Bulgaristan'ın 93 Paris zaferi ve Fransa'nın 'kara' Kasım'ı...

Fransa için 1993 Kasım'ı, Fransa futbolu için en kara günlerden biri olarak adlandırılır.
Oğuz ÖZTÜRK
Diğer yazılarını görE-posta gönderTwitter'da takip et
17 Kasım 1993 tarihinde Fransa, Paris'te 1994 Dünya Kupası'ndan olmuş ve ülke, birkaç yıl daha sürecek olan futbol kavgasına tutulmuştu.

1993 yılının son günlerde Fransa futbolu ve milli takım, Cantona'nın, Ginola'nın ve Papin'in içinde bulunduğu kavgaya tutuşmuş, dışarıdan bakıldığında pek anlaşılmayan ancak herkesin bildiği bir 'PSG'liler, Marsilya'lılar' çekişmesi baş göstermişti. Efsane defans oyuncusu Desailly, Cantona ile anlaşamıyordu ve bu takım içinde yaşanan tek sıkıntı değildi.

ABD'de düzenlenecek olan 1994 Dünya Kupası'na geri sayım yapan Fransa, lider gittiği grubun son iki maçında İsrail ve Bulgaristan'ı beklemeye başlamıştı. Fransa'nın Dünya Kupası'na gidebilmek için 13 Ekim günü İsrail karşısında alacağı tek beraberlik yetecekti. Fransa'nın Paris'te kazanacağından kimsenin şüphesi yoktu. Fransa teknik direktörü Houllier, 'Dünya Kupası'na nasıl hazırlanacaklarına' dair demeçler verip kesin konuşuyordu. Medya hazırdı. Paris'in eğlence mekanlarında patlatılmayı bekleyen şampanyalar hazırdı. Ancak İsrail, Fransa'yı 3-2 yendi...

Fransa içindeki huzursuzluk, takımın galibiyeti alamayınca başlayan ıslıklar ile kendini göstermişti. Kulüpleşme o kadar yoğundu ki, Paris seyircisi top ne zaman Eric Cantona'ya gelse bu ismi ıslıklamıştı. Tek ıslıklanan Cantona değildi. Papin de nasibini almıştı. Fransa, o gün bir takım değil bireysel isimlerin ortaya çıktığı bir ulusal takım görüntüsü vermişti.

Fransa, Kasım ayında Bulgaristan karşısında alacağı bir beraberlikle yine Dünya Kupası'nı garantileyebilecekti. Tıpkı İsrail maçında olduğu gibi...

17 Kasım 1993 günü yine Paris'te, yine aynı futbolcularla, yine aynı senaryo yaşandı. Bu kez İsrail'in yerinde Bulgaristan vardı. Devre 1-1 sona erdiğinde Fransızlar korkmuştu. İkinci yarıda sahada yok gibiydiler. Gol yeme korkusu sebebiyle maçın son anlarında Ginola, kazanılan serbest vuruşta kısa oynayıp vakit geçirebileceği halde en uzak bölgeye topu şişirmeyi tercih etmiş, ve bu Fransa'nın sonunu hazırlamıştı. Bir anda hızlı atağa çıkan Bulgaristan, Emil Kostadinov ile ceza alanına girmiş, Laurent Blanc'ın saçını başını yırtmasına rağmen 2-1 öne geçmişlerdi. Bu gol, Fransa'yı Dünya Kupası'ndan etmiş ve İsveç ile beraber Bulgaristan ABD'nin yolunu tutmuştu.

Marcel Desailly, Bulgaristan maçından sonra yaşananları, "Tam anlamıyla yıkılmamıştım. Bu Bulgar yenilgisini açıklayabilecek cümleler bulamamıştım. Çok üzüldüm ama, yıkılmamıştım..." sözleri ile anlatmıştı.

Kaosta olan Fransa milli takımında o maçtan sonra sadece birkaç isim inançlarını kaybetmemişti. Aynı nesilden olan Lizarazu, Petit, Deschamps ve Desailly, Bulgaristan maçında öylesine yıkılmışlardı ki, 1998 Dünya Kupası'nın kazanılmasındaki baş aktörlerden bir tanesi olacaklardı. Karambeu, Barthez, Dugarry ve Djorkaeff gibi yeni isimler Fransa'nın çehresini değiştirmeye başlamış ve bu futbolcuların yanında Desailly, Deschamps, Zidane, Blanc gibi yıldızlar da takımın yeni iskeletini oluşturmuşlardı.

Oğuz Öztürk'ü Twitter'dan takip edebilirsiniz: twitter.com/oguzozturk