına. Fakat Şenol Hoca, bu konuda da ısrarcı bir tavra sahip.
25 yaşındaki orta saha oyuncusunun 10 numara pozisyonunda değil, 8 numara pozisyonunda oynatılması gerekiyor. Sağ içte değil, sol içte. Ozzy'nin en verimli olduğu bölge o.

Bursa deplasmanında ikinci yarının ilk bölümünde rakibini çok zor durumlara düşüren ve bir de gol bulan Beşiktaş, bunu Oğuzhan sayesinde yaptı. Golü getiren pozisyonda genç yıldız, topu ezber bir hamle ile kanada atmak yerine sürdü ve Babel'in savunma arkasına koşusunu bekledikten sonra öldürücü darbeyi indirdi.
Oğuzhan'ın bırakın yedek bırakılmayı, her maç 90 dakika oyunda kalması gerekiyor. Fiziki eksiğini ve azmini artırması için de, onu bir maçın 36. dakikasında oyundan almamalısınız, elbette.
Ve belki de böylesine yetenekli bir futbolcunuzu sezonun başında ıslık yağmuruna tutmamalısınız...
3. LJAJIC'I HEMEN İLK 11'E MONTE EDİN
Güneş'in eleştirilen özelliklerinden biri de yeni transferlere şans vermek için, gereğinden fazla bekliyor olması.
Elbette, oyuncuları antrenmanlar esnasında yakından takip eden, uyumlarını, problemlerini, artılarını, eksilerini bizzat etüt edebilen isim Şenol Güneş ama Beşiktaş'ın, özellikle de merkezde, taze bir kana ihtiyacı var ve buna hemen ihtiyacı var.
bjk.com.trAdem Ljajic, Oğuzhan'ın hatalı bir şekilde oynatıldığı 10 numara pozisyonunda parlamayı başarabilecek yetenekte, kariyerli bir futbolcu. 2015-16 sezonunda Ozzy ile Jose Sosa'nın birlikteliği Beşiktaş'ı müthiş bir futbol akıcılığına kavuşturmuştu. Top havaya kalkmıyordu. Beşiktaş seriydi. Merkezdeki en ufak koridor bile çabuk paslarla değerlendiriliyordu. Kanatlara sıkışarak kendisini tek boyutlu hale getirmiyordu.
26 yaşındaki Sırp futbolcu, Beşiktaş'ı yeniden harika bir takım yapabilir. Ama bunun için vakit geçmeden ilk 11'e yerleşmeli. 2017-18 sezonunda Negredo, Medel ve Lens'in ilk 11'de oynamaları için haftaların tüketilmesi gerekmiş ve bu durum da Beşiktaş'ı kötü etkilemişti.
4. QUARESMA ve CANER'İ YEDEK BIRAKIN
Ricardo Quaresma. Bir kısım Beşiktaş taraftarının akla mantığa aykırı bir şekilde sahiplendiği, en facia hatasında bile savunmaya geçtiği Portekizli futbolcu. Aslında, Beşiktaş'ın oyununun bozulmasındaki temel sorumlulardan biri. Fakat gel de bunu, onu gözü kapalı sevenlere anlat...
34 yaşındaki kanat oyuncusu, Opta verilerine göre, bu sezon Süper Lig'de 3 maça çıktı ve bu maçlarda 60 top kaybı yaptı. Maç başına 20 top kaybı.
Peki ligin ilk dört haftasında maç başına en çok top kaybı yapan isim kim dersiniz? Caner Erkin. 4 maçta 95 top kaybı yapan Caner, maç başına 23.75 top kaybıyla bu kategoride ligin zirvesinde. Quaresma ise yedinci sırada.
Bitmedi... Takımın kötü alışkanlıklarına ayak uydurarak (ya da belki de hocanın talimatıyla) kendisini kanada hapseden ve formsuz bir görüntü sergileyen Ryan Babel de listede. 4 maçta 74 top kaybı yapan Babel, maç başına 18.5 top kaybıyla oynuyor.
Topun kıymetini bilmeyen, ayağına gelen topa bomba muamelesi yaparak ceza sahasına 'tepen' futbolcularla Beşiktaş'ın başarı kazanması imkansız.
Sezon öncesinde iyi bir hazırlık kampı geçiren Jeremain Lens'in mutlaka Quaresma'nın önünde tercih edilmesi gerekiyor. Lens ceza sahasına toplu ve topsuz koşular yapıyor, kanada hapsolmuyor ve 34 yaşındaki Portekizli'den daha hareketli bir görüntü sergiliyor.
Beşiktaş, Quaresma ile doğmadı. Quaresma olmadan da varlığını sürdürür. Kendisine elveda demenin vakti geldi, geçiyor.
5. TAKIMIN SAHA BOYUNU KISALTIN
Quaresma'nın yedeğe çekilmesiyle birlikte kısmen çözülebilecek sorunlardan biri daha. Ama sadece Quaresma'yla sınırlı değil.
Beşiktaşlı futbolcular, sürekli kanattan medet uman bir psikolojiyle de futbol oynadıkları için, birbirlerine çok uzaklar. Top ayaklarındayken de uzaklar, top rakipteyken de uzaklar.
Futbolu o kadar geniş bir alanda oynamaya çalışıyorlar ki, yukarıda sayılarını verdiğimiz top kayıpları rakipler için altın madeni gibi. Çünkü Beşiktaş'a karşı kontratağa çıkmak çok kolay.
Şampiyon olunan sezonlarda Atiba, Oğuzhan, Tolgay ve ilkinde Jose Sosa, birbirlerine yakın oynayarak öncelikle topa sahip çıkıyor, ikinci olarak da rakibin hızlı hücumları karşısında merkezdeki kanalları tutabiliyorlardı. Atiba artık yedek. Medel alanı değil, rakibi savunmayı seven, rakibe ani baskı ile top kazanabilen bir oyuncu fakat Oğuzhan ve Tolgay kanada çok fazla yaklaştıkları için, tek başına kalıyor.
Pepe ve Vida'nın oyun kuruculuk yeteneklerinin kısıtlı olması, geriye koşularda ağır kalmaları gibi nedenlerle savunma ile orta alan arasındaki boşluk da büyüdükçe büyüyor.
Beşiktaş merkezdeki yetenekli ve saha görüşü yüksek futbolcularına güvenmeyi öğrenir, kendini kanatlara hapsetme huyundan vazgeçerse, takımın saha içerisindeki diziliş boyu da kısalacaktır.
Yanlış bir şekilde Einstein'e ithaf edilen fakat ilk olarak Rita Mae Brown isimli bir yazarın 1983 yılında yayınladığı Ani Ölüm isimli bir kitapta geçen meşhur bir cümle vardır: "Aptallık, aynı şeyleri tekrarlayıp farklı sonuçlar beklemektir."
Beşiktaş, artık aynı işe yaramaz yöntemleri tekrarlayıp farklı sonuçlar elde etme umudundan vazgeçmeli. Yoksa bu sezon tarihi bir başarısızlığa doğru gidebilirler.



