03b66092a1329dc6dbf52767b5d7b750f9adbee5

Hem Pamuk Prenses, hem kötü cadı: RB Leipzig


YORUM | Anıl Can Sedef

Herhalde herkesin böyle bir ilkokul anısı vardır. Okulda yeni yıl başlar. Yaz tatilinin ardından sınıftaki arkadaş grupları bir araya gelir.

Öğretmen ilk ders için içeri girer. Tatil anılarının anlatılacağı o gergin ilk ders başlamadan önce sözü alır:

"Çocuklar, bu yıl aramıza yeni bir arkadaşınız katıldı..."

Cümlenin bitmesiyle "yeni arkadaş" çekingen çekingen sırasında ayağa kalkar. Sıkılgan sıkılgan kendini tanıtır ve sınıfın artık bir "yeni çocuğu" vardır.

Bazıları bu yeni çocuğu çok sever, bazıları hiç sevmez. Bazen öğretmenin sevgilisi bir inek çıkar bazen de sınıfın yeni kabadayısı olup korku saçar.

Marcel Halstenberg, RB LeipzigGetty Images

Bundesliga'nın yeni çocuğu


İşte, RB Leipzig, öğrencileri ve arkadaş grupları yaklaşık yarım asırdır çok değişmeyen Bundesliga sınıfının "yeni çocuğu." Yalnız bu yeni çocuğu anlamak yukarıdaki kadar basit olmadı ve olmayacak.

Kırmızı-beyazlı kulüp hem yeni arkadaşlarına korku saçacak kadar güçlü hem de öğretmenin kurallarına uyup göze girebilecek kadar kurnaz.

Sınıfın belki de en çalışkan çocuğu ama sınavlarda kullandığı kopya kağıtları arkadaşlarının gözünden kaçmıyor.

Peki, aslında hangisi? Bundesliga zirvesinin yeni ortağı gerçeğe dönüşmüş bir peri masalı mı? Yoksa Alman futbolunun ölüm fermanı mı? 

RB Flagge Fahne Fans Logo Leipzig SalzburgGetty Images

Red Bull mu, RasenBall mu?


Aslında karışıklık ve tartışma, kulübün Bundesliga'ya gelmesiyle değil, kurulmasıyla birlikte başlamış. Ancak dünya futbolunun gündemine oturması için Die Rotten'in Bundesliga'ya kadar gelmesi gerekti.

Sonuçta Alman futbolunun beşinci kümesi Oberliga'da oynayan bir takımın ülke futbolunun kurallarını esnetmesi dünyayı neden ilgilendirsin ki? Şimdi ise durum farklı.

Kulüplerin isim haklarını büyük şirketlere satmasının ya da büyük şirketler (ya da milyonerler) tarafından yönetilmesinin önüne geçmek için tasarlanmış Alman sisteminde RB Leipzig'in kuralların etrafından dolaşması ülkesinde mide bulandırıyordu, artık dünyanın diğer kısımlarında haber oluyor.

Alman kulüplerinin %51'inin taraftarlara ait olması zorunluluğunu hisselerini Red Bull çalışanı "taraftarlarına" dağıtarak esneten kırmızı-beyazlı kulüp, ismindeki RB kısaltmasının da "Red Bull" değil "RasenBall" olduğu iddiasında.

Ancak kulüp hisselerinin çoğunluğunun taraftarların değil, Red Bull şirketinin yani Avusturyalı milyarder Dietrich Mateschitz'in kontrolünde olduğunun ve o RB'nin de kulüp logusundaki iki kırmızı boğayla birleşince Red Bull'dan başka bir şeyi hatırlatmadığının herkes farkında.

03b66092a1329dc6dbf52767b5d7b750f9adbee5

'Diğer Almanya'nın tartışmalı dönüşü


Tartışmanın diğer tarafı ise biraz tarihi, biraz kültürel ve bolca ekonomik. Doğu ve Batı Almanya birleşip tek bir ülke haline geldiğinden bu yana yıkılan duvarın batı tarafındaki takımlar futbolun hakimi konumunda.

Öyle ki 2009'dan bu yana ilk kez duvarın doğusunda kalan bir takım, ülke futbolunun zirvesine giriş yapabildi. O da RB Leipzig.

Diğer bütün kulüplerin uyduğu kuralların etrafından dolaşmış olmaları, onları bir başarıdan çok sistem için tehdit haline getiriyor. Alman futbol dünyasının midesini bulandırıyor.

Peki ama neden?

9fc5448c6105ff55e10e697c9601b36bddb66823

Bundesliga, Premier Lig olmak istemiyor


İki lig arasındaki çekişme malum. Ama aradaki bir fark muhakkak: Almanya, futbol liginin Premier Lig gibi milyarderlerin ve şirketlerin kontrol ettiği, taraftarların ikinci planda kaldığı bir "futbol endüstrisi" olmasını istemiyor.

Özellikle de sistemin kendisi taraftarın gücünü arttırmaya ve korumaya yönelikken Leipzig'in bir milyarder tarafından, bir şirketin himayesinde yönetilmesi durumunun diğer kulüplere de örnek olmasından korkuluyor.

RB Leipzig'in kuralların dışında ve planlı bir diriliş örneği olması, Doğu Almanya'daki eskiler için umudu, Batı'daki güçlüler için ise ülke çapında potansiyel bir değişimi işaret ediyor.

Timo Werner Ralf Rangnick RB Leipzig

Küçük bir kulüp yeni kurallar koyuyor


Hal böyleyken RB Leipzig'in futbol mühendisi Ralf Rangnick yönetiminde kurduğu harika altyapı, oyuncu izleme ve kadro kurma konusundaki başarısı ülke çapında kendini sevdirebilmesi için yeterli olmuyor.

Kırmızı-beyazlılar bu halleriyle belki Alman futbolu için müthiş bir iyi örnek. Alman ekibi 7 yılda en dipten en zirveye çıkışıyla adeta oyunun kurallarını yeniden belirliyor. Ama sadece saha içinde değil, saha dışında da yeni kurallar koymaları onları bir tehdit haline getiriyor.

Pire, deve mi yapılıyor, yoksa Perşembe'nin gelişini Çarşamba'dan belli mi? Cevabı şu an yalnızca zaman verebilir ama korku kesinlikle yersiz değil. 

Hele de Almanya'da futbol manşetlerini kulübü için 100 milyon Euro vermeye hazır olduğunu söyleyen para babaları süslemeye başlamışken...

Reklam

BU HİKAYE HOŞUNUZA GİTTİ Mİ?

Google’da GOAL.com’u tercih edilen kaynaklar arasına ekleyin ve haberlerimizin daha fazlasını okuyun

GOAL'ı Google'da takip edin