Carlos Espí, Gonzalo García'nın Fulham'a transferinin hücum hattında bıraktığı boşluğun ardından hızlı bir transferle Real Madrid'e geldi; bu hatta ilk 11'in çizgileri ise son derece net görünüyor.
İspanyol "Marca" gazetesine göre, scout şefi Johnny Calafat masaya üç isim koydu, ardından tercih, attığı 11 golle Levante'yi kurtaran uzun boylu forvet Carlos Espí'den yana kullanıldı; bu gollerin 10'unu, her maçın takım için final niteliği taşıdığı şubat ayından itibaren kaydetti.
Sezonun başlamasından iki aydan fazla süre geçmesine rağmen Espí bir kez bile ilk 11'de forma giymedi; Real Madrid'in oynadığı 900 dakikanın yalnızca 38 dakikasında sahada kaldı. En uzun süreli görev aldığı maç, La Liga'nın ilk haftasındaki Espanyol karşılaşması oldu ve burada 10 dakika sahada kaldı. Buna rağmen genç forvet, teknik direktör José Mourinho'nun takımında sezonun en dikkat çekici oyuncularından biri olarak gösteriliyor.
Bunun nedeni, Espí'nin kendisine verilen o birkaç dakika içinde üç gol atmayı başarmış olması; bu alanda ondan daha iyisini yalnızca dokuz gol kaydeden Kylian Mbappé yapabildi.
Topa yalnızca 29 kez dokunan Espí üç gol kaydetti ve La Liga'da Espanyol ile Elche karşısında takımına iki galibiyet armağan etti. Ayrıca Roma'da Real Madrid'in üçüncü golünü atarak skoru 3-2'ye getirdi ve maçın gidişatını değiştirdi.
Espí'nin Real Madrid kadrosunda bulunması, takıma kulüp tarihi boyunca her zaman özel bir yer edinmiş olan ihtiyaç duyulan bir hücum seçeneği sunuyor: hücumları tek dokunuşla sonlandırma konusunda uzmanlaşmış klasik bir santrfor.
Üç golünden Elche karşısındaki ve Roma'daki gollerini tek dokunuşla attı; Cornellà sahasında ise topu kontrol edip kaleci Dmitrović'in uzanamayacağı bir noktaya göndermek için üç dokunuşa ihtiyaç duydu.
Mourinho, aralarındaki ilk karşılaşmadan bu yana Espí'nin ortaya koyduğu performanstan son derece memnun, ancak hücum planının santrfor mevkiinde Mbappé'ye dayandığının da farkında.
Fransız yıldızın sürekli gol atma kabiliyeti göz önüne alındığında bu tercihin fazla açıklamaya ihtiyacı yok; ancak dikkat çeken nokta, Espí'nin aldığı dakikaların azlığı. Oynadığı dakika sayısı bakımından ondan daha geride yalnızca 35 dakika sahada kalan Endrick bulunuyor.
Buna karşın Brezilyalı forvet Roma'da yarım saatlik bir süre aldı; yani Espí'nin sahada en çok kaldığı maçta oynadığı dakikaların üç katı.
Bernabéu'da beş dakika
Her 13 dakikadan daha kısa sürede bir gol atarak kimsenin yaklaşamadığı bir gol ortalamasına ulaşan Espí, Mourinho'yu hücum kartlarını dağıtma biçimini ve oyuncuları arasındaki dakika paylaşımını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Bir yanda Mbappé'nin gol oburluğu var; takımın en önemli yıldızlarından biri, konumu gereği sonucu belirlenmiş maçlarda bile çok fazla dakika alıyor.
Diğer yanda ise, süre bulduğu her seferinde, bu süre birkaç dakikayla sınırlı kalsa dahi gol atan bir forvet öne çıkıyor.
Mbappé, Real Madrid'in sembollerinden biri; kulüp formasını taşıyan sıradan bir oyuncudan çok daha fazlası. Ancak Santiago Bernabéu tribünlerinin kendisine daha fazla oynama şansı verilmesini istemesini Espí hak etti; zira başkent Madrid'deki tek görevi Real Sociedad karşısında oynadığı dört dakikadan ibaret kaldı.
Buna karşılık, gol atma yeteneğini kanıtladıktan sonra Real Madrid taraftarının Espí'yi kendi sahasında görmek istemesi artık bir hak haline geldi; taraftarın Santiago Bernabéu'da oynanan maçlarda onun gollerini kendi gözleriyle görmeyi beklemesi de gayet doğal.
Vinícius'un uzun cezasının başlangıcına denk gelen Sevilla karşılaşması ve öncesinde UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki merakla beklenen Leipzig maçı, Espí ile Endrick'e takımda daha büyük bir rol talep etme kapısını açıyor.
Karar ise, ikisini nasıl ve ne zaman oyuna dahil edeceğini, her birine kaç dakika vereceğini belirlemesi gereken Mourinho'nun elinde.



