YORUM | Onur Özgen@ozgenonur
Başakşehir, geçtiğimiz sezondan bu yana, ligde ne oynamak istediği en belli olan ve bu oynamak istediği oyunu da en iyi oynayan takım. Geriden kısa pasla çıkmayı, takım olarak rakip yarı alana yerleşerek hücum etmeyi seven ve Abdullah Avcı’nın deyimiyle “hedefsiz orta” yapmayan bir pas takımı Başakşehir.
Ligdeki şu ana kadar oluşan istatistikler de bunu gösteriyor. Avcı’nın takımı ligde topa en fazla sahip olan ikinci (%59), en fazla isabetli pas yapan (12032), en fazla rakip yarı alanda isabetli pas yapan (5920) ve set oyununda en fazla asist yapan (13) takımlar sıralamasındaysa birinci konumda. Yani karşımızda ligin topa sahip olma oyununu en iyi oynayan takımı var.
Bu tespit bence, ligin ikinci yarısındaki başarısız sonuçlara rağmen hâlâ geçerliliğini koruyor. Fakat elbette Johan Cruyff’un dediği gibi, “Sonuç olmadan kalite anlamsızdır. Kalite olmadan alınan sonuçsa sıkıcı”. Peki Başakşehir, son zamanlarda neden sonuç alamamaya başladı?
Öncelikle, Başakşehir’in oyunu ne kadar kaliteli olursa olsun, oyuncularının yaş ortalamasının çok yüksek olduğu da bir gerçek. 31 yaş ortalamalı bir takıma sahip olmak, özellikle son haftalarda beraberinde sık sık sakatlıklar ya da form dalgalanmaları getirdi.
AAÖrneğin sakatlıklar yüzünden sezona çok iyi bir başlangıç yapan Eljero Elia’dan bir süre sonra hiç faydalanamamaya başladılar. İkinci yarıda kadroya katılan Arda Turan ise mevcut fizik durumuyla profesyonel olarak futbol oynayabilecek bir görüntüde dahi değil.
Fenerbahçe maçındaysa Alexandru Epureanu, Emre Belözoğlu ve Marcio Mossoro’dan yoksun çıktılar ve görüldü ki, Başakşehir’in omurgasında çok önemli yer eden bu üç oyuncu olmadığında, takımın alıştığı pas oyununu aynı efektiflikte oynayabilmesi mümkün değil. Yani Başakşehir’in kadrosu aslında o kadar da geniş değilmiş. Nitekim son Alanyaspor maçında da Emmanuel Adebayor’un yokluğunda, Mevlüt Erdinç’in aynı katkıyı veremediğini gördük. Öte yandan, pas oyununda ısrar eden Avcı, takımı sahada istediklerini yapamadığında alternatif oyunlar üretemedi.
Son zamanlardaki başarısız sonuçlardaki bir diğer etken de, kırılma maçı olarak niteleyebileceğimiz Fenerbahçe maçı olabilir. Zira Fenerbahçe o maçta, Başakşehir’i sadece yenmedi, aynı zamanda ligdeki diğer takımlara da Başakşehir’in nasıl yenilebileceğini gösterdi. Başakşehir’in geri dörtlüsüne ve önündeki iki merkez orta sahasına iyi kurgulanmış bir baskı geldiğinde, Avcı’nın takımının defoları da ortaya çıktı. Ardından Gençlerbirliği ve Alanyaspor da bu ortaya çıkan defoların üzerine gidince, o maçlarda da puan kayıpları yaşandı.
AASon olarak görüldü ki, bu takımın ihtiyacı Arda Turan değilmiş. Yaşlı ve birçok oyuncusu alternatifsiz olan Başakşehir’in kış transfer dönemindeki ihtiyacı, bazı anahtar oyuncularını daha dinamik oyuncularla desteklemekmiş. Ancak Başakşehir devre arasında bu adımları da atamadı.
Ve elbette işler kötü gittiğinde takımın arkasında duracak bir taraftar kitlesinin olmaması da büyük bir eksiklik. Bu da köklü bir geleneğin ve bir kulüp kültürünün olmamasından kaynaklanıyor, ama buna yapacak bir şey yok.
Beşiktaş maçı, Başakşehir için sezonun tamam ya da devam maçı olabilir. Beşiktaş maçı kazandığı takdirde, aralarındaki puan farkı üçe çıkacak. Matematiksel olarak bakıldığında, büyük bir kayıp olmaz diye düşünülebilir, ama her geçen hafta daha geriye giden Başakşehir, bu hafta da şampiyonluk yarışındaki direkt rakibine kaybederse, çözülür ve yarıştan kopar gibi görünüyor.


