(Goal.com özel) R.Madrid, özlediği kupa için...

La Liga'da Barcelona'nın gerisinde kalan Real Madrid, Şampiyonlar Ligi'nde ne kadar istekli olduğunu tekrar gösterdi. Aslında her şey Temmuz 2010'daki bir diyalogda gizli...
Real Madrid, son maçında Sporting Gijon'a Santiago Bernabeu'da kaybederek, şahsi fikrime göre 5-0 kaybettiği Barcelona maçında verdiği ligin üzerine 'bira misali' bir cila attı. Ancak Real Madrid'in Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçında Tottenham Hotspur karşısında dün geceki hırsı gösteriyor ki Jose Mourinho ve tüm takım Avrupa'nın büyüğü olmayı artık tek hedef olarak seçmişler.

Temmuz 2010'da tüm takımı Jose Mourniho'ya emanet eden Başkan Florentino Perez, artık yıllardır kazanılamayan Şampiyonlar Ligi'ni her şeyden daha çok önemsiyor. Bu yaz Real Madrid'in devasa müzesini imzadan önce gezen Florentino Perez ve Jose Mourinho arasında geçen konuşmalar, aslında sezon başında da Şampiyonlar Ligi'nin daha öncelikli bir kulvar olduğunu ortaya koya nitelikte...

Başkan Perez ve Mourinho müzede ilerlerken Şampiyonlar Ligi kupalarının önünde durular ve Perez Mourinho'ya dönüp, "Onu çok özlüyorum..." der. Jose'nin cevabı ise kendinden beklenildiği gibi olur, "Ben de..." der. "Daha kazanalı birkaç gün olmasına rağmen..."

Jose Mourinho bu yaz takımın başına geçtiğinde kulüpte klişeleşmiş tüm şeylerin değiştirilmesinde önemli rol oynadı. Hatta Perez'in bazı 'ilginç' huyları dahi değişti. Takıma müdahaleleri ile ünlü Başkan, futbola finansal anlamın dışında artık karışmıyordu bile. Kulüpteki varlığından bu yana Başkan Perez, sırf Mourinho adına değişim yaşadı. Gerçekten kafası çok rahat ve takım ligde Barcelona'nın gerisinde kalmış olsa da Jose Mourinho'nun güçlü biri olduğunu çoktan anladı.  ve artık ondan beklediği yıllardır özlemi çekilen Şampiyonlar Ligi Kupası'nın kazanılması...

Dün akşam 4-0 ile geçilen Tottenham Hotspur karşılaşması, bu doğrultuda ilk aşama oldu. Esasında grup evresinden sonra oynanan Ol. Lyon karşılaşmaları, yılların getirdiği bir hesabı kapatmak adına bu hedefin ilk ayağı sayılabilir ancak dün geceki hırs ve istek, aslında bazı şeylerin Tottenham maçı ile başladığının da bir işaretçisi durumunda.

İngiliz basınının 'Aptal' olarak nitelendirdiği ve bir önceki turda Milan karşısında kariyerinin en etkili oyunlarından birini sahaya yansıtan Peter Crouch'un Şampiyonlar Ligi tarihinin en hızlı 'çifte' sarı kartlarından birini görmesi maçı Real Madrid tarafına hızla çevirse de sahaya yansıtılan oyun 11'e 11'de tamamlanmış çok farklı bir durum ile karşılaşmayacaktık. Maçın ardından Tottenham menajeri H. Redknapp "Sahamızda 5-4 kazanmalıyız. Neden olmasın?" dese de, aslında iş birmiş durumda. Artık Real Madrid için Londra'da gezilecek onlarca müze var...



Emmanuel Adebayor'un tüm takımın sahaya yansıttığı hırsın yanında farklı kazanılan maça verdiği büyük katkıyı geçmek mümkün değil. Tam burada, yine Jose Mourinho'nun takım oyuncularını nasıl harika bir şekilde motive ettiği ortaya çıkıyor. Karim Benzema, takım içinde yaşanan Jorge Valdano ve Mourinho kavgaları sebebiyle zaman zaman yedek kulübesinde otursa da, Adebayor'un takıma transferi ile 'artık sadece bana muhtaç değiller' diyerek adeta uynamış ve son haftalarda müthiş bir performans göstermişti. Bir önceki turda da bu performansının karşılığı olarak eski takımı Ol. Lyon'u Şampiyonlar Ligi'nin dışına iten Karim Benzema'nın yokluğunda ise Real Madrid'de kiralık oynayan ve 'burada kalmam gerek' mantığı ile sahaya çıkan E. Adebayor, Tottenham Hotspur karşısında harika bir maç çıkardı. Karim Benzema'nın rekabet ortamında 'ilk forvet' olmak istemesi ve Togolu Adebayor'un gerçek anlamda takımın oyuncusu olma çabasının beraberinde getirdiği takım içi rekabet ortamı ile beraber Real Madrid'in yararına olduğunu tekrar görmüş olduk.

Zaman zaman 'Real Madrid'in zayıf halkası' olarak gösterilen sol bek Marcelo'nun performansı, şahsi düşüncelerim adına beni bir kez daha yanıltmamış oldu. Daha önce Marcelo'nun gereğinden daha az değer gördüğünü söylerken onun geçmişte de ortaya koyduğu bu tarz performansları sık sık kanıt olarak gösteriyordum ve bu kanıtlarıma Tottenham Hotspur maçını da gönül rahatlığı ile ekleyebilirim. Kimseler Real Madrid sol beki için Tottenham forması giyen Gareth Bale'a 'hayır' demez ancak dün gece hem Marcelo'nun oyununa, hem de Bale'ın oyununa bakınca (Elbette tek bir maç ile Bale'ı değerlendiremeyeceğimiz gibi, tek maç ile Marcelo'yu da değerlendiremeyiz) 'Bale Dünyanın en iyisi olacak ama Marcelo...' ile başlayan cümleler kurmak mümkün olabiliyor.

Real Madrid, mükemmel gittiği Şampiyonlar Ligi sezonunda (şu ana kadar sadece 2 gol yedi ve Santiago Bernabeu'da maç kaybetmedi) Tottenham karşısında aldığı 4-0'lık galibiyet ile yarı finaldeki rakibini (Barça veya Shakhtar D.) beklemeye şimdiden koyuldu. Yılların getirdiği hasret sebebi ile bu kupa bu sezon tek gaye ve kazanılmaması için hiçbir sebep yok...

Son olarak, Londra'daki Charles Dickens müzesi gidenler tarafından çok güzel olarak lanse ediliyor. Real Madrid kafilesi maçtan önce ya da sonra bence oraya da bir uğramalı...

Oğuz Öztürk / Goal.com


Oğuz Öztürk'ün tüm yazıları