(Goal.com Özel) Mourinho'nun Real Madrid'i, Barça'yla arasındaki farkı kapatıyor

Son senelerde Barça tarafından saf dışı bırakılan Madrid ekibi, Jose Mourinho'yla beraber farkı kapatmaya yaklaşıyor.
Real Madrid için son senelerdeki Barcelona maçları Pep Guardiola'nın başarısından dolayı biraz yorucu geçse de, "Zidane'lar ve Pavon'lar" olarak tanınan planlamayı takip eden Madridista'lar için bu durum milyon kez daha gurur kırıcı. Bu politikanın başarısız olmasıyla Madrid'in tarihindeki bu dönem "Los Galacticos" olarak tanınacaktı. 

Real Madrid, son milenyuma La Liga'nın "ağababası" olarak girmişti; Barcelona onları ne tesis açısından, ne de futbol açısından yakalayabilecek durumda gözükmüyordu. Florentino Perez, Camp Nou'dan Luis Figo gibi bir yıldızı koparıp almış ve dünya futbol tarihindeki en pahalı transferlerden birini gerçekleştirmişti. Bu yıllarda, son derece büyüleyici olan bir politikayla karşı karşıya kaldı futbol severler: "Zidane'lar ve Pavon'lar".

Başkentin ve ülkenin en güçlü ekibi, dünyada en iyi veya en pahalı olarak gösterilen her futbolcuyu alabilecek gibiydi. Figo'dan sonra bu kişi Zidane olacaktı ve böyle bir transfer, altyapıdan gelecek oyuncularla desteklenecekti: Madrid altyapısından yetişen Raul, Guti, Iker Casillas gibi futbolcular süper starların yanında oynayacaktı. Bunlardan en "meşhuru" ise Francisco "Paco" Pavon oldu ve Perez'in "Zidane'lar ve Pavon'lar" projesi hayat bulmaya başladı. Güçlü transferlerin altyapıdan yetenekli gençlerle desteklenmesi... Kulağa tanıdık geliyor mu? Mesela İspanya'da son beş yılda üç Şampiyonlar Ligi kupası kazanmış bir takım? İpucu vermiyoruz.


Zaman nasıl değişti? | Zidane ve Luis Enrique bir Clasico'da

Figo'nun 11 yıl önceki transferinden sonra bugüne bakarsak, bu plan gülünç bir şekilde başarısızlığa uğradı. Madrid'in altyapısından çıkıp kendini kanıtlayan son futbolcu Iker Casillas oldu ki takımla ilk maçına Eylül 1999'da çıkmıştı. O zamandan bu yana, herhangi bir "Real Madrid altyapısı ürünü" başka takımlarda oynamak üzere takımdan ayrıldı fakat geri döndüler. Mükemmel Alvaro Arbeloa Liverpool'dan geri alındı (Gerard Pique ve Francesc Fabregas gibi), Jose Maria Callejon üç yıldan sonra Espanyol'dan döndü.

Bu arada Barça, ve İspanya, Carles Puyol, Andres Iniesta, Lionel Messi, Fabregas, Pique, Pedro, Bojan, Fernando Navarro, Sergio Busquets, Pepe Reina, Victor Valdes, Mikel Arteta, Thiago, Isaac Cuenca ve diğerleri sağ olsun, dünya futbolunu salladı. Satılanların -büyük kısmının- arkasında kendilerini göstermek için bekleyen başka oyuncular vardı ve büyük meblağlara geri alınmaları şart değildi.

Aynı dönemde Madrid de gelişim gösterdi ama bunu iyi kullanmayı başaramadı: Juan Mata, Alvaro Negredo, Borja Valero, Diego Lopez, Dani Parejo, Javi Portillo, Roberto Soldado, Javi Garcia ve Jose Manuel Jurado gibi yetenekler başka takımlarda parladı. Florentino Perez'in seçim kampanyası olarak kullandığı transfer vaatleri bu plana bir ihanetti.


Madrid'in altyapısından çıkıp kendini kanıtlayan son futbolcu Iker Casillas oldu ki takımla ilk maçına Eylül 1999'da çıkmıştı. O zamandan bu yana, herhangi bir "Real Madrid altyapısı ürünü" başka takımlarda oynamak üzere takımdan ayrıldı.


Ama, Madrid'in düşüşündeki zirve, 2010 Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yaptıkları zamandı -Jose Mourinho Inter'le kupayı burada kazanmıştı ve Barcelona'nın kupayı burada kazanması ihtimali yeteri kadar aşağılayıcıydı.

Şampiyonlar Ligi yarı finalinin ilk ayağında Wesley Sneijder, Mourinho'nun Inter'inde bir gol atıp bir asist yaptı. Hollandalı yıldız, Madrid'in 2008'deki şampiyonluğunda önemli bir futbolcuydu fakat Inter'e satılmıştı. Daha sonra hızla Avrupa futbolunun en büyük yıldızları arasına girdi. Inter ilk maçta Barça'yı Giuseppe Meazza'da yendi ve bunu Florentino Perez'in sattığı dört oyuncuyla yaptı: Samuel Eto’o, Walter Samuel, Sneijder ve Esteban Cambiasso

Arjen Robben ise Fiorentina ve Manchester United'a attığı gollerle turu getirdi ve Real Madrid'i elemiş olan Olympique Lyon'u kupanın dışına iten bir performans sergiledi. Cristiano Ronaldo'yla, Manuel Pellegrini'nin yönetiminde muhteşem bir performans sergileyebilecek olan Robben açıklanamaz bir şekilde Bayern Münih'e satıldı.


Mourinho'nun hakkı teslim edilmiyor. Bu dönemin "Zidane'ları" orijinal "Galacticos" kadar güçlü, genç takım oyuncuları düzenli olarak oynuyor ve Madridista'lar için hepsinden daha güzeli, Barça'yla Madrid arasındaki fark artık bir parmak kadar.


Daha fazla araştırdıkça durum daha kötü görünüyor. Madrid tarafından reddedilen Eto'o kulüp seviyesinde 15 kupa kazanırken Cambiasso da 15 koleksiyonuna 15 kupa kattı; Samuel 14, Sneijder ise altı kupaya sahip oldu. Robben, Madrid'den ayrıldıktan sonra üç kupa kazandı ve Sneijder'le beraber Hollanda'yla 2010 Dünya Kupası finaline çıktı.

Madrid ne Pavon'lar üretebilecek, ne de Zidane'ları takımda tutabilecek durumdaydı. Fakat artık Guardiola-Mourinho savaşına dönüşen (21 gol, 52 kart, dokuz kırmızı kart) Clasico'ların oluşturduğu tartışmalar bir kenara, Mourinho'nun hakkı yeterince teslim edilmiyor. Bu dönemin Zidane'ları orijinal Galacticos kadar güçlü, genç takım oyuncuları düzenli olarak oynuyor ve Madridista'lar için hepsinden daha güzeli, Barça'yla Madrid arasındaki fark artık bir parmak kadar.