(Goal.com Özel) El oğlu değildi, Keloğlu idi: Ahmet Keloğlu

Goal.com yazarı Ege Görgün, Hollanda'da yetişen ve 80'lerin futbol ikliminde hakkı pek verilmemiş gurbetçi futbolcu Ahmet Keloğlu'nu anlatıyor.
Türkiye’ye gelen kaliteli, altyapısı sağlam gurbetçi orta saha oyuncularından biriydi Ahmet Keloğlu. O kalibredeki bir futbolcunun değeri şimdi çok daha iyi anlaşılırdı aslında. Ama ne yazık ki o Türkiye’de futbolun yerlerde süründüğü 80’lerde ülkemize gelmişti. Kaliteden ve disiplinden yoksun Türk futbolu en iyi altyapıyı almış gurbetçi futbolcuları bile zamanla öğütüyordu o zamanlar. Bu öğütülüşün bir diğer sebebi de zaten çektikleri yabancılık yüzünden çekingen yapıda olan gurbetçi topçuların fazla sivrilmesine, var olan düzeni tehdit etmesine izin verme niyetinde olmayan takım arkadaşlarıydı.

15 Ocak 1962, Çorum doğumlu olan Ahmet Keloğlu Hollanda’ya 11 yaşında gitti. Babası işçilik yapmak üzere daha önce gurbete gelmiş ve sonunda kazandıklarıyla bir ev almayı başarınca ailesini de yanına getirtmişti. Futbola Türkiye’deyken de tutkun olan Ahmet Hollanda’da önce amatör takım Zwart Blauw’a girdi. Ardından salon futbolu maçlarında kendini göstermeye başladı. Onu bu maçlarda seyreden biri Ahmet’i Den Haag’ın genç takımının hocası Piet De Zoote ile tanıştırınca büyük macera başlamış olur.

Bir süre genç takımda oynadıktan sonra 18 yaşında Den Haag ile profesyonel sözleşme imzaladı Ahmet Keloğlu. Den Haag gurbetçileri tribüne çekmek için onu bir PR malzemesi olarak da kullanmaktan çekinmedi. Keloğlu’na gurbetçilere dağıtması için 200 bedava bilet verdi. Keloğlu Türk dükanlarını, kahvelerini dolaşarak kendinin ve takımını reklamını yaptı. Den Haag bu uğurda gazeteye ilan bile vermişti. Türk basınının da gözü Keloğlu’nun üstündeydi. Hollanda’da haftanın karmasına seçilmesi hemen bizde de haber oluyordu örneğin.

Galatasaray tarafından 20 yaşında Türkiye’ye getirilmeden önce Den Haag A takımının banko oyuncusu olmuştu artık. Sarı Fare Cruyff ile karşılıklı oynamış ender Türk futbolculardan bir tanesiydi. Ajax’ın 1981-1982 sezonunda Den Haag’ı 9-1 yendiği karşılaşmada takımının tek sayısını kaydeden de Ahmet Keloğlu oluyordu.

Den Haag’ın Nec’i 2-0 yendiği bir başka maçta ise Ahmet Keloğlu’nun attığı 2. gol Hollanda’da ayın golü seçiliyordu. Golcü bir oyuncu değildi Ahmet Keloğlu aslında. Sezon başına attığı tek tük golleri de uzaktan sol ayağıyla çektiği nadir şutlarla, frikikten ya da penaltıdan atardı. Teknik bir oyuncuydu ama sahada ayak basmadık yer bırakmayan türde orta sahalardandı. İnce yapılı fiziğine rağmen günümüz futbolunda aranan bir önlibero olabilirdi pekâla.

Ahmet Keloğlu önce 1982’de denenmek üzere getirildiği Galatasaray’da 2 sezon oynadı. 1984-1985 sezonunda Yusuf Altuntaş’a karşılık olarak stoper Ali Çoban ile birlikte Kocaelispor’a takas edildi. Keloğlu seyircinin hoşuna gidecek tarzda öne çıkan bir futbol ortaya koymazdı. O, Erhan Önal gibi stratejik bir görev adamıydı. Yeri geldiğinde oyun kurar, yeri geldiğinde takım defansının en mühim adamı oluverirdi. Takımın başarısı biraz da onun başarısına bağlıydı esasında. Seyircinin hoşuna gitmeyen bir diğer özelliği Keloğlu’nun soğuk duruşuydu. Seyirciyi gaza getiren, sahada hırs gösterileri yapan, hakemle ya da rakip oyuncularla didişen bir tarzı yoktu. Duygularını pek dışa vurmayan bir görev adamıydı. Ve bu görevi “Bu forma için sahada ölürüm” ben şovenizmi yapmadan yerini getirirdi.

Kocaelispor’un ardından Konyaspor ve Karşıyaka takımlarının formasını giyen Keloğlu, 1984’deki 8-0’lık İngiltere hezimetinde de milli takım formasıyla sahadaydı. Kısa A milli takım kariyeri ne yazık ki böylesi travmatik bir maçtan ibarettir.


Ege Görgün'ün tüm yazıları
Yazarı 'dan takip edebilirsiniz.