Beşiktaş, haklı olarak çok övülen 2015-16 sezonundaki en görkemli gollerini Bursaspor’a atmıştı. Deplasmanda ceza sahası çevresinde yapılan kısa ve seri paslaşmalar sonucu Oğuzhan Özyakup’un attığı gol ve yine tek paslarla rakip kaleye gidilip, Mario Gomez’in boş kaleye attığı Vodafone Park’ın açılış golü.
Sonraki iki sezonda önce kırılmaya, ardından sapmaya uğrayan Beşiktaş’ın oyunu yeniden pas oyununa doğru dönüşecekse, galiba başlangıç olarak en iyi maç yine bir Bursaspor maçıydı. Ama olmadı.
Tottenham Hotspur’un Premier Lig’de bu sezonki ilk mağlubiyetini aldığı Watford maçının ardından Mauricio Pochettino öz eleştiri yaptı ve takımını şu sözlerle eleştirdi: “Kaybettiğinizde bundan bir ders çıkarmalı ve gelişmelisiniz. Fakat bazen kazandığınızda da galibiyeti hak etmemiş olabilirsiniz, neden o zamanlarda ders çıkarılmaz?”

Beşiktaş ise bırakın kazandığı maçlarda hatalarını görebilmeyi, kaybettiğinde dahi gereken dersleri çıkarmaktan aciz durumda. Geçtiğimiz hafta Antalyaspor mağlubiyetinden çıkarılması gereken dersler nelerdi?
Birincisi, bir maçta 59 orta yapılmaz. Kapanan takımları ceza sahasına durmadan top şişirerek açamazsınız. İkincisi, pas opsiyonu varken geriden ısrarla uzun topla çıkmamak gerekir. Üçüncüsü, Oğuzhan Özyakup 10 numara değil. Topun geriden daha kaliteli çıkması için Oğuzhan’ın savunmanın önüne yanaşması lâzım. Dördüncüsü, Beşiktaş’ın oyun geometrisini düzeltmesi gerek. Çünkü artık orta sahada her boşluğu kapatan Atiba Hutchinson yok, yerine her topa basıp alanını boşaltabilen Gary Medel oynuyor. Bu yüzden de rakiplerin geçiş hücumlarına çok açık bir takıma dönüşüyor.
Peki Bursaspor karşısında bu saydıklarımızın hangilerinde bir değişiklik ya da en azından iyiye doğru bir gidiş gördük? Hiçbirinde. Gerek kanatlardan gerekse savunmadan ileriye doğru bol bol top şişirildi. Başta Pepe üzerinden olmak üzere yine geriden uzun toplarla çıkıldı. Hatta kaleci vuruşlarında bile stoperler açılıp top istemiyor, direkt ileri! Peki bunun anlamı ne? Yeter ki top bir an önce rakip kaleye gönderilsin. Şenol Güneş'in tek düşüncesi bu. Atakların yeterince olgunlaşmadan sona ermesinin hiçbir önemi yok.
Peki tüm bu uzun toplar durmadan kime atılıyor? Yüksek top hakimiyeti olmayan ve hâliyle maçı %28.6 hava hakimiyetiyle tamamlayarak bu dalda takımının en kötüsü olan Alvaro Negredo’ya. Ne plan ama!
Oğuzhan ise yine 10 numaradaydı. Çünkü anlaşılan Şenol Güneş’e göre 4-2-3-1’den başka bir formasyonu kullanmak ayıp. Pep Guardiola ve Mauricio Pochettino, takımlarına ligin ilk dört haftasında dört farklı diziliş oynattı. Ama Güneş yönetimindeki Beşiktaş, elindeki kadronun veya rakibin durumu fark etmeksizin dört sezondur her maçta aynı dizilişi oynamaya devam ediyor.
Takımın oyun geometrisiyse yine bozuktu. Ön alanda top her kaybedildiğinde takım hücumcular ve savunmacılar olarak ikiye ayrıldı. Hatlar arasında büyük boşluklar oluştu. Alanı kapatmak yerine topa basan Gary Medel ve Tolgay Arslan merkezi de bu boşlukları kapatmaya yine yetmedi ve Bursaspor birçoğunu heba etse de yine rakibe birçok geçiş hücumu fırsatı verildi.
AAİkinci yarının ilk bölümündeyse her ne hikmetse Oğuzhan kendi alanında, yani sol içte topla buluşmaya başladı. Ve oyunun bütün seyri bir anda değişti. Sol iç koridoru muazzam bir şekilde işlemeye başlayan Oğuzhan, hem Ryan Babel’e tam zamanında verdiği gol pasıyla hem de bunun haricinde attığı üç şut pasıyla daha bu ligin açık ara en iyi sol içi olduğunu gösterdi. Tabii ki top yere indiğinde.
Peki sol iç koridordaki etkinliği yüksek bir oyun kurucu olan Adem Ljajic takıma katıldığında Oğuzhan ile ikisini kullanabilecek bir oyun planına geçilebilir mi? Açıkçası Beşiktaş’ın bu sezonki tek şansı bu gibi görünüyor.
Ama Güneş'in görüntüsü hiç de bu şansı kullanabilecek gibi durmuyor. İkinci yarının başında top yerdeyken ve Oğuzhan’ın liderliğinde oyunun kontrolü ele geçirilmişken, 70'te yaptığı Tolgay Arslan - Necip Uysal değişikliğiyle skoru korumak tercih edildi ve oyun yeniden kaybedildi.
Oysa Samet Aybaba da 62'de Furkan Soyalp'in yerine Diafra Sakho'yu alarak 4-4-2'ye geçmiş ve merkezi boşaltmışken, Bursaspor geride geniş alanlar vermeye başlamışken ve Oğuzhan tabiri caizse sazı eline almışken, bu boşlukları değerlendiremeyeceği çok belli olan Ricardo Quaresma ve Alvaro Negredo'nun yerine Jeremain Lens ve Gökhan Töre düşünülseydi, Beşiktaş bu maçtan farklı galip ayrılmasını sağlayacak birçok fırsat bulabilirdi.
Ama Güneş'in hamleleriyle 70'ten sonra takımın uzun top hastalığı yeniden ortaya çıktı. Bu topların birinin dönüşünde de Bursaspor’un geçiş hücumu yine savunulamadı ve Sakho bu defa affetmedi. Hâsılı, bir puan kaybı daha...
Bakalım Şenol Güneş bu defa bu puan kaybından gerekli dersleri çıkarabilecek mi? Yoksa aynı derede yıkanmaya ve puan kaybetmeye devam mı?





