(Goal.com Özel) Unutturulan tek futbol ustası: Pozzo

Ali Murat Hamarat, iki Dünya Kupası birden kazandığı halde futbol bahislerinde adı geçmeyen İtalyan futbol dehası Vittori Pozzo'yu yazdı.
Tarihte iki Dünya Kupası kazanmış tek bir teknik direktör var: Vittorio Pozzo. Milyarları peşinden sürükleyen oyuna gönül vermiş, sevdiği oyunun gelişmesi için beynini yormuş adamlardan biri. Futbolun emekleme günlerinden çocukluğa geçiş dönemlerinde bir ulusu ayağa kaldırmış efsanesi. İşte zamanın ruhunu da özetleyen hikâyesi…

Pozzo 1886’da Torino’da doğdu. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Yirminci yüzyılın başında bir okul gezisi için İngiltere’ye gittiğinde kader ağlarını örmüştü, âşık olmuştu. Evet ilk aşkı futboldu. İngiltere’de Manchester Unitedlı Charlie Roberts ile Derby Countyli Steve Bloomer ile tanışmış, oyunun özüne dair araştırmalar yapmıştı.

Torino'nun kurucularından

Dil eğitimi için İsviçre’ye giden Pozzo, Grashoppers’da bir sene forma giydikten sonra doğduğu şehre döndü. 1906’da Torino’nun kurucularından biri olduğunda, henüz yirmisindeydi. Beş sene formasını giydiği Torino’yu 1912’de çalıştırmaya başladı. Aynı sene düzenlenen Stockholm Olimpiyatları’nda çalıştırdığı İtalya daha ilk turda Finlandiya karşısında havlu atmıştı. O maçı yöneten Hugo Meisl yıllar sonra en büyük rakibi olacaktı.

Pirelli için çalışmaya başlayan Pozzo, Birinci Dünya Savaşı koptuktan sonra İtalyan ordusundaydı. Savaş bile onu çok sevdiği Alplerden ayıramamıştı. 1924 Paris Olimpiyatları’nda İtalya’ya çeyrek final, bir sonraki Amsterdam Olimpiyatları’nda yarı final oynattı. Ağır ağır çıkıyordu merdivenlerden. Hasat zamanı yaklaşıyordu.

İlk Dünya Kupası


1929’da İtalyan Futbol Federasyonu onu millî takımın başına getirmişti. Ertesi yıl Dünya Kupası serüveni başlamıştı. Güney Amerika’daki Uruguay’a gitmek o zamanlarda çok zordu. Şampiyonaya katılan Avrupalılar Fransa, Yugoslavya, Romanya ve Belçika gemiyle Uruguay’a gitmişti. İtalya’nın da dahil olduğu bazı ülkeler turnuvaya katılmamıştı. Avrupa’nın devlerinin olmadığı turnuvayı da ev sahibi güle oynaya kazanmıştı.

Şampiyonaya gidemeyen İtalya, aynı yıl o zamanlar Avrupa’da moda olan Orta Avrupa Kupası’nın ilk sahibi olmuştu. Zafere giden yolda alınan bir iki kötü sonuçtan sonra takımın iskeletiyle oynamaya başlayan Pozzo, İtalya’nın on senedir kaptanlığını yapan Baloncieri’yi takımdan uzaklaştırmıştı. İşler ters gitse takımın başındaki geleceği tartışılacaktı. Onun İtalyası işte bu Orta Avrupa Kupası’nı kazanırken Avusturya ikinci oluyordu. Pozzo, Meisl’ı ilk kez geride bırakıyordu. Pozzo bir dizilişin peşindeyken, Meisl futbolun ilk harika takımını yaratmıştı. Birincilik ödülü Bohemya kristalindendi ve zaferden sonra yere düşünce tuzla buz olmuştu.

2-3-2-3

Ofsayt kuralının değişmesi üzerine Herbert Chapman’ın kurguladığı WM olarak da anılan 3-2-5 taktiğini uygulayan Pozzo, zamanla kendi sistemini geliştirmişti. En büyük rakibi Meisl 2-3-5 ile takımını oynatıyor ancak Avusturya Sindelar gibi bir maestro sayesinde çok hızlı, kısa pas ağırlıklı ve kişisel becerilere dayanan bir oyunla dikkat çekiyordu. Chapman ve Meisl’ın fikirlerinden etkilenen Pozzo, hem savunmayı kuvvetlendirmek, hem de takımını daha ofansif oynatmanın peşindeydi. Böylece Pozzo kendi sistemini ortaya çıkardı: 2-3-2-3.

13 Mayıs 1933’te iki deha Roma’da buluştu. İngiltere’nin başına bir maçlık geçen Chapman ile İtalya’nın kumandanı Pozzo. Maç 1-1 bitti. Chapman sekiz ay sonra öldüğü için ikili bir daha karşılaşamamıştı.

Pozzo'dan başarı bekleniyor

İtalya’da düzenlenecek 1934 Dünya Kupası’nda faşist iktidar kendi propagandası için mutlaka zafer bekliyordu. Pozzo’nun üzerindeki baskı çok büyüktü. Kurt hocanın bir şeyler yapması gerekiyordu.

O zamanlar vatandaşlık değiştirmek çok kolaydı. Bir millî takımda oynayan futbolcu, başka bir millî takımda da kolaylıkla oynayabiliyordu. İşte İtalya bunu çok iyi kullanmış ve vakt-i zamanında gemilerle Güney Amerika’ya gönderdiklerini geri almıştı.

1930 Uruguay Dünya Kupası’nın ikincisi Arjantin’in oyuncularından Raimundo Orsi ile Luis Monti İtalyan olup millî takıma alındı. Yine bir sonraki kuşağın temsilcilerinden Enrique “Enrico” Guiata ve Attilio Demaria da 1934 Dünya Kupası kadrosundaydı.

Çeyrek finale kadar her şey yolundaydı. Çeyrek finaldeki rakip İspanya ile 31 Mayıs’ta 1-1 berabere kalınfı. O günlerde penaltı atışlar olmadığından hemen ertesi gün maç tekrarlanmıştı. Karşılaşmanın Belçikalı hakemi Luis Baert’in yerine İsviçreli René Mercet atanmış ve kıyamet kopmuştu.

İspanyol kalecisi İtalyanlar tarafından açıkça itilip kakılırken bugün adına stadyum olan Giuseppe Meazza fileleri havalandırır. İspanyollar İsviçreli hakeme çılgın boğalar gibi saldırır ancak yapacak bir şey yoktur, gol verilmişti. Tek kale oynayan İspanya İtalyanları geçtiğinde Mercet’ye toslamıştır. Bariz penaltıları verilmez, golleri sayılmaz ve İtalya yarı finale çıkar. İsviçreli hakem o kadar taraflı bir maç yönetmiştir ki İsviçre Futbol Federasyonu tarafından futboldan ömür boyu men edilmiştir.

Eski düşmanlar yine karşı karşıya

Yarı final Meisl ile Pozzo’yu bir araya getirir. 1912’den beri bir şekilde karşılaşan ikili bu sefer yarı finalde buluşmuşlardır. Wunderteam pasa dayalı, hızlı futboluyla baş döndürmektedir. Pozzo’nun 2-3-2-3 sistemi adeta Meisl’ın oyun planını bozmak için üretilmiştir. Maçın hakemi İsveçli Ivan Eklind’dir. Yine tartışmalı bir gol İtalya’yı öne geçirir. Sindelar ve şürekâsını karşı müthiş bir savunma yapan İtalya maçı tek golle almasını bilir. Hakem her ne kadar İtalya’yı hafiften kollamışsa da, Pozzo Meisl’a karşı ağır basmayı başarabilmiştir. Bu arada gol, o Arjantinlilerden birinden gelir: Guiata.

Finalde Çekoslovakya 1-0 öne geçer. Arjantinlilerden Orsi maçı uzatmalara taşır. Arjantinlilerden Guiata ortalar, Schiavio İtalya’ya Noel’i erken getirir.

Pozzo kazanmıştır. Her ne kadar turnuvaya Benito Mussolini’nin gölgesi düşse de, o kazanmasını bilmiştir. Pozzo rejimin propaganda aracı olarak kullanmak istediği millî takımı baskıdan olabildiğine uzak tutarak başarıyla idare etmeyi başarır.  

1934 Kasımında İtalya, Highbury’deydi. FIFA ile olan anlaşmazlıklarından Dünya Kupası’na katılmayı reddeden futbolun beşiği İngiltere’ye karşı unvan maçındaydı. Çok sert geçen maçı İngiltere kazanmıştı. O maç Highbury Meydan Savaşı olarak anılacaktı.

Olimpiyat'ı da boş geçmedi

1936 Berlin Olimpiyatları finalinde yine Meisl’ın Avusturyası ile karşılaşılıyordu. İtalya bu sefer 2-1 kazanarak altına ulaşıyordu. Pozzo’nun ikinci kümede oynarken keşfettiği miyop Annibale Frosi, Avusturya’yı deviriyordu. Gözlüklü golcü hocasına şükranlarını olimpiyat altınını kazandırarak gösteriyordu.

Bir sene sonrasında Meisl ölünce Pozzo, adeta en büyük rakibini kaybetti. Meisl’ın olmadığı 1938 Fransa Dünya Kupası yine Pozzo’nun oldu. Avusturya, Almanya tarafından ilhak edildiğinden turnuvaya ancak Almanya kadrosunun içinde sınırlı sayıda katılabildiğinden devre dışı kalmıştı. Yarı finalde Brezilya teknik direktörü turnuvanın gol kral Leonidas’ı finale saklamaya karar verince İtalya Brezilya’yı rahat geçmişti. Finalde Macaristan’ı 4-2 yenen İtalya yine kupaya uzanmıştı. Finalden sonra Macar futbolcular bilerek yenildiklerini, aksi takdirde futbolcuların Mussolini tarafından öldürüleceğini söylemişlerse de, İtalya çok daha üstün bir oyun oynamıştı.

Faşist dönemin temsilcisi olarak görüldüğünden savaştan sonra 5 Ağustos 1948'de Pozzo görevi bırakır. 9627 gün millî takımı çalıştıran Pozzo 97 maçta 64 galibiyet, 17 beraberlik 16 mağlubiyet almıştı. Kazandığı iki Dünya Kupası’nı saymasak da, %65,97 galibiyet yüzdesiyle hâlâ İtalya tarihinin en başarılı teknik direktörü.

Torino'nun acı sonu


Sonradan gazeteciliğe başlayan Il Vecchio Maestro, Yaşlı Usta son maçlarında takımın nerdeyse tamamını oluşturduğu beş sene üst üste İtalya şampiyonu olan, doğup büyüdüğü, sonradan kurucusu, futbolcusu ve hocası olduğu Torino takımının yaşadığı uçak kazasından sonra cesetleri teşhis edebilen tek yürekli insan olmuştu. 4 Mayıs 1949 doğduğu kentin ve dolasıyla dünya futbol tarihinin yazgısı değişmiş ve 19 futbolcu kazada ölmüştü. Torino bir daha yükselemezken şehrin diğer takımı Juventus bir dünya markası olmuştu. İşte o kazada yok olan Torinoluları ağlayarak teşhis eden de Pozzo’dan başkası değildi.

Hayatı boyunca ailesinden birinin ona verdiği ve asla kullanmadığı İngiltere biletini cebinden çıkarmamıştı Yaşlı Usta. Faşist dönemin gölgesinden kurtulamadığından adına bugün bir stat bile yok. Oysa ki o iki Dünya Kupası kazanmış tek teknik direktör. Zamanın koşullarını lehine kullansa da, yepyeni bir sistem geliştirmiş gerçek bir futbol otoritesi. Her şeyden önemlisi de Mussolini’ye karşı belirli bir mesafede durabilmiş de bir insan. Antifaşist değildi ve hiç öyleymiş gibi davranmadı. Ama hiçbir zaman iktidar partisinin bayrağını sallayan bir yalaka da olmadı.  O takım Pozzo’nun İtalyasıydı, Mussolini’nin İtalyası değil.

Ali Murat Hamarat, Goal.com

Ali Murat Hamarat'ın tüm yazıları


Futbol dünyasından en son bilgilere ve son dakika haberlerine anında ulaşmak için Goal.com Türkiye Facebook sayfasına üye olun!